Gidemediğin yer, senin değildir

HOŞDERE 2’nin açılışında Sayın H. Tahsin Önalp ile karşılaştık.

Ayaküstü sohbet ettik.

Randevu istedim…

Sağolsun, bizi kırmadı…

Evine gittik, sohbet ettik…

Tahsin Önalp hayatta olan en eski otomotivci. Otomotivcilerin ağabeyi…

 

Tahsin Önalp, Atatürk‘ü görmüş…

“Atatürk 10. Yıl Nutku’nu okurken, 50 metre yakınındaydım” diyor.

Tahsin Önalpin Atatürkle olan bağı sadece 10. Yıl Nutku‘nu canlı olarak dinlemekle sınırlı değil.

O, “seçilmiş” bir öğrenci…

O günleri şöyle anlatıyor:

“30’lu yıllarda, Türkiye’de köprü yapmak bir problemdi.

Mühendis yoktu. Ara personel de…

Macaristan’dan gelen mühendisler köprü yaparlardı.

Eski Karadeniz yollarını görenler iyi bilir: Köprü; derenin, ırmağın en dar ye-

rine yapılırdı.

Çünkü, uzun köprü yapamazlardı.”

Tahsin Bey devamla:

“Yüksek Mühendislik Mektebi’nde okumak üzere Almanya’ya gönderildim.

Sadece ben değil… 3 sene arka arka­ya 30 kişilik gruplar halinde gittik.”

Tahsin Önalp, Almanya’da 12 sene kalır. Yüksek Mühendislik eğitimi görür.

Doktorasını yapar.

…Ve Türkiye’ye döner.

Bu arada “2’nci Cihan Harbi” patlak verir. Bu yüzden, Ankara’da üniversite kurulamaz.

Tahsin Bey‘i dinleyelim:

“Türkiye’ye döndüğümde çalışacak yer bulamadım.

Mühendislik okudum, doktora yaptım; iş bulamıyorum.

Kimse iş bulamazken, Karayolları Genel Müdürü bana ‘gel başla’ dedi.

30 lira yevmiye ile Karayollarında işe başladım.

Sonra, 35 lira yevmiye ile Elazığ’a maki­ne şefi olarak gittim.

Benimle konuşanlar şaşırırdı ‘hem dok­tor, hem mühendis olunur mu’ derlerdi.

O günler ‘yokluk’ günleriydi.

Elazığ Valisi Abdullah Paşa bize akarya­kıt tahsis ediyordu.

5 saat bekliyorduk benzin alabilmek için…

Sonra, Ankara’ya makine mühendisi şefi olarak döndüm…”

 

Tahsin Bey sonra Karayolları Genel Mü­dürü oldu.

Karayollarının ilk 10 bölge müdürlükleri­nin tesisinde rol aldı ve karayollarında “cid­di faaliyetler” başladı.

Tahsin Bey anlatıyor:

Gidemediğin yer senin değildir…

Halil Rıfat Paşa’nın lâfı.

Çok önemli bir lâf!..

1870’lerde söylenmiş.

Karayolları Genel Müdürlüğü’nün kapı­sında yazar.

Bu lâfın önemini anlamak için, Türki­ye’nin yolsuz durumunu bilmek gerekir.

48 senesinde karayollarına girdim, 65 se­nesinde şapkamı alıp çıktım.

Otomarsan’a 67 senesi başında geç­tim…”

Tahsin Bey, 12 Eylül 80 ihtilâlinde Ba­yındırlık ve İskân Bakanı oluyor.

3 yıl 8 ay 21 gün bakanlık yapıyor.

Tahsin Önalp, Otomarsanın ilk genel müdürü.

Kurucu Genel Müdür…

Ayrıca, bir başka önemli özelliği daha var:

Türk Williys‘de fabrika müdürlüğü yap­mış. Bu göreviyle birlikte Dr. Önalp otomo­tivin “ilk fabrika müdürü” olmuş.

 

Tahsin Önalp, Otomotiv Sanayi Derneği

(OSD)nin yayınladığıTürk Otomotiv Sana­yiinin Tarihsel Gelişimi” adlı kitabın yön­lendirme kurulunda çalışmış ve önsözünü de yazmış.

OSD Genel Sekreteri Sayın Prof. Dr. Er­can Tezer hocamızı aradım.

Sayın Tezer’in, Sayın Önalp için söyle­diklerini nakledeyim:

“Sayın Tahsin Önalp, uzun yıllar sanayiimize lider bir hizmet yaptıktan sonra Ba­yındırlık Bakanı olarak Karayolları’nın geliş­tirilmesinde çok önemli hizmetleri olmuş­tur.

Otomotiv sanayii açısından en önemli hizmeti ise, zamanının en çağdaş Trafik Kanunu’nun hazırlanması ve kanunlaşması gayretleridir.

83 senesinde hazırlanan bu kanun, Mo­torlu Taşıt Araçlarını belirli teknik mevzuata göre üretimi ve belgelenmesi ile bu araç­ların teknik yapılarının periyodik muayenelerle denetlenmesini çağdaş yön­temlere bağlamıştır.

Sayın Önalp, ilke ve yönetim tarzıyla ve de ülkeye yaptığı hizmetler, gençlerimiz için örnek olacak insanlardan biridir.”

 

Evet… Anlattığımız şahsiyet, Otomar­sanın ilk genel müdürü…

Otomotiv sanayiinin hayatta olan en eski mensubu…

Eski Karayolları Genel Müdürü…

Eski Bakan…

“Otomotiv üretiminde Türkiye,  40 senede bu seviyeye geleceğini düşünemedi” diyor Tahsin Önalp…

 

 

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

22-28 Ağustos 2005, Sayı: 397

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir