Otobüsçülük hep var olacak

TOFED‘in Ankara’da düzenlediği Ulaştırma Zirvesi’ne ben de katıldım. “Zirve” hakkında yazmayacağım. Haberleri gazetelerden okumuşsunuzdur. Zirve’nin ikinci günü yapılan Panel’den söz edeceğim.

Panelistlerden biri de ben idim. Hazırladığım sunumda ulaştırmanın genel durumunu ele aldım; yaşanan olayları, gelişmeleri yansıtmaya çalıştım. 2’nci el ihracatından söz ettim. Otobüsçülüğün geleceğinden söz ettim. Ana başlıklarıyla, yaptığım sunum şöyleydi:

 

ULAŞTIRMA GENEL DURUMU

2004 yılı şehirlerarası otobüs pazarı toplam 1.256 adede ulaşmıştır.

Otobüs işletmeciliği ana geliri bilet fiyatları artmamış, halta bazı bölgelerde gerilemiştir.

Otobüs işletmecilerinin en büyük gideri mazotun fiyatı ise yüzde 32 oranında (enflasyonun 3.5 katı) artmıştır. Diğer giderlerde de (personel, ikram, garaj, köprü, otoban, kasko, sigorta, bakım) en az enflasyon oranında artışlar yaşanmıştır.

Özellikle hava yollarının sefer düzenlediği hatlarda sefer sayıları düşürülmüştür.

Resmi istatistiklerde doluluk oranı yüzde 35-40.

Bakanlık yalnızca kalkış ve varış noktaları baz alınarak doluluk oranını tesbit ediyor. Aslında doluluk oranı, yüzde 65-70…

 

Nefer konuşuluyor? Taşıdığımız yolcuda para yok.

Yolcu var, para yok.

Otobüsçülük bitti.

Bu işin tadı kaçtı.

Kırıcı rekabet.

Otobüs fiyatına uçak…

Otobüslerin, önümüzdeki uzunca bir süre şehirlerarası ulaşımda ana taşıma unsuru olarak kalacağı bilinmekte.

Evet, havayolu payını arttırmalı ama, kırıp dökmeden.

Çünkü, uçakların çalıştığı hatlarda bilet fiyatları artmıyor, sefer sayıları düşüyor ve ana hatlardan çıkan olobüs çapraz hatlarda çalışmaya başlıyor.

Çapraz hatlarda da kârlılık ortadan kalkıyor.

Dinamo etkisiyle topyekûn bir çöküntü yaşanıyor.

Tüm hatlarda…

Güzel balkon yaparken ana taşıyıcı kolonların tahrip edilmemesine özen gösterilmeli.

Otobüsçülük tahrip edilmemeli.

Modlar birbirinin rakibi değil, birbirini

besleyen sistemler olarak dizayn edilmeli.

Önemli olan, uzun vadede kararlı bir sektör yaratmak.

 

2. EL İHRACAT

Burada, Avrupa ile rekabet edemememizin en önemli noktası şudur:

Kilometre…

Otobüs Türkiye’de yıllık 300 bin kilometre katederken, Avrupa’da ortalama 50 bin kilometre…

Avrupa’da otobüs 50 bin kilometre ile para kazanıyor.

Türkiye’de ise, 300 bin kilometre ile kazanmaya çalışıyor.

Dolayısıyla, fiyatta zorlanıyoruz.

 

GELECEĞE BAKALIM

Türkiye’de otobüsçüler 2004 yılında 275 milyon Euro yeni otobüs yatırımı (1.256 adet) yaptı.

Mercedes-Benz Türk ve Bayileri son iki yılda 135 milyon Euro yatırım yaptı.

Hoşdere-2 Fabrikası 18 açılışını, 18 Haziran’da Başbakan yapacak.

Bu yatırımlar, geleceğe güven demek. Türkiye’nin nüfus artış hızı düşse bile yine de artış var. Bunun getirdiği yolcu potansiyeli var. Yabancı turist artışı da etkili.

Sıkıntı, sadece yolcu paylaşımı değil. Pastanın büyüyebilmesi için, daha fazla seyahat edilebilmesi için ekonominin iyi olması lâzım.

İç ve dış turizmin gelişmesi, yolcuyu arttıracaktır.

Gelişen ekonomilerde kişi başı yolculuk sayısı artacaktır.

Önemli olan, ekonominin gelişmesidir.

 

Hiçbirşey yapmamak ve olanları seyretmek, bir yol…

Ancak; bu, çok tehlikeli bir yol…

İkinci yol; olabilecek değişimler için öngörü oluşturmak…

…Ve böylece, geleceğe önde varacak otobüs şirketlerinden biri olmak…

Yarın’ın yeni ortamları, rekabete çok yeni boyutlar getirecek.

yarın, bugünlere göre çok daha zor.

Ama, heyecan verici…

Tehditler var…

Fırsatlar da…

Geleceğin çok farklı olacağını bilmemize rağmen, geleceğin nasıl olacağını bilemiyoruz.

Yani, oyunun kurallarını kestirmek mümkün değil.

 

Zirve’deki panelde yaptığım sunum ana başlıklarıyla bu şekilde…

Türkiye gelişecektir!

Otobüsün önü açık…

Otobüsçü, daima var olacaktır.

Duygusallık değil, akılcılığı ön plânda tutan otobüs firmaları vâr olacaktır…

 

 

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

6-12 Haziran 2005, Sayı: 386

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir