Nur içinde yat Dayı!

DAYIMIZI kaybettik…

Garaj “Dayısını”

Bahçelievler de “Baba’sını kaybetti…

Selçuk Dayı, “renkli” bir simaydı…

“Garaj’ın önemli bir aktörü”ydü. “Mahallenin Babası”ydı.

Mahalleliyi birbirine kaynaştıran…

Mahalleliyi pikniklere götüren…

Mahalleliyi bir masa etrafında birleştiren insandı.

Cömertti Dayı!

 

Vâde gelince; ne 1 saat ileri, ne 1 saat geri…

Bu, Kuran-ı Kerim‘de de var.

Kuran-ı Kerim‘de herşey var.

Çıkarılacak çok “dersler” var.

Al-i İmrân Sûresi /185’inci âyet:

“Her canlı ölümü tadacaktır. Ve ancak Kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim Cehennem’den uzaklaştırılıp Cennete konursa, o, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Bu dünya hayatı ise, aldatma metâından başka bir şey değildir.”

 

KEFEN VE AMEL KİTABI

Ölüm üzerine yazmayacağım.

Kur’an-ı Kerim‘den yaşamla ilgili Isrâ Sûresi‘nden bir kaç ayeti -mealennakletmek istiyorum.

Isrâ Sûresi’nde yaşamla ilgili uyarılar ve kurallar var.

Âyet 25: “Rabbiniz sizin kalplerinizdekini çok iyi bilir.”

Âyet 34: “Yetimin malına, rüştüne erinceye kadar güzel bir niyetle yaklaşın. Verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü verilen söz, sorumluluğu gerektirir.”

Âyet 35: “Ölçtüğünüz zaman taslamam ölçün ve doğru terazi ile tartın.”

Âyet 37: “Yeryüzünde böbürlenerek dolaşma. Çünkü sen (ağırlık ve azametinle) ne yeri yaratabilir ne de dağlarla ululuk yarışına girebilirsin..”

 

Evet… Hayat, mücadeledir.

İnsan dünyaya bir kefen almak için gelir. Kefeni alıp, gider. Bir de kefenle beraber, hayattaki amellerini götürür.

Biz insanlar, cenaze törenlerinde gerçekle yüzleşiriz. İçimiz ürperir.

… Ve o anki duygularımızın etkisiyle “hayat, kalp kırmaya değmez” deriz.

Isra Sûresi Âyet 71: “Her insan amel defteriyle birlikte çağrılacaktır. Ve amel defterini okuyacaklardır.”

Âma tören sona erdikten sonra…

Aradan 1 saat geçince, tekrar hayatın içinde kayboluruz…

Dilerim bu yazı, sürekli düşünmeye sevkeder bizi.

Kefeni hatırlatır. Kefen ve amel kitabını hatırlatır.

Fussılet Sûresi / 51 ‘inci âyet:

“İnsana bir nimet verdiğimiz zaman (bizden) yüz çevirir ve yan çizer. Fakat ona birşey dokunduğu zaman da yalvarır durur.”

İbrahim Sûresi / 47’nci âyet:

“Allah mutlak üstündür. Kimsenin yaptığını yanına bırakmaz.”

 

Ölüm haktır. Her canlı ölümü tadacaktır.

Biraz da ölümü düşünerek birbirimizle yarışalım.

Çünkü nihai hedef, otobüsün doluluğu değildir. . Çok para kazanmak değildir.

Bunlar geçici şeylerdir.

Bu çerçevede, herkesin ilişkilerini gözden geçirmesini dilerim…


Ölümünden sonra evindeyiz…
Kapıcının karısı anlatıyor.

Bir gün kapıcının evini su basmış.

Dayı, kapıcının karısına “yavrum, çocuklarını topla gel. Bizde kalırsın” diyerek evini açmış.

 

Bilirsiniz; Dayı’ya Türkiye’den, hediyeler gelirdi.

Pastırma… Sucuk… Bal… Peynir…

Sandık sandık sebze-meyve gelirdi…

Hep mahalleliye dağıtırdı Dayı.

Âl-i İmrân Sûresi / 180’inci âyet:

“Allah’ın kereminden kendilerine verdiklerine cimrilik gösterenler, sanmasınlar ki o kendileri için hayırlıdır; tersine, bu onlar için pek fenadır. Cimrilik

ettikleri şey de Kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.”

 

Dayı, meşhur “Uyum Kooperatifi”nin de üyesiydi. Özal Dönemi’nin ünlü yapı kooperatifi…

Bakanlar, önemli bürokratlar, üst düzey komutanlar ve niceleri Uyum Kooperatifi‘nin üyeleriydi.

Uyum Kooperatifi’nin genel kurulları, bu havayı yansıtacak derecede gösterişli bir havada yapılırdı.

Genel kurulun yapıldığı yerin dışında üyelerin korumaları bir “ordu” gibi bekleşirdi.

Kooperatifte “muhalefet” yoktu.

Oylamada eller kalkar, gündem maddeleri “oybirliğiyle kabul” edilirdi.

Yine bir genel kurulda maddeler oylanıp “kabul” çıkınca, Dayı o heybetli cüssesiyle ayağa kalkıp “ben muhalefet ediyorum. Bu maddeye hayır” deyip yerine oturur. Tek başına!

Bir sonraki madde oylanırken yine “red” diye ayağa kalkar. Bu sefer arkasında 3 kişi daha vardır.

Bir sonraki maddede arkasındaki sayı 20’ye ulaşır.

…Ve bu hareket, Uyum Kooperatifi’ndeki “ilk muhalefet”tir.

Genel Kurul’da Divan Heyeti’ne bakarak konuşur Dayı: “Muhalefete de ihtiyaç var…”

 

Selçuk Dayı, Garaj’ın önemli aktörlerinden biriydi…

“Yönetime girmesi” istenir. Dayı, “olmaz… Yönetici olamam” der.

“Danışmanlık” teklif edilir.

Dayı “Ne yani, herkes benden akıl mı alacak? Yavrum, benim aklım bana yetmiyor.

Kime akıl vereceğim…

Hem danışman cukkasını cebime indirirsem Garaj bana ne diyecek? Kabul edemem!” der.

Nur içinde yat Dayı! Mekânın Cennet olsun…

 

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

27 Haziran – 3 Temmuz 2005, Sayı: 389

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir