Doğru Kararı vermek

ALİ SOYBAY ile konuşuyoruz…

Geçen sene…

9 Temmuz 2004…

Konu; havacılık şirketleri ve otobüsçüler.

Ali Soybay anlatıyor:

“Geçen sene uçak (THY) 156 milyon İstanbul – Antep… Otobüs, 40 milyon…

Bu yıl 30’a düştük. Uçak 79 milyon oldu.

Uçak 89 oldu, biz 40’a çıktık.

45 yapmak istediler, kabul etmedim…

Dün  bakan (Ulaştırma) TGRT’de anlatıyor. Trabzon’a giderken yanında 79 yaşında bir teyze varmış.

Sohbet etmiş.

Teyze ‘ilk defa uçağa bindim, artık otobüse binmem’ diye konuşmuş.

Bakan Binali Yıldırım ‘peki teyze, 89 milyon ödeyebilecek misin’ diye sorunca, teyze ‘4 oğlum var. Sırayla her biri bir bilet alır. Zaten yılda dört defa seyahat ediyorum’ der.”

 

UÇAK, OTOBÜS FİYATINA

Özel havayolu şirketlerinin yurt içi uçuşlarda giriştiği fiyat rekabeti, yolcu yoğunluğunun nispeten daha az olduğu gün ve saatler için daha da arttı.

Onur Air, İstanbul – İzmir arasında her gün yaptığı seferlerden ikisinin fiyatını 59 YTL’ye çekti.

Onur Air’in bilet fiyatları Kars hariç 59 YTL ile 89 YTL arasında değişiyor.

Atlas Jet’in pazartesi, perşembe ve cuma günleri gerçekleştirdiği indirimli Seferlerinde bilet fiyatları 69 YTL.

Bu firmanın diğer günlerdeki bilet fiyatı ise, 89 YTL.

Atlas Jet; kredi kartı ile bilet alımlarında 5 taksit imkanı sunuyor.

Fly Air, İstanbul – Trabzon arasında 69 YTL’lik fiyat tarifesi uyguluyor.

Gidiş – Dönüş ise 130 YTL.

 

Otobüsçülerle sohbetime döneyim…

İlhan Aksoğanoğlu anlatıyor:

“Kan alacak damar yok…

İş yok!

Taşıdığımız yolcuda para yok…

Para kazanılır, otobüs alınır…

2’nci el para etmiyor.

Tabii, otobüs alınacaksa, yerli otobüs alınır…”

Sinan Uzun anlatıyor:

“Otobüs ilk çıktığında, bizim millet beğenmiyor.

Sonra saldırıyor…

İşte fiyatlar.

Bu işsiz zamanda çıkması…

Eldeki arabanın düşük fiyatı düşündürüyor.

Para kazanılınca, araba fiyatına kimse bakmaz…”

 

Fındıkkale Sabri anlatıyor.

Sabri Karataş diyor ki:

“Komşum bizde, sohbet ediyoruz. Ben kirada oturuyorum.

Komşum ‘yahu Sabri Bey, hala kiradasın, neden  bir ev satın almıyorsun?’

deyince eşim lafa giriyor: ‘Sabri Bey’in ev alacak parası yok ama, otobüs alacak parası var.’

Bunun üzerine, sabaha kadar düşündüm…”

 

Düşün, Sabri Bey; düşün…

Biz bugüne gelelim…

Yine Sabri Bey anlatıyor:

“Yeni otobüs 600 milyar…

nasıl kazanacağız?

Bu otobüse farklı bilet kesebilir miyiz?”

Hacı Nasri İnanç anlatıyor:

“Otobüsçü yokuştu…. Yokuş çıkıyoruz. Düzlüğe çıkabilen kazanacak.”

 

Bugün itibariyle otobüsçü dertli.

Dertli, ama…

Otobüsçü istedi…

“Yüksek otobüs” istedi.

“Lüks otobüs…”

“Peron otobüsü…”

“Gösterişli” otobüs istedi.

Üreticiler de bu isteğe cevap verdi.

İstenen otobüs üretildi.

Tarif edilen otobüs üretildi.

İlla peron arabası…

İlla büyük otobüs…

Ekonomik otobüs var; olmaz!

İlla büyük otobüs…

Büyük otobüsün, fiyatı da büyük…

Masrafı da büyük…

 

Otobüsçü bir “geçiş süreci” yaşıyor.

Yeni Kanun…

Yönetmelikler…

Bir de yeni otobüsler…

Bilet fiyatları yerinde saydı; hatta, geriledi. Uçakların da baskısı oldu.

Mazot ve diğer masraf kalemleri arttı.

Yeni Yönetmeliklerin getirdiği “ek maliyetler” oldu.

Otobüs büyük ya…

Gösterişli otobüs istiyor ya otobüsçü…

Haliyle otobüsün değeri de…

Yatırım değeri de yükseliyor.

Yeni otobüslerle, yeni garajlarla kendini yenileyebilenlerin kaybettiği görüldü mü?

Otobüsçülük hep var olacak…

Bu şartlarda, en doğru kararı veren kazanacak.

 

 

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

14-20 Mart 2005, Sayı: 374

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir