Otobüsçülere dersler

OTOBÜSÇÜLER, “ÖTV’siz mazot” ve “uçak biletlerindeki indirim”i konuşuyor.

Türkiye için yeni ama, benzer politikalar Türkiye’de de, Amerika’da da var.

Özellikle “ucuz uçak bileti” konusunda.

Yalnız; düşük maliyetli havayolu şirketleri, maliyetleri kendileri aşağı çekiyor.

İnternet sitelerinde, olayla ilgili olarak ilginç yorumlar yapılıyor.

NetHaber’de Ertuğ Yaşar, “Otobüs Bileti Fiyatına Uçak!” başlığını kullandığı yorumunda havacılık şirketlerini anlatıyor.

Ertuğ Yaşar, olaya şöyle yaklaşıyor:

“Belli bir zamandır ABD ve Avrupa’da var olan ‘low cost airlines (düşük maliyetli havayolu) kavramının Türkiye’ye de gelmesini, ilk elde sevinçle karşıladık.

Ama, sadece ilk elde!

Çünkü, Türkiye içi hatlarda yeni uçmaya başlayan Fly Air ya da Onur Air gibi havayollarının gerçekten de ucuza mı uçacaklarını, yoksa sadece o havayı mı verdiklerini henüz bilmiyoruz.

Yani ‘giriş ücretsiz, ama çıkış için 100 lira alırız’ mantığını mı uygulayacaklar, henüz anlayamadık.

 

Hadi, şimdi size bir örnek verelim…

Örneğin dün, Oslo’dan Frankfurt’a uçtum.

Ryan Air ile ve sadece 29 Euro ödedim. Ya da TL ile, 50 milyon liradan az…

Şaka falan değil, gerçek… Halbuki; bu iki saatlik uçuşu Ryan Air değil de Lufthansa ya da Sas ile yapsaydım, sanırım en az 500 Euro öderdim.

Ama, bir ayrıntı önemli…

Uçağım, Oslo’nun bilinen bir havaalanından kalkıp Frankfurt’ta bilinen bir havaalanına inmedi.

Tersine, iki kente de çok uzak (otomobil ile neredeyse birbuçuk saatlik yoldaki) ücra bir havaalanına indik.

 

Peki, nasıl oluyor da iki havayolu arasında bu kadar fiyat farkı oluyor?

İşin daha da ilginç tarafı, biletlerini en az 500 Euro’dan satan Lufthansa gibi bir firmanın zarar etmesine karşın, biletlerini 29 Euro’ya satan Ryan Air’in her yıl kazancını arttırması!

Bildiğimiz birçok havayolu, ‘flag carrier’
denen ‘bayrak taşıyıcısı’dır. Yani,
ülkelerinin ‘resmi havayolu’dur. Türkiye’de
THY, Fransa’da Air France, Almanya’da
Lufthansa, Hollanda’da KLM, İtalya’da
Alitalia  gibi…

Bu şirketlerin çoğuna devlet ortaktır. Ne yazık ki, işletmeler hem çok ‘hantal’dır ve hem de hemen hep ‘zarar’ ederler.

Bu zararlar da, çoğunlukla devlet kasasından karşılanır.

Ama, yeni kurulan düşük maliyetli özel havayolları hiç de böyle değiller.

Acayip kazançlılar…

Her yerden pıtrak gibi çıkıyorlar…

Genelde Avrupa’nın kuzeyi ile, tatile gidilen güneyi arasında uçuyorlar. Bazen daha az kullanılan havaalanlarına iniyorlar. (Örneğin İstanbul’da Kurtköy Sabiha Gökçen Havaalanını kullanıyorlar.) Uçaklarında hiçbir şey beleş değil; yemek de, içmek de ayrıca paralı.

Ama herşey çok sade ve yalın…

Belki konfor yok ama ‘işlevsellik’ en üst düzeyde. Ufak bir örnek Ryan Air’den:

Bu havayolunda bilet yok.

Telefon ya da internet ile yer ayrılıyor. (Bunun anlamı, seyahat acentası komisyonu da olmaması.)

Size bir uçuş numarası veriyorlar.

Havaalanına geldiğinizde, uçağa biniş işlemi yapılan bölümde bilgisayar bile olmadığını görüyorsunuz.

 

Sadece adınızın ve rezervasyon numaranızın bulunduğu basılı bir liste. İşte hepsi o!

Size PVC kaplı bir biniş kartı veriyorlar,

Zaten yer numarası falan da yok!

Nereye istersen otur…

Bu kartı; uçağa binerken elinizden alıp, belki yüzlerce kere daha kullanıyorlar…

Bagajınız varsa, ufak bir etiket takıyorlar.

Hakkınız olan 15 kilo bagajı, bir kilo bile geçseniz, hemen ek ücret alıyorlar.

Bütün işlem, sadece yarım dakika sürüyor…

Uçaklar çoğu zaman dolu.

Zaten dolu olmayan hat, hemen kapanıyor.

Kazanç varsa, talep varsa oradayız…Yoksa, hemen hoşçakal!..

İşte, aradaki fark bu!

 

Şimdi ‘acaba bu mantık Türkiye’ye mi geldi’ diye kendimize soruyoruz.

Tanıtımlara bakılırsa, nerede ise THY’nin üçte bir fiyatına uçmaya başladılar.

Ama sanırız; tanıtımda kullanılan fiyatlar sadece göstermelik ve yerine getirilmesi çok zor koşula bağlı.

Yani, ayın belli bir günü yolculuk etmek falan gibi…

Umarız biz yanılıyoruzdur ve Türkiye de ucuz uçuşlarla tanışır.

Yine de bu uçaklara, alacağımız hizmet derecesini bilerek binmeliyiz.

Yoksa, şaşırır kalırız ve yolculuğu yaptığımıza yapacağımıza pişman oluruz.”

 

Ertuğ Yaşar’ın konu ile ilgili görüşleri böyle…

Umarız, otobüsçüler ders çıkarır…

 

 

 

 

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

7-13 Şubat 2005, Sayı: 369

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir