Sektör temsil edilmiyor

    GEÇEN hafta, televizyonda Demirel vardı.

Süleyman Demirel…

TV8’de Neşe Düzel ile söyleşisi vardı.

Demirel “tüm Türkiye bana geliyor” dedi. “Şikâyetler var.” Üniversiteye girememiş… Üniversiteyi bitirmiş, iş bulamıyor…

Çiftçi geliyor “buğdayın kilosunu 2003’te 350 bine sattım; 2004’te 250 bin…” diyor.

Üzüm; 2003’te 1 milyon 400 bin lira

2004’te 900 bin lira…

Demirel’e sorular geliyor: “Halk memnun değil ama, suskun. Bu, bağdaşabiliyor mu?” Demirel’den cevaplar: “Yüzde 35 oyla, yüzde 66 sandalye… Bunda yanlışlık yok! Ama, sağlıklı değil… Bu, neyi gösteriyor? Bir öfkeyi gösteriyor. Demokraside çarpıklık var. ‘Benim oyum nereye gitti’ diyen vatandaş var. Mesele bu…

10.5 milyon kullanılmayan oy…

Temsilde çarpıklık…

Bu suskunluk normal değil. Düşen enflasyon, artan ihracat, düşen faiz.. Siyasi istikrar devam ediyor! 17 Aralık’ta hükümet için müsbet hava ola­caktır.

Görülmüştür ki, yüzde 10 barajı yüksektir.

Bir seçim adaleti yok.

Ülkenin seçime gitmemesi gibi bir rahatlık içinde hükümet.

Mahkeme Kadı’ya mülk değil…

Önemli olan, sistemin doğru kurallarla işlemesidir.

Siyasi rejimin iki temel noktası; istikrar ve temsil…

Temsilin iyi yapılması gerekir.

Baraj, indirilmelidir.

Halk, barajları aşar.

Siyasi parti meydana getirmek zor iştir.

Siyasi parti, devlet ile halk arasında bir köprüdür.

Bu köprü sağlam ve işliyorsa…

Rejim işliyordur!

Bu parçalanmışlıktan bütünlük çıkar.

Her devir, kendi şartlarıyla gelir.

Devrin kadroları olur…

Biz, bunalımlar içindeydik.

Demokrasiyi oturtma dönemi kadrosuyuz.

Türkiye’de siyasi iktidarlar seçimle gelir, seçimle gider.

Biz, bunu başardık!

Hiç kimse, gelen iktidara dudak bükmeyecektir.

4-5 sene uzun zaman; dinamikler değişiyor.

4 yıl sonunda, siyasi panaroma değişiyor.

Dünya değişiyor…

İktidar demokrasilerde vardır.

Krallıklarda, diktatörlüklerde de iktidar vardır.

İktidar hep vardır, rejimi demokratik yapan muhalefettir.

Türkiye’de huzur, sükun ve istikrarın korunması önemlidir.

 

Ne diyor Süleyman Demirel? “Yüzde 35 oyla, yüzde 66 sandalye…” “‘Benim oyum nereye gitti’ diyen vatandaş

var.”

Demokraside çarpıklık var.”

“Temsilde çarpıklık…”

“Rejimi demokratik yapan muhalefettir.”

Demirel‘i izlerken sektör geldi aklıma.

Demirel Türkiye’yi anlatıyor, bizim sektörde sorunlar aynı…

Zaten bizim sektör de “Küçük Türkiye” değil mi?

Garaj, Küçük Türkiye değil mi?

 

Biz sektöre bakalım.

Sektörde toplantılar yapılıyor.

Bazı söylemler var…

Mücadele edenler var…

 

İbrahim Arttırdı birkaç haftadır köşesinde ilginç konulara temas ediyor.

Bir yazısında, Fikir-Sanat Eserleri Kanunu ve Yönetmeliği’ni yazıyordu.

Bazı “sıkıntılar” var.

Sektörü yakından ilgilendiriyor.

Otobüste veya yazıhanede radyo mu çalacaksınız, televizyon mu, video veya CD mi izleteceksiniz?

Bunlar için bedel ödemek zorundasınız.

İbrahim Arttırdı geçen haftaki yazısında da VI. Ekonomi Zirvesi’nden sözediyordu.

Zirveden izlenimlerini yazıyordu.

“Panelistler arasında; özel havayola sektöründen temsilci vardı… Özel denizyolu sektöründen temsilci vardı… Demiryolu adına sendika temsilcisi vardı… Devleti temsilen bakan ve müsteşarlar vardı…

Bir tek, karayolu yolcu taşımacılığı sektöründen temsilci yoktu!

Yolcu taşımacılığında en büyük paya sahip olan sektörden hiç bir panelist yoktu anlayacağınız…

Üzücü değil mi… Düşündürücü değil mi… Anlayacağınız, yine “yok” sayılmıştık, yine unutulmuştuk!” diyordu…

 

Bunları niçin anlatıyorum? Sektör temsil edilmiyor.

Sektör içi problemler, sektör içi çıkar çelişkileri var…

…Ve biz, sektör içi çekişmelere dalmışız. Bazı şeyleri gözden kaçırıyoruz. Gerçek sorunlar, İbrahim Arttırdı’nın savaştığı sorunlar.

Bunlar ortak sorunlarımız…

Tebrikler, İbrahim Arttırdı! Sektörü iki cephede de savunuyor. Tek başına…

Kendi çıkarı için değil, sektör çıkarları için nıücadele ettiği için, tebrikler ve teşekkürler İbrahim Arttırdı!

 

 

 

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

1-7 Kasım 2004, Sayı: 355

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir