Sağlam temel, sağlıklı çatı

     SEKTÖR dağınık…

Sektörde “birlik-beraberlik” söylemi var.

“Bir olalım; birlik olalım…”

Geçen haftaki yazımda, İzmir Toplantısı’nda konuşulanların geniş bir özetini vermiştim. Şimdi, oradan alıntılar yapayım…

BoyKoop Başkanı Sayın Hüseyin Kayapalı: “En büyük sorunumuz uçaklar…”

Sektörün duayeni Sayın Ali Osman Ulusoy: “….Federasyon kuralım ama, federasyondan başka çok önemli sorunlarımız var.”

Ege Bölgesi Otobüs İşletmecileri Dernek Başkanı Sayın Mehmet Niyazoğlu:

“….Önce dargınlıklar ortadan kalkmalı. Sonra birlik sağlanır.”

UATOD Başkanı Sayın Galip Öztürk:

“….Eski tereddütler var; biliyorum. Ben tek başıma, UATOD tek başına bunu gerçekleştiremedik. Muhalif ayağı var…”

Gaziantep Otobüsçüler Derneği Başkanı Sayın M. Saip Konukoğlu:

“….Birlik-beraberlik istiyoruz. Ama, iktidarıyla, muhalefetiyle birlik ve beraberlik istiyoruz.”

Ankara Otobüsçüler ve Acenteleri Dernek Başkanı Sayın Mehmet Çelik, geçen hafta GULEGÜLE’deki köşesinde şunları yazıyordu:

“..Sağlam bir temel üzerine, sağlıklı bir çatı… …. Gelinen bu noktada bizler kendimizde, ‘federasyon konusunu tekrar değerlendirmeye alma zorunluluğu’ hissettik.

Bizler kimsenin ne ‘konu mankeni’, ne de ‘vitrin süsü’ olamayız.”

TODER Başkanı Sayın Mustafa Yıldırım da, geçen hafta GÜLEGÜLE’deki köşesinde bazı sorular soruyordu. Şöyle:

“Kurulacak federasyon kimin federasyonu olacak?

Bireysel otobüsçülerin mi?

Taşımacı firmaların mı?

Otogar işleten çok ortaklı şirketlerin mi?

Federasyon, kimin menfaatlerini koruyacak?”

BOYKOOP üyesi, UATOD üyesi, TODER üyesi Sayın Sena Kaleli de, İzmir Toplantısından önce GULEGÜLE’de yayınlanan yazısında bazı tereddütlerden söz ediyordu.

Sena Kaleli yazısında “böylece firmaların bağımsızlığı dana kolay yok edilebilecek, kurum olmaktan çıkarılacak, gerekirse kısıtlamalar ve tahditler yapılabilecek” diyordu.

Evet…

Değişik görüşler…

Farklı bakış açıları…

Tereddütler…

Çıkar çelişkisi…

Güven bunalımı…

…Ve, birlik-beraberlik temennileri!

…Ve, kan kaybeden, geliri azalan bir sektör! …Ve, geleceğini şekillendirme sancıları yaşayan bir sektör!

Genel çerçeve, genel manzara bu!..

Dağınık bir sektör tablosu…

Umutlu ve umutsuz olanlar…

Gelecek korkusu yaşayanlar…

Bütün bu olumsuzluklara rağmen kimse “sağlam bir temel üzerine sağlıklı bir çatı”ya karşı değil. Bu sorunlar nasıl asılacak?

“Birlik-beraberlik” temennisi nasıl hayata geçecek?

Tabii ki “diyalog”la…

Önşartsız…

Müzâkerelerle…

Diplomasiyle…

 

“Diplomasi; bir mücâdele sanatı olduğu kadar, bir uzlaşma sanatıdır da…”

Evet… Bu söz; dışişleri eski müsteşarı, NATO eski daimî büyükelçisi Sayın Onur Öymen’in kitabından…

SİLÂHSIZ SAVAŞ / Bir Mücâdele Sanatı Olarak Diplomasi, Remzi Kitabevi yayınlarından…

Bazı alıntılar yapayım:

“….müzâkereleri dışarıdan izleyenler farklı izlenimler edinebilir, yanlış yargılara varabilirler. Zira; diplomatik görüşmeler ve temaslar yapılırken çok özel bir dil kullanılır…

….dışarıdan bakıldığında zarif sözcüklerle ifade edilen bu görüşler, çoğu zaman büyük ihtilâfların ve çekişmelerin işaretidir.

Örneğin; bir müzâkereden sonra yapılan açıklamada;

‘Çok açık ve samimi bir görüşme oldu…’

denilmişse; bu, genelde ciddi görüş ayrılıklarının olduğunu gösterir.

‘Yararlı bir görüş alışverişinde bulunulduğu…’

belirtilmişse; bu, çoğu zaman herkesin kendi görüşünü koruduğu şeklinde anlaşılmalıdır.

‘Zamanı geldiğinde bu konuda gerekli tedbirler alınacaktır…’ demek; genelde o meselenin çok uzun zaman alacağı, belki de hiç çözülemeyeceği anlamına gelir.

‘Sözlerinizi dikkatle dinledim…’ demek; genelde, ‘düşüncelerinizi paylaşmıyorum’ şeklinde de anlaşılır.

‘Görüşlerinizi çok ilginç buldum…’ denilmişse; bu, çoğu zaman ‘Bundan daha saçma bir fikir duymadım’ anlamına gelir.

‘Önerilerinizi üst makamlara bildireceğim…’ demek ‘bu konuda sizinle aynı fikirde değiliz’ ifadesinin kibarcasıdır. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün…

 

Kitaptan alıntılara devam edelim:

….dış politika değerlendirmesi yapılırken, görünüşlere aldanmamak gerekir.

Müzakere, diplomasinin temel taşı sayılıyor…

Diplomaside kural ‘özde kararlı, üslupta yumuşak’ olmaktır.

….Eğer o günkü koşullarda yapılacak müzâkerelerde başarı şansı azsa, müzâkereye hiç başlamamak, daha uygun koşulların oluşmasını beklemek, daha akıllıca bir yaklaşım sayılıyor.

Bir devletin ebediyen güçlü veya ebediyen zayıf olarak kaldığını tarihler pek yazmıyor.”

 

Diplomaside her şey kayda geçirilmelidir.

Sözler uçar, yazılar kalır… Esas kural, sorunların müzâkere yoluyla çözülmesidir.

“İyi niyet jestleri” denilen şey, çoğu zaman ulusal çıkarlardan tâviz anlamına gelmeyen bazı içi boş sözlerden veya davranışlardan ibarettir.

Yazıyı, Sir Winston Churchill‘in bir sözüyle bitireyim:

“Ne kadar geriye bakarsanız, o kadar ileriyi görürsünüz.”

 

 

 

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

18-24 Ekim 2004, Sayı: 353

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir