Kararlar siyasi ise…

     BU  sezonda, otobüsçünün geliri 3’te 1 azaldı. Otobüsçünün net kazancı azaldı.

Neden?

Otobüsçü, bilet fiyatlarına gerekli zammı yapamadı.

Uçağın baskısı…

Hızlandırılmış tren…

Tüm bunlar “psikolojik baskı” oluşturdu.

“Sektör içi rekabet” de bunda önemli rol oynadı.

…Ve otobüsçüler, fiyatları arttıramadı.

Bir de “mazot  konusu” var.

İşletme maliyetlerinde mazot, en önemli girdi kalemlerinin başında geliyor.

Mazot fiyatının artması, otobüsçünün net gelirini de düşürdü.

Bu, bir realite!

Başka realitelerde var:

Otobüsçünün net kazancı 3’te 1 azaldı.

Bu 3’te bir; mazot zammı, otogar çıkışları ve otoban köprü ücretleri idi. Geliri, bunlar yuttu!

Mazota, otoyollara-köprüye zam yapan hükümet… Kapı çıkışlarında ise, fiyatı İstanbul Otogarı belirliyor. Ona bakarak da il ve ilçe belediyeleri fiyat tespiti yapıyor.

 

ÖLÜ SEZON…

THY’de durum ne?

Genel Müdürü’nü hükümet tayin ediyor.

Bilet fiyatları sezonluk değişiyor.

Yaz sezonu yüksek… Kış sezonunda da, düşük fiyat politikası.

Kış sezonuna girdik ya…

THY Yönetimi, “Kış tarifesi”ne geçilmesiyle birlikte, uçak bilet fiyatlarında indirim yapacak.

Böylece “ölü sezon”u, kış mevsimini hareketlendirmeyi hedefliyorlar.

Bu doğru..

Ama biz, yaz “yüksek sezon”da “ölü sezon” fiyatlarıyla taşıyoruz.

 

Basında haberler yer alıyor…

THY, 51 yeni uçak ilâve edecek filoya.

Yıllık 12 milyonluk yolcu sayısını, 20 milyona çıkarmayı hedefliyorlar. 1.5 milyar dolarlık ciroyu 2.5 milyar dolara yükseltmeyi amaçlıyorlar.

Diğer yanda da özel havayolu şirketleri…

Ulaştırma Bakanı, gazetelere verilen ilânlarla destekleniyor. Ayrıca, yolcuya yönelik reklâmlar da başladı. Bu reklâmlardan biri “Memleketin Her Köşesi Yakın” sloganıyla yayınlanıyor.

Bir tarafta; karayolunda konvoy halinde giden TIR ve tankerin arasına sıkışmış otobüs resmedilmiş, diğer tarafta ise, göğe füze gibi çıkan uçaklarının resmi…

Yolcuya verilen mesaj; otobüs yavaş, biz hızlıyız.

Reklâma söylenecek birşey yok. Gayet başarılı…

Doğru bir reklâm…

Ama…

Bu alanda, eşit şartlarda yapılmayan bir “rekabet” var.

Otobüsün aleyhine, hava şirketlerinin lehine şartlar…

 Peki, otobüslerde kimler seyahat ediyor; uçakla seyahat edenler kim?

Türk Hava Yolları ile seyahat edenler belli.

Ya özel havacılık şirketleriyle seyahat edenler?

Bunlar, asgari ücretle çalışanlar mı?

THY yolcusuyla, özel havayolu şirketlerinin yolcuları asgari ücretle çalışanlar mı?

Hayır! Asgari ücretle çalışanlar otobüse yöneliyor.

Durum bu!

Fakirden alıp zengine vermenin İslam’da yeri yok.

Kardeşliğe de sığmaz.

Türkiye’yi mi uçuruyorsunuz, zenginleri mi?

Mesele budur!

 

PROMOSYON…

Otobüs bilet fiyatlarını, otobüsçü belirliyor.

Fiyatlar Ulaştırma Bakanlığına onaylatılıyor.

Yönetmelik “fiyatlar! 4 ay-6 ay değiştiremezsin” diyor. “Yüzde 20’den fazla indirim yapamazsın” diyor.

Ancak, bir uçak şirketi istediği promosyonu yapabilir.

Yani; Paris’e 100 dolara uçabilir; Adana’ya 1 milyon liraya uçabilir…

Bu, haksız rekabettir!

Üstünde durulması gereken konu budur…

Bir tarafta “miles-miles” diyerek “uçuş milleri”yle bedava yolcu taşıyor THY, diğer tarafta ise otobüsçü bir kişiye “misafir” bileti kesemiyor.

Asıl tartışılması gereken konular, bunlar.

Otobüsçüyü sıkıştıracaksın, havayolcuları serbest bırakacaksın… Olmaz! Anayasa’ya da sığmaz bu…

 

Şartlar hava şirketlerinin lehine, otobüsçülerin ise aleyhine…

Özellikle hava ulaşımında yakıt, önemli bir maliyet.

Otobüste de yakıt önemli bir maliyet unsurudur. Ancak biz otobüsçüler “giydirilmiş” yakıt alıyoruz, havacılık şirketleri “soyulmuş” yakıt alıyor.

“Giydirilmiş yakıt” içinde her türlü verginin bulunduğu yakıttır.

“Giydirilmiş yakıt”, 300 bin liralık mazotu milyon 850 bin liradan almaktır.

Mazota zammı koyan hükümet…

Vergiyi koyan hükümet…

Havayolu şirketlerinin yakıtından vergiyi çıkaran da hükümet… Yani, karar siyasi!

 

 

 

KONTAĞIN GÜCÜ…

 

Türkiye’de otobüsle ulaşımı kim tercih ediyor? Tabii ki, genellikle ortadirek.

Ya uçakla yolculukları?

Uçakla yolculuğu ise üst gelir grupları seçiyor. Hükümet; siyasi bir kararla otobüsle yolculuğun maliyetini arttırırken, uçakla yolculuklara “cazip avantajlar” sağlıyor.

Fakirden alıyor, zengine dağıtıyor.

Kanunlar, bir Kur-an’ı Kerîm Âyeti değil. Değiştirilebilir…

Siyasi kararlar da siyasi baskıyla değiştirilir. Halen geç kalmış değiliz.

Otobüsçü bir günde 550 milletvekiline, kabinenin bütün üyelerine, başbakana, meclis başkanına, parti il-ilçe başkanlarına ve delegelere rahatça ulaşır.

Siyasi karar”a “siyasi baskı” yapılabilir.

Türkiye’de, bütün partilerin toplam örgütünden daha fazla örgütümüz var.

Kontağın gücü çok büyük.

Ucuz uçuş Batı’da da var. Ama, devlet desteği olmadan. Uçak şirketleri maliyetlerini düşürüp ucuz uçuş imkânı sunuyor.

Doğrusu bu!

Ya bize de ucuz mazot veriniz, ya da uçak şirketlerine sübvansiyonu kaldırınız.

 

 

 

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

4-10 Ekim 2004, Sayı: 351

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir