Ben de kullanmıyorum

SABAH işyerinde gazetelere bakıyoruz…

Mustafa Dinçer gazetesini okurken birden başını kaldırdı…

“Şu habere bak, sanki otobüsçü!”

“hangisi abi?” “Baksana” dedi, “her telefonda ömrü kısalıyormuş…”

Mustafa Dinçer’in okuduğu gazete Milliyet idi…

Milliyet’teki haber, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın Pamukova’da meydana gelen çok ölümlü tren kazasıyla ilgili “vicdan muhasebesi”ni yansıtıyordu.

Gazetedeki haberde, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, görevinden şu sözlerle yakınıyordu:

“Her çalan telefonda benim ömrüm gidiyor. Bu makamdan oturan kimse, rahat oturamaz.

Hareket eden her şey, uçan, kaçan, yüzen hareket eden ne varsa bana bağlı.

Talipsi çoktur ama kimseye tavsiye etmem.

Tren kazasından sonraki 10 gün içinde meydana gelen trafik kazalarında 211 insan öldü, üzgünüm.

Bir insan dahi ölse yüreğim sızlıyor.”

Haber aynı gün, bir başka açıdan Hürriyet Gazetesi’nden yer alıyordu.

Hürriyet’teki haber “ben mi kullandım” başlığını taşıyordu.

“Yıldırım 38 kişinin öldüğü tren kazasında sorumluluğunun ne olduğunu sorusuna ‘o direksiyonu ben kullanmıyorum ki kardeşim. Adama standartları vermişiz, her şeyi vermişiz. Yapmıyorsa ne yapacaksınız’ yanıtı verirken ‘bu seferlerle ilgili olarak 600 kişinin imzası var”’ diyerek sorumluluğu makinistlerle kurum çalışanlarına yıktı.”

 

Gazetelerden bir haber daha:

“Binali Yıldırım; TCDD Genel Müdürü’nün görevden alınmasına ilişkin kararnameyi imzaladı ve Süleyman Karaman görevden alındı.” Bakan’ın görevden aldığı genel müdür tepkisini şöyle dile getirdi:

“Bu ülkede hangi araç 80 yerine 130 kilometre hızla gidip devrilince Genel Müdür suçlanmış?

Hangi belediye otobüsü kaza yapınca Belediye Başkanı görevden alınmış?”

 

Dönelim otobüsçülüğe, otobüsçülere…

Ama…

Konuya girmeden önce, sizi biraz geriye götüreyim.

12 – 14 Aralık 2003…

UATOD’un Antalya’da düzenlediği 1. Karayolu Ulaştırma Zirvesi…

Orada bir konuşma yapmıştım.

Konuşmamın bir yerinde demiştim ki:

“Otobüsçü; gecenin yarısında bir kaza veya arıza haberiyle sarsılan, gece zengin yatıp, sabah fakir uyanma korkusu yaşayan insandır.

Ama, yürekli insandır otobüsçü.

250 bin Euro verir, otobüs alır…

Önemli bir fabrika yatırımı kadar yatırımı, yollarda dolaştırır büyük bir cesaretle.

Bu cesareti hep içinde hisseden adamdır otobüsçü.

Ticaretin külhanbeyidir de…

Gönlü zengindir otobüsçünün…

Bu işi yapmak için para yetmez, her babayiğidin harcı değildir otobüsçülük.

Bu yüzden farklı insandır otobüsçü.

Ayrı bir karakter ister otobüsçülük.

Otobüsçünün yolu her zaman virajlı ve zordur ama doğru yoldur…

Yalnız adamdır otobüsçü…”

Toplantıda Bayındırlık Bakanı Zeki Ergezen ile Emniyet Müdür Yardımcısı Abdullah Bolcu da bir konuşma yapmış ve bazı gerçekleri dile getirmişti.

Bunları kaydetmiştim.

Yine konuşmama döneyim.

“Birşey daha üzülerek söyleyeceğim.

Sayın Bakanımız ve Emniyet Genel Müdür yardımcısı ne dediler? ‘Kara noktalar var, aynı noktaları ıslah ettik.’

Kaza raporunda ne yazar? ‘Şoför yorgun argın, dikkatsizdi.’

Yol kusuru, geometrik kusur yok.

Ama sayın Bakan der ki: ‘Bizde 500 kara nokta var.’

Herkes; bu kanayan yarayı iyi bilen, yaşayan bürokratlarımız bunu söyler, fakat raporlarında  yol kusuru yoktur.

Dedim ya; otobüsçü gece zengin yatıp sabah fakir uyanır.

Müteselsil kefiliz biz…”

 

Sayın Bakan da insan…

Zaten otobüsçü de insan! Hem de iyi insan…

Sayın Bakan’ın her telefonda ömrü kısalıyormuş.

Garip bir tesadüf; Bakan’ın bu konuşmasından iki gün önce, kadim dostum bir otobüsçü ağabeyimle sohbet ediyoruz.

Yeni otobüs alacakmış, onu konuşuyoruz…

Bir ara telefonu çalar.

Birden ses – soluk kesilir.

Neden sonra sevgili dostumun sesi çıkar.

Ben de konuşmalarına şahit oluyorum.

Anladım ki otobüsü kaza yapmıştır.

Sonra telefonu kapatır, bana döner:

“Allah’tan ölümlü bir kaza değil.

Olan mala olsun, cana olmasın.

Mal geri kazanılır, ama can asla!”

Ve…. Otobüsçü ağabeyim devamla:

“Bundan 15 yıl önceydi. Sabaha karşı yataktayım. Telefonun zili ile sıçradım…

otobüs kaza yapmış! Ölümlü kaza…

o an Latifim, bütün atletim terden sırılsıklam oldu. Kendimi yatağa attım, yatak ıslandı.

Ömrüm kısaldı…”

 

Sonuca gelelim.

Sayın Binali Yıldırım, Milliyet’te “her telefonda benim ömrüm gidiyor” diyor.

Doğru… Otobüsçünün de ömrü gidiyor.

Sayın Bakan Hürriyet’teki konuşmasında “ben mi kullandım” diye konuşuyor.

Doğru… kendisi kullanmadı.

Ama; firma sahibi de otobüsü kullanmıyor.

Fakat… Otobüsçü müteselsil kefil.

Direksiyonu kullanmıyor ama, o suçlanıyor.

Kazada suçlu olmasa da, tazminatı o ödüyor.

 

 

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

20-26 Eylül 2004, Sayı: 349

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir