Yapısal sorun var

SEKTÖRDE bir yakınma var. O da şu:

“Maliyetler yükseldi, herkes kontak kapatacak, firmalar kapanacak…”

Veya…

“Bu maliyetlerle bu iş yapılmaz.”

 

Ben, 30 yıldır bu sektördeyim.

Bu “nakarat” hep söylenir.

Söylenir ama, firma sayısı artar.

Otobüs sayısı artar, hiçbir şey azalmaz.

Bazıları bu sektöre girer, çıkar.

“Başkaları” hep olur.

Bu, “ekonominin gereği”dir. Ekonomi;  samimiyetiyle, duyguyla hareket etmez.

Ekonomi bir bilimdir.

… Ve piyasa herkesten büyüktür.

Piyasanın mutlaka “aktörü” ve “oyuncuları” vardır.

Oyuncuların da, bir “etkisi” hep olur.

Ama, piyasa herkesten büyüktür.

 

Olaya “garaj gözlüğü” ile bakarsak, bu iş yürümez. O zaman ne olur?

Karşına daha büyük bir firma çıkabilir.

Evrensel olmayan, kanunlara sığmayan, ekonomi kurallarına aykırı bir şey yapma şansınız yok.

İşte hükümet…

Bakan emretsin, enflasyon düşsün.

İktidar-muhalefet bir araya gelsin, enflasyon ortadan kalksın.

Yapılabilir mi? Yapılamaz…

Herkesin maliyetleri de değişik.

Anadolu’da çalışan bir firmayım ben.

10 otobüsüm var. 2 tane İzmir, 2 tane İstanbul, 1 Ankara, 1 Bursa, 1 Trakya…

yüzde 35 nasıl düşüreceğim bunu?

Servisim yok… Şehiriçi terminalim yok.

Bir terminale yazımı yazmışım, komisyon ödüyorum. Benim sefer başına yönetim giderim, diğer firmanın yönetim gideri ile bir değil ki…

Onun yönetim gideri 100 milyar, 100 sefer yapılıyorsa 1 milyardır sefer başına.

Benim yönetim giderim de 3 toplam milyar!

Senin biletin yüksek olabilir.

Ama ben, düşük biletle daha karlıyım.

Bir restoranı ele alalım. 50 tane masası var.

Her masa 4 sandalyeden 200 kişi.

Dolu mu her gün? Kapasite fazla!…

Kar etmek için garsonları mı çıkarsın?

20 masayı mı kaldırsın?

“Kapasite ne” peki?

Kapasite neye göre fazla?

 

Dönelim otobüsçülüğe..

Yazın boş otobüs var mı?

3 ay boş otobüs var mı?

İşte “tam kapasite” yaz aylarındadır.

Demek o kadar ihtiyaç var.

Kışın servisini kesebilirsin. Ancak yaza göre kapasiteyi korumak zorundasın.

Dükkan açık kalmak  zorunda.

Dükkanı kapatamazsın.

Dükkanı açık tutmanın maliyeti var.

İki olay vardır: 1, firmanın ömrü ve yaşaması; 2, karlı olması.

2 karar vardır. Ekonomik karar ve siyasi karar…

Her şeyi ekonomik kararla alamazsın.

O zaman kaybedersin.

Açık tutmak zorundasın dükkanı.

“Yok” diyemezsin. Servisini her zaman, her şekilde kesme şansın yoktur.

Para kazanmak değil mesele, müşteri kazanmaktır. Tek başıma para kazanmak bir şey ifade etmez.

Müşteri kazanmak için, her zaman  pazarda olmak gerekir.

 

Doğrudur, yoğun rekabet yaşanıyor, birim fiyatlar düşüktür. Tabii ki bilet fiyatlarının artması herkesin lehine. Ama, ekonomi bütün otobüs firmalarından daha büyük.

Piyasa daha büyük!

Bütün sektörlerde kriz yaşanıyor.

10 milyon dolar olan bir arsanın bedeli bugün 3 milyon dolar etmiyor.

Bir fabrika 20 milyon dolara maledilmiş, şimdi 5 milyon dolara alıcı bulamıyor.

Otobüs üreticisi de otobüsünü maliyetine satıyor.  Veya zarar ediyor.

Kamyon da öyle.

Binek de öyle… ve bir sürü firma var.

Bütün bu doğruları saptadıktan sonra başka doğruları da saptayalım.

Sadece Varan ve Ulusoy gibi iki güzide firmamız mı öz malla çalışıyor?

Peki, Has’ı, Özkaymak’ı, Nilüfer’i, Fındıkkale’si, Lüks Mersin’i, Doğu Kars’ı, Iğdırlı’sı?

… Ve buraya sığdıramayacağım onlarcası…

Özmalla çalışan, ama fiyat konusunda “rahat” çalışmayan o kadar çok otobüs firması var ki…

Önemli olan yapısal sorun.

Peki, çözüm ne? Çözüm, firmaların otorite tarafından denetlenebilmesinde.

Çözüm, “yapı”nın sağlam bir  temele oturtulmasında.

Çözüm için süratle AB kriterlerine ulaşmamız gerek.

Otobüs firması, bu işi yapabilecek yeterlilikte mi?

Hatta sahibi veya ortakları…

Toplumda itibar sahibi mi?

Bu işi yapabilecek yeterlilikte mi?

“Ehliyet”leri var mı?

Daha soracak o kadar çok soru var ki…

Önce sistemdeki “yapısal sorun” ortadan kaldırılmalı…

 

Avrupa birliğine hazırlanıyoruz.

Bilinmeli ki; AB’de yolcu taşımacılığı yapabilmenin 3 yada 5 otobüse sahip olmak gibi bir kriteri yok.

“Kişisel itibar”, “mesleki yeterlilik” ve “mali güvence” lisans almak için yeterlidir.

“Yapısal sorun”u ortadan kaldırmadan AB Kriterleri’ni yakalamadan sorun çözülmez.

 

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

6 – 17 Eylül 2004, Sayı: 347

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir