Telaşa Gerek yok

BİR uçak şirketi daha geldi…

Sayıları giderek artıyor.

Bin Ladin olayının oluşturduğu uluslarara­sı konjoktür…

Uluslararası imkânlar…

Âtıl uçakların getirdiği şartlar…

Uçak kiraları dolar üzerinden hesap­lanıyor.

1 Euro, 0.90 Dolar’dı.

Bugün Euro-Dolar paritesi 1.25 diyelim. Durum yarın tersine dönerse ne olacak? Otomatikman bilete yansıyacak. Onun için, otobüsçüler şunu yapmalı:

Bir; havayolu şirketleri artabilir; her il’e de sefer yapılabilir.

İki; bilet fiyatları da artmayabilir… Otobüsçü, duruma böyle bakmak zorun­da.

…Ve dönüp, kendi şirketine, maliyetlerine bakmalı…

İşletmeyi daha verimli hale getirebileceğine bakmalı…

Yeniden dizayn etmeli şirketini.

Sektör yönünden dizayna gitmeli.

Bu yeniden dizaynı, global anlamda makro düzeyde yapılan dizaynı mikro şirket anlamında yapmazsa, o dalgayı yakalaya­mazsa, o paralelde gitmezse sorun yaşar oto­büsçü.

Otobüsçü için ayrıca Kanun ve Yönet-melik‘in getirdiği bir dizayn meselesi de var.

Hepsi birarada şekilleniyor.

Şunu öneriyorum otobüsçüye:

Telâşa gerek yok.

Sakin olmak lâzım.

Sakin düşünmek lâzım.

Türkiye gelişecekse, otobüsçülük de gelişecektir.

 

Otobüsçülük geri gidemez.

Gitmesi mümkün değildir.

Bir de yolcu cephesine bakalım: Türkiye’nin nüfus artış hızı ortada…

Nüfus artış hızı düşse bile yine de artış var. Bunun getirdiği bir “yolcu potansiyeli” var…

Uçak bilet fiyatlarının ucuz olması, yolcuyu azaltmaz, arttırır.

Asıl önemli olan; hem uçak, hem tren, hem de otobüs için, taşıma için ekonominin iyi olması lâzım.

Sıkıntı, sadece yolcu paylaşımı değil.

Pastanın büyümesi için, yolculuğun fazla olabilmesi için, insanların daha fazla seyahat edebilmesi için ekonominin iyi olması lâzım.

Ya işi iyi olacak; seyahat edecek veya iyi ekonomide para kazanıp tatile gidecek, geze­cek…

Önemli olan, ekonominin gelişmesidir. Türkiye gelişecek…

Gelişen bir Türkiye’de havayolu şirketleri daha fazla pay alır.

Alsın…

Alacağı pay nereye kadar gider?

 

Amerika’ya bakalım:

Uçak şirketleri Amerika’da ne kadar pay almış?

Yüzde 10 civarında…

Türkiye’de yüzde 10 uçağa gidecekse, kalanı otobüsçüye yine yeter.

Uçağa giden pay, otobüsçülüğü kısa dönem için etkiler.

Ama; uzun dönemde nüfusun getirdiği artış, ekonomik durumun iyi hale gelmesiyle iş sahalarının açılması, istihdamın artması net­icesinde yolcu potansiyeli de gelişir.

Buna bir de turizmin gelişmesini ekleyelim.

Turizm taşımaları da artacak…

Bu açıdan baktığınız zaman, otobüsçülük iyi bir yöne gidecektir.

Türkiye gelişecektir!

Otobüsçülüğün de Türkiye’den geri kalması mümkün değildir…

İşin bir boyutu bu!

Olaya bir başka açıdan bakalım:

THY ile şu an Kars’a gidecekseniz, İstanbul-Kars yoktur.

İstanbul-Ankara, Ankara-Kars gideceksiniz

veya tersi…

Trabzon-Diyarbakır uçak seferi var mı?

“Çapraz seferler” şu an yok!

Çapraz seferleri, otobüsçüler yapmak duru­munda…

Zaten onu yapıyor otobüsçü.

Diğer tarafta; raylı sistem, yolcu taşımacılığı açısından hiçbir zaman kârlı değil. Dolayısıyla, “ciddi rakip” olarak görmemeliy­iz.

 

Havayolu şirketleri yarın fiyat arttırabilir. Bir de Maliye yönü var bu işin…

Vergi!

Vergi dediğin zaman…

Şimdi özel havacılık şirketleri yolcuyu ucuz taşıyor değil mi?

Nasıl ucuz taşıyor?

Uçak yakıtından vergi alınmıyor.

Yani, uçaklara ucuz yakıt veriliyor.

Bu ne demektir?

Bilet fiyatını devlet ödüyor…

Aradaki farkı devlet ödüyor.

Ya kendi şirketi olan THY’na ne yaptı devlet?

Fiyatlarını iç hatlarda yüzde 30, dış hatlar­da yüzde 20 indirdi.

Neticesi ne oldu?

87 trilyon lira net zarar!

Ne zaman bu zarar?

2004’ün ilk çeyreğinde…

Yani, üç aylık zarar!

Bu zarar nerden geliyor?

Bir; iç ve dış hat bilet fiyatlarında yapılan indirimler…

İki; döviz kurundaki yükselişler…

Döviz kuru bu kadar etkiliyse, özel havacılık şirketleri de hissedecektir bunu.

Yani, fiyatlar da artabilir orada.

 

 

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

26 Temmuz – 1 Ağustos 2004, Sayı: 341

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir