Sistemin vizyonu olmalı.

OTOBÜSÇÜLER kendilerini bir türlü eski alışkanlıklarından kurtaramıyor.

Daha önce de “sorun sistemde” diyerek, içinde bulunduğumuz durumu “net” ifadelerle ortaya koymaya çalıştım.

Sektörde herkesin çıkarları farklı.

Böyle olduğu için de, her an bir “çıkar çatışması” ile karşılaşıyoruz.

Nasıl önlenir bu?

 

SORUN ÖYLE ÇOK Kİ…

Geleceğe umutla bakmanın tek formülü “kurumlaşmak”tan geçiyor.

Dışımızdaki dünyada bu tür sektör sorunlarına “evrensel” ve “çok boyutlu” bakılıyor.

Kapısında beklediğimiz Avrupa birliği de sorunları anı mantalite ile çözüyor.

Sorunları “evrensel ölçüde” ele alamaz isek, daha uzun yıllar, aynı şikayetleri sıralar dururuz.

Mesela…

Türkiye’de sigorta çalışmıyor.

Aracımızın sigortası için gösterdiğimiz titizliği firmada çalışan elemanlarımıza göstermiyoruz.

Şoför sigortasız…

Muavin sigortasız..

Host – hostes sigortasız…

Büro hizmetlerindekiler de öyle.

Bir de “bireysel otobüsçüler” var.

Adamın, biraz birikmiş parası var.

Bağını, bahçesini satıyor.

Karısının, kızının altınlarını bozuyor.

Denkleştirip otobüs almaya çalışıyor.

Bazen parası yetmiyor, kendisine birkaç ortak buluyor ve modern teknoloji ürünü bir otobüs satın alıyor.

Otobüsünü bir firmaya sokuyor.

Sonra; geçiyor direksiyon başına.

Kazanç mı?

Kazanç yok…

Böyle  ticaret olmaz!

Bu sistemin “ciddi biçimde” ele alınması lazım.

Gerçi yeni yönetmelik ile “tedbir” aranıyor ama, şimdilik değişen bir şey yok.

Garajda; otobüs sayılan, 5-10 midibüsü olan firma sahipleri var.

Ulaştırma Bakanlığı’ndan belgelerini de almış…

İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de… bütün otogarlar veya terminallerde bir yazıhane bulup, tabelasını da asmış…

Bu araçlarla Türkiye’nin dört bir yanına “tarifeli  seferler” yapıyor.

Veya Anadolu’nun küçük bir ilinden kalkıp, İstanbul’a, Ankara’ya, İzmir’e seferler düzenleyebiliyor.

Kim”, “hangi kapasite”yle nerelere seferler düzenliyor?

Burada bir “kaçak” var!

Siz hiç, şehirlerarası yolculuklarda “otobüs” niyetine “midibüs” kullanan bir firmaya rastladınız mı?

Bunları Ulaştırma Bakanlığı’nın bütün birimleri biliyor.

Sistem böyle olunca, otobüsçülük nasıl yapılabiliyor?

“Bölgesel” ve “ulusal” diye bir kavram hiç hatıra gelmiyor…

 

DEVLETİN DENETİMİ

Kara Ulaştırma Genel Müdürlüğü; olaya iyi niyetle yaklaşıyor; “sistem” kurulması için çaba sarfediyor.

Ancak sistemi bozmak isteyenlere mücadele yeterli yapılamıyor.

200 koltuk kapasiteye sahip olan firma kuruyor.

Bu kapasite genellikle 70 – 80 milyarlık midibüslerle sağlanıyor.

Sonra kiralık otobüs çalıştırılıyor.

İşte, sorun asıl burada başlıyor.

Firma; kiralıklarla ilgili iş disiplinini sağlamakta güçlük çekebiliyor.

“kurumlaşma” isteği ise, hayalden öte bir anlam taşımıyor.

Yeni bir yapı oluşturulmalı.

Yani; durumu değerlendirip, hedef saptayıp “yeni esaslar” getirilmeli.

Avrupa Birliği”nin kapısında bu şart!

20 yıl öncesinin sorunlarıyla bugünü kıyasladığımızda, pek bir şeyin değişmediğini görürüz.

Meseleye “yapısal bir çözülme” olarak bakmalıyız.

Araştırılması gereken bir konu da bu…

Bunun bilinmesi lazım.

Türkiye’de otobüsçülüğü de, kamyonculuğu da bu anlayışla değerlendirmeliyiz.

Avrupa Birliği’ne girmek için yoğun hazırlık yapıyoruz.

Geçmiş 57’nci hükümet TBMM tarihinde görülmemiş bir hızla “Uyum Yasaları” çıkardı.

Ardından 58’nci ve 59’ncu AKP Hükümeti aynı titizliği sürdürdü…

Şimdi otobüsçülük sektörü açısından “geleceği şekillendirmek” zorundayız.

Bunun için, geçmişte ve bugün yaşadıklarımızdan “ders” almalıyız.

“Geleceğin fotoğrafı” çıkarılmaya çalışılırken, yaşadığımız tecrübelere ihtiyacımız var.

Hepsi tek tek değerlendirilmeli.

Gelecekte neyi hayal edersiniz?

Yaptığınız ve yapacağınız çabaların tümü, bu sorulara cevap olmalı.

Vizyon “zihinsel bir tasarım”dır.

Sektörün de bir “vizyon”u olmalı.

Sonuçta bu vizyon uygulamaya konulacak.

 

 

 

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

31 Mayıs – 6 Haziran 2004, Sayı: 333

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir