Otobüsçülük ve Demiryolları (3)

DEMİRYOLU mu Karayolu mu?

Veya; tren mi, otobüs mü?

Şu gerçeği kabul edelim:

Bu bir sistem meselesidir ve birbirini tamamlayıcı unsurlardır.

Alternatif değildir.

Aksini düşünenlerin yaşadığı “tedirginlik” kabul edilir gibi değil.

Olaya başka açıdan bakalım:

Medeniyet arttıkça, kültür, eğitim seviyesi arttıkça seyahat etme alışkanlığı da artar.

Otobüs işletmelerinin “yolcu bulamıyoruz” ya da “yolcu kalmayacak. Alternatif taşıma araçlarına dönüşüm var” mantığı bana göre yakın planda bir “tehdit” değil.

Otobüsçülerin, kendilerini standarda oturtması açısından bir fırsattır bu…

Tercih ediliyor olabilmesi için, katacağı hizmeti iyileştirmesi için bir fırsattır.

Buna, böyle bakmak lazım.

Gelişecek bir ekonomide, otobüse daha fazla ihtiyaç olacak.

 

LÜKS VE KONFOR

Bugün TCDD’nin yataklı Ankara Ekspresi 53 milyon.

9 Eylül Ekspresi ile Ankara’dan İzmir’e giderseniz, 54 milyon.

Kuşetli 21 milyon. İsterseniz 3 milyon lira verip örtü alıyorsunuz.

 

Bazı meslektaşlarımız da “vagon kiralayalım” diyor.

Kiraladığımız vagon, bugün kullandığımız 403’den, yarın 2005 model modern teknoloji ürünü otobüsten daha lüks olmayacak.

Hele 2005’te gelecek otobüs çok farklı olacak.

Bugün kullanılan 403, 10 yaşında bir araç.

10 yıl önceki teknoloji ürünü hem de… zaman içinde birtakım “iyileştirmeler” yapıldı. Konfor ve güvenlik açısından her ihtiyaca cevap veriyor…

bir de günümüz teknolojisini düşünün.

2005 yılında gelecek araç, çok daha farklı olacak.

 

TREN-OTOBÜS REKABETİ

Ankara-İstanbul arasında trenin otobüsle rekabet edebileceğini sanmıyorum.

Hem mesafede, hem saatte…

Hızlı tren olabilir ama, fiyatı da ona göre yüksek olacaktır.

Lüks yaparsanız, 100 milyon liraya yolcu taşımak zorunda kalacaksınız.

 

Olaya başka bir açıdan bakmak istiyorum.

Mesela Türk hava yolları ile uçacaksınız.

İstanbul – Atina…

Kural: Cumartesiyi Atina’da geçirme zorunluluğu ve maksimum 14 gün kalabilme kuralı ile 199 dolara bilet alıyorsunuz.

“Senelik ekonomik sınıf bilet alacağım” derseniz 437 dolar.

Bussines sınıf 500 dolar…

Olympic havayolları ile Atina’ya uçacak olursanız, cumartesiyi geçirme zorunluluğu var ve bilet 190 dolar.

Ancak minimum 4 gün kalmak istiyorsanız, bilet fiyatı 264 dolara çıkıyor.

Minimum 3 gün kalmak kuralı ile 330’a.

2 gün kalır iseniz, 363 dolara yükseliyor.

Yanlış anlaşılmasın, bu rakamlar gidiş-dönüş yolculuklar için…

 

TEK FİYAT OLMAZ…

Bütün bunlar bir “hesap” işi.

Ama bizde, otobüsçülükte tek fiyat var.

Hafta sonu…

Bayram…

Gece-gündüz…

Hep aynı fiyat!

Bu konuda bir çalışma yapılmalı.

Üstelik demiryollarındaki, havayollarındaki “sınıf farkı” da  düşünülmeli.

Demiryolları, gerçek maliyeti ile yolcu taşıyacak olsa, şu andaki yüzde 2’lik payını bile kaybeder. Demiryollarının bu lüzumsuz fiyat politikası yüzünden, karayolu yolcu taşımacılığı yapan otobüsler de kalite arttırılamıyor.

 

Demiryolları normal maliyetle yolcu taşısa, mesela bir Eskişehir-İstanbul arasında yolcu 12-13 milyon liraya taşınırken, bu en aşağı 35-40 milyon lira olacaktır. O hatta bu fiyata son derece kaliteli taşımacılık yapılabilir.

 

YANLIŞLIKLAR DİZİSİ

Türkiye’de raylı sistem dört dörtlük olduğu zaman, raylı sistemlerde uygulanacak fiyat, bugünkü politikalarla da yürümez.

Yatırım maliyetlerini kurtarmak için, mutlaka bilet ücretleri artacaktır.

Bırakın yatırım maliyetini işletme maliyetleri eklense, bilet fiyatları 5 misli artacaktır.

Dolayısıyla, otobüsçülüğün önü açılacaktır.

Otobüsçü bu demiryolları ile ilgili bu projelerin yanında yer almalıdır.

Ancak, işletmeye talip olması yanlıştır.

Bir büyük yanlışlık da, otobüsçülerin ödediği vergilerle demiryollarının sübvanse edildiğinin unutulmasıdır.

 

 

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

9-15 Şubat 2004, Sayı: 31

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir