Otobüsçülük ve Demiryolları (2)

      1950’lerden önce, Türkiye’de kara taşıma araçlarının gideceği yol yoktu.

Ancak at arabası ile gidilebilecek yollar vardı.1950’lere kadar olan dönemde demiryolu taşımacılarının payı suni’dir. Yine karayolu önemli bir paya sahipti.

Öyle veya böyle, yük de yolcu da taşınıyordu. O zamanki düşüncede; karayollarının yapılanmasında demiryollarının genişletilmesinin korkunç yüklü bir maliyet çıkartacağındandır.

Karayolları…

Ne yaptılar Türkiye’de?

Basit karayolu yaptılar.

Greyderi sürdüler, üstüne asfalt döktüler, oldu karayolu…

“Hiç olmazsa ulaşımı sağlayacak” bir karayolu yaptılar.

Türkiye’nin yola ihtiyacı vardı;

Demiryolu yapacak parası ise yoktu.

“Marshall planı” ve karayollarının geliştirilmesi ile araç satışlarına ilişkin suçlamalar sadece “dedikodu”dan ibaret.

Türkiye’de gidilecek yol yoktu…

… Ve zamanın şartları içinde “doğru olan” yapıldı.

Karayolu ağı genişletilmeye çalışıldı.

 

Bugün modern otoyolları, demiryolları ile mukayese ettiğiniz zaman maliyetlerde çok büyük bir fark  çıkmıyor.

Otoyollar pahalı…

Demiryolu yapımı da öyle…

O yüzdendir ki, AKP hükümeti otoyol yapımı yerine devlet karayollarını ıslah çalışmalarını başlattı.

Otoyollardan daha düşük maliyetli bölünmüş yollar yapıyorlar. Bu arada demiryolu ile ilgili çalışmalar da –her dönemde olduğu gibi- sürdürülüyor.

 

DEMİRYOLU ZARAR…

Demiryolu ile yolcu taşımacılığı, dünyanın her yerinde “zarar”dır.

Niye zarar?

Türkiye’deki demiryolu altyapısı son derece zayıf. Bu altyapıyı genişletmek ve yeni hatlar açmak son derece pahalı.

“Sanat yapıları” dediğimiz köprüler, geçitler demiryollarına “korkunç maliyetler” yükler.

Belirli bir güzergahtan geçmek zorunluluğu ve arazi yapısı maliyetleri daha da yükseltiyor.

Bir başka konu daha var.

Dizel lokomotiflere yolcu taşımacılığında, yolcu başına hesaplanan mazot miktarı, otobüsün neredeyse 3 katıdır.

Trende taşınan yolcunun adedi, yolcu başına yapılan maliyeti hesap ettiğiniz takdirde “çok az” kalır. Yani, bin yolcu taşıyacağına 300 yolcu taşıyor. Doluluk oranı tutmadığı için de, zarar ediyor.

Demiryolu taşımacılığı, ancak ve ancak yük  taşımacılığında karlı duruma getirir bir işletmeyi.

“Memleket ekonomisi için yolcu taşımacılığı demiryollarında” derseniz yanlış bir görüşe saplanırsınız.

Bir yanlışlık, başka bir yanlışlıkla düzeltilmek isteniyor.

Olay, ayrıca kazalara bağlanıyor. Deniyor ki, “karayolu yerine raylı sistem olsa trafik kazaları azalır.”

Asıl sorun karayolunda değil.

Gelişmiş ülkelerde karayollarında kaza oranı çok daha az. Türkiye’de sorun; “yol problemi”dir. Sorun; “çağdaş”, ve “uygun” bir yol olmayışı, “demokrasinin gelişmemesi”dir.

 

Bir başka cepheden de bakalım.

Trafik kazalarında asıl sorun, demokrasiyle ilgilidir. Demokrasi geliştiği zaman kazalar azalacaktır.

Trafik demek “paylaşım” demektir.

Sorumluluğu paylaşmaktır.

Demokrasi kültürü geliştikçe “paylaşım”, “sabır”, “birbirine tahammül” anlayışı da gelişecektir.

Üst yapıyla, kültürle ilgilidir olay.

Yolu düzgün yaparsan kazalar azalır.

Bu bir sistem meselesidir ve birbirini tamamlayıcı unsurlardır.

Alternatif değildir.

 

DEMOKRASİ KÜLTÜRÜ

Trafik güvenliğiyle ilgili, zamanın başbakanı 500 kara noktadan  bahsetti.bugünkü bayındırlık bakanı Zeki Ergezen bölünmüş yolun rehabilitasyonunda ve kara noktalarından bahsediyor, gerekliliğini ifade ediyor.

… Ve bütün kazaların, buradan kaynaklandığını söylüyor.

Bu da bir realite: Türkiye’de trafik işaretleri eksiktir, yollar hatalıdır.

Bunu da bakan söylüyor.

Trafik bir paylaşımdır demokrasiyle ilgili bir kültürdür.

Dolayısıyla, altyapı, mühendislik, yol, kara nokta….

Bütün bunları göz önünde bulundurmak gerekiyor.

Demiryolları, kazaları önlemek adınaysa, bu da mümkün değil.

Demiryolu kazayı önlemez.

Yolu yaparsın, düzgün yaparsın; ancak o şekilde kazayı önlersin.

 

Taşımacılar olacak, olmalıdır da…

Otobüsçülerin kendilerini standarda oturtması açısından bir fırsattır.

Haftaya bu konuda yazacağım…

 

 

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

2-8 Şubat 2004, Sayı: 316

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir