Yollar, yıllar ve Harley (1)

EVET… Yıllar ve Yollar!

Bir de Harley Davidson…

Harley Davidson, dünya çapında ünlü bir marka. Motorsiklet.

Harley Davidson bir yaşam kültürü.

Müşteriyle arasındaki ilişkiler açısından bir kültür, bir yaşam kültürü…

Harley Davidson’un, müşteriyle olan ilişkisi, dünyada örnek gösterilir.

Hatta, üniversitelerde de okutulur bu!

“Pazarlama tekniği” olarak da bir “model”dir.

Böyle bir noktaya erişen firma olmadığı ifade edilir.

Harley Davidson motorsiklet kullananlar özel kıyafetlerini giyerler, onlar için bir “yaşam tarzı”dır bu.

Öyle ki: koluna Harley’in dövmesini bile yaptırır.

Birbirine sıkı sıkıya bağlı insanların kurduğu “kulüp”ler vardır ve şirketleriyle ciddi bir ilişki içindedir.

 

MARKA YARATMAK…

Yıllar ve Yollar gecesini, belgeselini herkes anlatacaktır

Köşesinde yazacaklardır  tahmin ediyorum.

Ben belgeseli anlatmayacağım.

Bir başka özellikten söz edeceğim.

Asıl mesele şudur:

Mercedes Benz Türk’ün, Otomarsan’ın ve müşterilerinin arasında ilişki, bence Harley Davidson’dan daha büyüktür.

… Ve dünya çapında ders olacak niteliktedir.

Aradaki bağ, aradaki kültür, iletişim, sevgi, saygı –bütün kavgalara rağmen, bütün pazarlıklara rağmen, bütün problemlere rağmen- arada ciddi bir ilişki söz konusu.

Ciddi bir bağ var.

Bu öyle büyük bir bağ ki; mesela, bir Mercedes yöneticisi, çalışanı veya bir Mercedes-Benz bayii mensubu otobüsçünün memleketine gittiğinde hep el üstünde tutulur.

Baş tacıdır onlar…

Kurbanlar kesilir…

Hediyeler verilir…

Dahası var:

Antep’ten baklavası gelir.

Giresun’dan fındığı…

Eskişehir’den lületaşı biblosu.

Afyon’dan kaymağı…

Malatya’dan kayısı ve çerezi gelir.

Kars’tan kaz gelir, bal gelir; hatta, sarı balık gelir.

Konya’dan tahinli ekmek gelir…

Böyle bir bağ var otobüsçü ile Mercedes bayi ve çalışanları arasında…

Harley Davidson’ı anlatayım…

Harley Davidson batmak üzereydi.

Çünkü hem çok pahalıydı, hem çok demode motosiklet üretiyordu.

Ama, Harley Davidson bir “marka” yarattı.

Harley Davidson kullanan insanları “farklı insanlar” olarak tanımladı.

Onları bir kulüpte topladı.

Onlara bir “yaşam kültürü” aşılamaya çalıştı ve bu sayede “Harley Davidson’yaşam”  farklılık arzetmeye başladı.

Harley Davidson’ı kullanmanın bir “ayrıcalık” olduğu aşılandı.

Bu farklılığı yarattıktan sonra Harley Davidson düze çıktı.

Bugün en çok kazanan firmalar arasında. Halbuki; Harley Davidson’ın tekniği, BMW’nin çok altında.

Ancak bir BMW ile bir Harley Davidson yan yana geldiğinde kimse BMW’ye bakmıyor bile…

Müşterinin Harley’e bakışı bir “yaşam tarzı” olarak görülmeye başlandı.

Bir yaşam tarzına sahip olabilmek için bir Harley’e sahip olmanın gerektiğine inanıldı.

Bu ayrıcalığı edinmek için, insanlar motor almaya başladı.

Harley Davidson, çok “farklı” bir “marka” yarattı, bir “imaj” ortaya çıkardı. 20 sene önce batıyordu, bugün bir numara…

 

GÜÇLÜ BİR BAĞ

Bazıları hep “teknoloji” der.

Halbuki insan,  biraz da “duygu” istiyor.

İnsan, “bir yere bağlı olmak” istiyor.

Takım tutmak gibi.

Galatasaraylısı, Beşiktaşlısı, Fenerbahçelisi takımını iyi futbol oynadığı için mi tutuyor?

Bir inanmışlık, bir bağlılık var.

Ortada bir “ruh” var.

Araba kullanırken de böyle.

Bir markaya inanırsın.

O markanın teknolojisi ABS’si, CBS’i, Turbo S’i… Gelişen teknoloji içinde bunlar mutlaka olacak.

Ama, hiç mesele değil.

İnsana, oraya ait olduğunu aşılamak lazım.

Bir örnek size…

Hayatında 0 302 gibi “imaj yaratan”  bir marka görmedim.

Otobüsçünün 0 302’yle olan ilişkisini, gönül bağını belki bir Harley’ci Harley’le kurabiliyor.

Bunun dışında ne bir kamyona, ne bir otomobile ilişkinin böyle bir “bağ” duymadım, görmedim.

 

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

15-21 Aralık 2003, Sayı: 309

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir