M. Sadık Efe’nin ardından

ALLAH rahmet eylesin…

Mesleğin bir kaybı Mehmet Sadık Efe…

Gerçek bir kaybı.

Herkesin bildiği gibi “renkli” bir sima.

“Medeni” bir insandı.

“Mesleğin standardı”nı yükselten bir kişilikti Mehmet Sadık Efe.

Allah rahmet eylesin.

Çok anılarımız var.

Yasının tutulduğu bu günlerde, birkaç “anı” anlatacağım size…

 

EFE’NİN DİPLOMASI…

Vefatından iki hafta önce Mustafa Sarıgül’le birlikte Bursa’dan geliyoruz.

“Efe’yi arayalım” dedik.

… Ve aradık. “Nasılsın Efe” dedik.

Efe, “İdare ediyorum ya” dedi. “Nasıl olayım.”

Hal-hatır sorduk, lafladık…

Bir ara takıldım.

“Ya Efe” dedim, “bir diploma veremedin bana.”

“Bir diploma vermeyecek misin?”

“Tamam” dedi, “Sana bir diploma vereceğim.”

Efe’nin diploma hikayesi şu:

Mehmet Sadık Efe; Hac’ca götürdüğü hacı adaylarına, Hac’dan sonra Türkiye’ye dönmeden önce bir diploma verirdi.

“Şu bölgeden…

Şu doğumlu…

Şu isimde…

Şu tarihte hacı olmuştur…”

Altında “Efe turizm” damgasını ve Mehmet Sadık Efe imzası var.

Bunun için bir de “tören” düzenlerdi.

Bu işi “çok ciddi” yapardı.

Olay o kadar “ciddi” bir hal aldı ki, Efe’nin rakipleri, işi Milli Eğitim Bakanlığı’na şikayete kadar vardırdı.

“izinsiz diploma veriyor” diye.

Halbuki O’nun verdiği “diploma” değil, bir “belge”ydi aslında.

“Şık” bir düşünce…

 

HAYIR DUASI…

Bir anım daha var O’nunla…

Mehmet Sadık Efe bütün hacıları toplardı Mekke’de.

“Taht” dediği bir koltuğu vardı.

Tahtına oturdu.

Sonra konuşmaya başladı.

Konuşurdu… konuşurdu!

Sonra derdi ki “sizin verdiğiniz paralar yetmedi…”

Herkes şaşırır.

Homurdanmalar başlar “Acaba Efe daha fazla para mı istiyor” diye.

Sonra Efe, “para yetmedi; üstüne…” der, susar ve kalabalığı şöyle bir süzer…

Herkes “para mı isteyecek” diye düşünürken, o cümlesini “hayır duanızı istiyorum” diyerek tamamlardı…

 

Gerçekten renkli bir kişilikti Mehmet Sadık Efe…

Sektörden aldığı her davete uyardı.

Mercedes-Benz Türk’ün son Prag gezisinde de beraberdik.

Otobüsle bir tura çıkardılar.

1-1.5 saat süren uzun bir yolculuk…

Rehberimiz tanıtım yapıyor.

Bizler de hem onu dinliyor, hem de aralarda laflıyorduk.

Bir ara rehber sustu, mikrofona beni çağırdılar, bir fıkra anlatmam için.

Mikrofonu elime aldım, bir fıkra anlattım.

Ondan sonra dedim ki:

“Mehmet Sadık Efe buradayken bize söz düşmez. Asıl mikrofonun sahibi Efe’dir.”

Sonra Efe’yi mikrofona aldık.

O da çok güzel şeyler anlattı.

Fıkralar anlattı.

Kaynanasını anlattı.

“Depremde ölmedi” diye anlattı.

 

Intouro RHD’nin bir yemeği vardı.

Has Otomotiv’in Intouro RHD için düzenlediği son yemek.

100’ü aşkın sektör mensubu dostlarımızla Boğaz’da “balıklama” restorandayız.

Tabii, Mehmet Sadık Efe de davetliydi.

Restoranın ikinci katını kapatmıştık.

Dar ve çok dik bir merdivenle çıkılıyor. Efe geldi arabadan indi.

Koltuk değnekleriyle yürüyebiliyordu.

Efe o dik merdivenleri; kimseden yardım almadan, büyük efor harcayarak koltuk değnekleriyle çıktı.

Yemek başladı…

Mustafa Dinçer bir teşekkür konuşması yapmak için mikrofonu eline aldı.

“Hepinize teşekkür ediyorum. Ancak Mehmet Sadık Efe için özel teşekkür ediyorum. Bu dik merdivenleri büyük efor sarfederek çıktı; bizi yalnız bırakmadı, bizi şereflendirdi.”

 

Zor işleri “kara mizah”a dönüştürürdü.

İnsanın gönlünü alır, zor işlerin içinden kolayca sıyrılırdı.

Gerektiğinde, düşmanı ile dost olabiliyordu Mehmet Sadık Efe.

Nur içinde yatsın…

Sektörde “mesleğin standardı”nı yükselten bir kişiydi.

Çıtayı hep yüksekte tutu Efe!

… Ve bir marka yarattı.

Şimdi O’nun adıyla yaşayacak Efe Tur.

 

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

08-14 Aralık 2003, Sayı: 308

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir