2’nci el ihracatın önemi

TÜRKİYE’de yolcu taşımacılığı sistemi “otobüs” üzerine düşünülmüş ve kurulmuş…

Şehirlerarası yolculuklar…

Şehir içi servis taşımacılığı, hep otobüslerle yapılıyor.

Bu yüzden, ülkede otobüs sayısı fazla.

Bu yüzden Türkiye’de otobüsçülük, diğer ülkelerden “çok farklı” yapılıyor.

60’lı yılların başından beri, durum böyle.

Üstelik; bugün Türkiye, dünyanın önemli bir otobüs üretim üssü.

Önemli miktarda ihracat da yapılıyor.

 

Türkiye daha önce batı’nın bütün eski araçlarını topladı.

80’lerin sonları…90’lı yılların başı…

Eski araç ithali serbest bırakıldı ve bütün 303’ler Türkiye’ye geldi.

Türkiye bir “otobüs mezarlığı” haline getirildi. Halbuki, bu dönemde Türkiye’de otobüs üretimi de yapılıyor. Hem ihraç ediliyor, hem iç pazarda satılıyor.

İkinci el için de, durum böyle…

Türkiye’den ikinci el satışı, o gün – bu gün devam ediyor.

 

Bugün bütün Ortadoğu’ya, Afrika ülkelerine, Bulgaristan’a, Romanya’ya, Türk cumhuriyetlerine ikinci el otobüs satışı yapılıyor.

Ancak bazı “sıkıntılar” var.

Euro II, Euro III, Euro IV normları çıktı.

Avrupalı; teknoloji yenileyip, geliştikçe elindeki eski araçları ihraç ediyor.

Dönemsel olarak ihracat artıyor, 2’nci el otobüs fiyatı düşüyor.

Dönemsel olarak fiyatının arttığı da oluyor.

Bu dönemde ihraç edilen araç sayısı bıçak gibi kesiliyor.

Bu şartlar içinde, Türkiye 2’nci el araçları ihraç etmeye çalışıyor.

Olaya şöyle bakmak lazım.

Bu aracı satın alacak müşteri kim?

Bu müşteri nasıl hareket ediyor?

 

Müşteri, bir Avrupa’ya bakıyor, bir Türkiye’ye.  Bu ülkelerdeki aynı model aracın fiyatlarına ve kilometresine bakıyor.

Türkiye’nin avantajı “yakın” olması.

Yedek parça, özellikle kaporta aksamı ile ilgili parça cam, Türkiye’den kolay temin ediliyor.

Yürüyen aksam zaten kendi ülkesinden sağlanıyor. Çünkü Mercedes her yerde var.

Ama, aradaki mesele şu:

Avrupa’da 95 model bir aracın yaptığı kilometre 150 bin, 200 bin.

Toplam kilometre…

Türkiye’de ise; 95 model bir aracın yaptığı kilometre, 2 milyonun üzerinde.

İkinci el satışlarında, kilometre  çok önemli bir etken.

En önemli nokta bu.

Biz Avrupa ile rekabet edemiyoruz.

Neden?

Çünkü oradaki araç tertemiz, pırıl pırıl.

Üstelik, kilometresi az.

Benim aracımın kilometresi fazla.

Bana da talep var ama “fiyat kıyaslaması” yapılıyor kilometre bazında.

 

BİR KOYUP ÜÇ ALMAK

Burada bir “destek” olmalı.

Hem fiyatta, hem araca yaklaşımda…

Dolayısıyla ihracatın teşvik edilmesi ve desteklenmesi gerekir.

Türkiye ekonomisi için gerekir.

Neden?

Öncelikle devlet; yaptığı teşviğin karşılığını, yeni satılan araçtan KDV’si, istihdama katkısı da var…

İç piyasadaki hareketlilik ve “güvenli yolculuk” adına yeni teknoloji, yeni güvenlik unsuru ve tekniği ön plana  çıkmış her türlü donanımı haiz araçların peronlara girmesi, şehirlerarası, yollarda artması da bir başka avantaj!

Ki, eski aracın satılmasıyla kazanılacak dövizin, bir de yedek parçanın –özellikle kaporta aksamı üzerindeki yedek parçanın- döviz gelirlerine katkısı var.

Üstelik “devamlılık” da olacak.

Tekrar ediyorum:

Burada, Avrupa ile rekabet edemememizin en önemli noktası şudur:

Kilometre…

Avrupa’daki araçla, Türkiye’deki araç arasındaki kilometre farkı…

Bir’e, üç-beş fark var…

Dolayısıyla fiyatta zorlanıyoruz.

Onun için, bu kilometre farkının fiyata yansıması gerekir. Yani, fiyatı düşürmeliyiz.

Çünkü müşteri böyle hesap yapıyor.

Bu hesabı, devletin “teşvik” olarak değerlendirmesi lazım.

Kilometre itibariyle ne kadar fiyat düşüyorsa, devlet bu miktarı teşvik olarak ödemeli.

Bu devlet için bir “yatırım”dır. Devlet, “tüccar gibi” yatırım yapmış olacak.

Devlet nerede kazanacak?

İhraç edilecek eski aracın yerine, satılacak yeni aracın sadece KDV’si, verilecek teşvikin üç misline eşit…

 

2’nci el araçların ihracı desteklenmeli. Avrupa ile aradaki fark rekabet edilebilir seviyeye getirilmeli.

2’nci el otobüs ihracatıyla ilgilenen herkes için böyle bir destek “hesap işi”dir.

Bir koyup üç alma meselesi…

Yukarıda gerekçelerini sıraladım.

İkinci el ihracatı konusunda devlet destek verirse, bir koyup üç almış olacak.

Türkiye rahatlayacak…

 

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

29 Aralık 2003-4 Ocak 2004, Sayı: 311

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir