Yalnız otobüsçüler mi suçlu?

TRAFİK kazaları evrenseldir. Ve tamamen önlenmesi mümkün değildir.

Ancak toplum bilinci ile en aza indirilebilir.

Türkiye’de trafik kazalarında her gün ortalama 30 kişi ölmektedir.

Bu insanlar T.C. devletinin değerli evlatları değil midir?

Tek kazada 30 kişi ölünce tüm Türkiye ayağa kalkıyor.

Ancak gündem, yerini İstanbul seline, Kıbrıs it dalaşına, TBMM başkanlık seçimine bırakıyor.

Ulaştırma Bakanlığı’na bağlı faaliyet gösteren yaklaşık 6 bin şehirlerarası otobüslerde, 500 bin kontrolde (otogar çıkışları) 8 alkollü vaka tespit edilmiş.

Oysa ki Türkiye genelinde 1997 yılının ilk 7 ayı içinde toplam 37 bin sürücü alkollü yakalandı ve sürücü belgeleri ellerinden alındı.

Türkiye’de yol; hem şehirlerarası, hem tarım hem de turizm yoludur.

Otobüs şoförü, bu yolu herkesle paylaşmak  zorundadır. Otobüs sürücüsü “0 promil” alkolle otobüs kullanırken – ki bu doğrudur- aynı yolu paylaştığı özel araçlar, “50 promil” alkolle yola çıkabilmektedir.

Canavarın kol gezdiği yollarda şehirlerarası otobüs işletmeleri 24 saat hizmet verirken, otobüs içi 40 yolcunun denetimi, trafik denetimi, firma denetimi, medya denetimi ile en şeffaf çalışan sektördür.

Bu sektör, teknik olarak dünyanın en iyi emniyet sistemleri ile donatılmış son model araçlar kullanmakta olup, Türkiye şartlarının en iyi şoförlerini istihdam etmektedir.

Türkiye’deki kazalarda yol kusuru yüzde 3’lerde iken, batıda yüzde 20’lerin üzerindedir.

Acaba Türkiye’deki yollar, batının yollarından daha mı iyi?

Türkiye’deki kazaların yüzde 53’ü iki yönlü karayollarında çarpışma şeklinde meydana gelmekte, trafik kazaları sonucu ölümlerin yüzde 10’u ilk 5 dakikada, yüzde 50’si ilk 30 dakikada olmaktadır.

Aynı tür kazaların oluştuğu ve “kara nokta-ölüm yolu” adıyla anılan yollar mevcuttur.

1997 istatistiklerinde Türkiye’de 130 bin otobüs olduğu ve her 100 otobüsten 15’inin kazaya karıştığı  tespit edilmiştir.

Ancak şehirlerarası otobüslerin sayısı 6 bin olduğu ve denetlendiği halde, diğer eski olan 124 bin otobüs denetlenmemektedir.

Eski araçlar trafik dışı bırakılacaksa, ihracatı düşünülmeli ve gerekirse ihracatı teşvik edilmelidir. Bütün bu gerçekler ışığında, trafik kazalarının faturasının sadece bu sektöre kesilmesi, biraz da Türk aydın-yönetici-politikacı-medya v.s. “yüzeysel”, “günlük çözüm”, “durumu idare etme” sendromunun sonucudur.

Bölünmüş yol yapımına süratle başlanmalı, yapımı devam eden yollar bitirilmelidir. Özellikle kara noktalarda, etkili, acil yardım sistemi kurulmalı ve kara noktalar ıslah edilmelidir.

Ülke genelinde trafik bilgi bankası kurulmalı, eğitime daha büyük önem verilmeli ve aynı zamanda eğitim, cezalarda tavizsiz olarak desteklenmelidir. Denetim, gerekli ama yeterli değildir.

Denetimi yapacak birim, hangi kadroyla ve hangi imkanlarla yapacak?

Burada halkın tepkisi önem kazanmakta ve polise-firmaya, halkın şikayet ve uyarıları yardımcı olmalıdır.

Firma kapatma düşüncesi, tarihteki “Okullar olmasaydı, Maarif bakanlığı daha iyi yönetilirdi.” Anlayışının bir uzantısıdır.

 Firma kapatma yerine, iyileştirilmesi gerekmektedir.

Siyasi otoritenin tercihi, kısa dönemli bir çözüm olmamalıdır. Bütün bu olumsuzluklara rağmen bu sektörde faaliyet gösteren firmalar olarak bizler daha duyarlı, aha kontrollü, daha seçici ve daha dikkatli olmak zorundayız. Önce kendi sorumluluklarımızı bilelim. Kurallara ve başkalarının haklarına saygı gösterelim.

 

BUGÜN DEĞİŞEN NE?

Bu yazı ve yazıda sözü edilen olaylar sizi şaşırtmasın… 6 yıl öncenin gündemi ışığında ele alınmış bir yazı.

GÜLÜGÜLE’nin 20’nci sayısında yer aldığında tarih 1 Kasım 1997 idi…

Noktasını değiştirmeden aynen köşeme aldım.

O günden bugüne Türkiye’de ne değişti?

Hükümetler değişti.

Neredeyse her yıla bir hükümet düşüyor.

Çok şükür ki, o günlerde canavar ilan edilen otobüs şoförleri de değişti.

Sektörde yerleşen bilinç olumlu.

Bugün; kaza yapan, kazaya karışan otobüs sürücüleri istatistikleri en aza indi.

Ancak; değişen bir şey daha var:

Artık karayollarındaki mevcut “kara noktalar”ı devlet de kabul ediyor.

 

Şimdi taşımacıların bir “kanun”u var.

Yeni bir “yönetmelik” hazırlanıyor.

Sektörün “zapt-u rap altına alınacağı”ndan sözediliyor. Sanki, sadece otobüsçüler suçluymuş gibi…

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

15-21 Eylül 2003, Sayı: 297

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir