EURO I, EURO II, EURO III (2)

ALIŞKANLIKTAN vazgeçmek zor. “Para birimi alışkanlığı” da böyle.

Mesela; İtalyanlar Euro’ya hala soğuk.

Sadece İtalyanlar mı?

İspanyollar…

Yunanlılar…

Almanlar…

Fransızlar da Euro’ya karşı soğuk.

Euro kullanımına geçiş hayatı bir bakıma kolaylaştırsa da, AB nüfusunun yarısı hala yeni para birimi Euro hesaplamasında sıkıntılı. Euro’nun telaffuzu bile değişik.

Euro, Öro, Yuro, Oyro, Evro…

Kafalar karışık.

İnsanlar; alışveriş sırasında ellerinde “hesap makinesi” ile “parite hesabı” yapmaya çalışıyor.

 

FARKLI DÜŞÜNCELER

Geçen hafta bazı örnekler verdim. Ancak; ülke yönetiminde söz sahibi olanlar “farklı” düşünüyor.

İngiltere mesela…

AB’nin ortak para birimini henüz kabul etmeyen 3 üyeden biri olan İngiltere’nin başbakanı Tony Blair, Euro’ya açık destek veriyor. Blair “artık Euro bir gerçek. Bu yüzden başımızı kuma gömüp, o yokmuş gibi ondan kaçabileceğimizi sanmanın aptalca olacağını düşünüyorum.” diyor.

Tony Blair; kendisinin Euro’yu kabulün zorunlu olduğunu düşünmesine karşılık, bu konuda son kararı İngiliz Halkı’nın vereceğini ifade ediyor.

İngiltere’nin Euro’yu kabulünden yana olduğu bilinen Başbakan Tony Blair, ülkesinde ortak Avrupa parasına karşı çok güçlü bir “ulusçu tepki”nin bulunmasından dolayı, bu yönde somut adımlar atmakta zorlanıyor.

“Halkın tepkisi” gözardı edilmiyor. Geçen sene Eylül ayında, Yunanistan’da tüketiciler “bir günlük alışveriş grevi” ilan etmişlerdi.

 

BAŞKA DÜNYALAR

Sadece Avrupalı mı “para birimi alışkanlığı”ndan vazgeçemiyor.

Değil… Başka örnekleri de var.

Mesela Sudan’da.

Sudan’ın bugünkü para birimi Dinar.

Daha önce, Pound kullanılıyordu.

Pound’dan bir “sıfır” silip Dinar yaptılar.

100 Dinar, 1000 Pound.

Ama, Sudan halkı Dinar’ı beğenmedi.

Benimseyemedi.

Dinar resmi para birimi; pound ise, halkın para birimi. Sudan’da alışveriş yapılırken pound konuşuluyor ama, dinar ödeniyor. Yaşadığım bir olayı nakledeyim:

Sudanlı bir arkadaşımla mağazadayız.

Alışveriş yapan biri, mal bedelini “çek” ile ödemek istiyor. Alınan malın değeri 1 milyon pound tutuyor.

Mağaza sahibi kabul edince, adam çek defterini cebinden çıkarıyor ve 100 bin dinar yazıyor.

Mağaza sahibi 100 bin dinar’lık çeki alıyor, kontrol ediyor ve “tamam 1 milyon pound” diyor.

Sudanlı arkadaşım “takip et bakalım. Ne olacak” diye beni uyarıyor.

Tezgahtar mağazadan çıkarken, bende arkasından çıkıyorum. Banka bitişikte.

Tezgahtar elindeki 100 bin dinarlık çeki vezneye uzatıyor “1 milyon pound”luk çekim var” diyor.

Veznedar 100 bin dinarlık çeke bakıyor ve “haa, 1 milyon pound” diyor. Sonra adama 100 bin dinar veriyor.

Tezgahtar; vezneden aldığı dinarları tek tek sayıyor “tamam 1 milyon pound” diyerek bankadan ayrılıyor.

Bir başka olay… Alışveriş yaptım. “kaç para” dedim. Tezgahtar “100 bin pound” diye cevap verdi.

Cebimden çıkardığım sudan dinarları elimde “bende pound yok” dedim.

Adam; elimdeki paraların arasından 10 binlik dinar’ı çekti “işte 100 bin pound” dedi.

“Dur… ne yapıyorsun! Bu 10 bin dinar…” diye itiraz edince “ikisi de aynı. Fark yok” diye cevap verdi.

Sonra dinar – pound meselesini anlattı ve ekledi:

“Biz dinar’ı sevmedik. Alışamadık Dinar’a.”

 

Peki, Türkiye’de durum nasıl?

Otobüsçülerden örnek vereyim.

“0” otobüslerde Euro’ya kısmen alıştık.

Ama, 2’nci el alışamadı.

2’nci elde bugün, otobüsler Mark’la satılır.

Ancak, Euro verirsiniz, alırlar.

Ama; fiyat birimi, 2’nci elde halen mark’tır.

96 Model 0 403, 200 bin Mark…

97 Model 0 403, 220 bin Mark…

98 Model 0 403, 250 bin Mark…

Otobüs alınırken hep “Mark” konuşulur.

Ödemeler ise, Euro ile yapılır.

Türkiye’de otobüs üreticiler Euro’ya geçti.

2’nci el, hala Euro’ya alışamadı.

2’nci el’ciler hala DM konuşuyor. Bazı müşteriler “sıfır” alırken bile mark üzerinden hesap yapıyor.

Peki; Türkiye Avrupa Birliği’ne girerse ne yapacağız?

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

1-7 Eylül 2003, Sayı: 295

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir