Biraz nostalji yapalım

YIL 1998…Şubat ayı…GÜLEGÜLE’de “sorumluluğa davet” başlıklı yazı yazmıştım.

Otobüs kazaları, alkollü sürücüler ve firma kapatmaları gündemde. Medya, yoğun bir şekilde, otobüsçülerin üzerine yükleniyor.

Trafikten sorumlu Emniyet Genel Müdür yardımcısı bölgelerde toplantılar düzenliyor. Amaç; kazaları önlemek… otogarlarda, karayollarında trafik kontrolleri yapılıyor. TEM’de bir büyük trafik kazası oluyor. Basın yine yükleniyor.

Bir otobüs şoförü bir tane bira içmiş, test sırasında alkollü çıkıyor.

Hürriyet bile olayı “Hostesle alem yaptık” şeklinde manşetten vermişti.

Birkaç firma daha eklendi buna.

Otobüsçüler, hep gazetelerin manşetlerinde, televizyonların haber programlarındaydı…

Haluk Ulusoy, Futbol Federasyonu Başkanı ve bütün medya tepkili.

Otobüsçü bir ailenin evladı. Federasyonda yıpratmak için otobüsçülükle bağ kuruluyor.

İşte böyle bir ortam…

Otobüs kazaları, firma kapatmaları gündemin 1’nci maddesiydi.

Türkiye’nin en büyük seyahat firmaları dahil, 24 firma kapatılmak isteniyordu.

Kaza yaptıkları veya kazaya karıştıkları için.

“Katil şoför”, “trafik canavarı” yakıştırmaları manşetlerden inmiyordu.

O zamanlar GÜLEGÜLE Gazetesi yolcuya yönelik haberler, magazin ve bulmaca ağırlıklı çıkıyordu. Bu konsepte daha yeni gelmişti. Fikret Kul ve ben, ikimiz bir çözüm yolu arıyoruz, tartışıyoruz.

“Ne yapalım? Madem basın bize saldırıyor, biz de kendimizi basın yoluyla savunalım” diye düşündük. “GÜLEGÜLE, yolcuya yönelik yayın yapıyor. Bu gazeteye sahip çıkalım. Bu gazetede kendimizi ifade edelim ve basına basın yoluyla cevap verelim…

Onlar kalemse, biz de kalem olalım.”

Birkaç arkadaşa teklif götürdük. Mustafa Yıldırım kabul etti. Mustafa Yıldırım, Fikret Kul ve ben birkaç yazı yazdık.

Sonra Fikret Kul “Kul sofrası” adıyla açılan köşede yazmaya başladı. Ben de “sektörün kalbi” sayfasında yazıyordum.

Fatih Altaylı’nın, Oktay Ekşi’nin otobüsçülere yönelik yazılarına seviyeli cevaplar verdik. Onlara kendimizi ifade ettik. Etkisini gösterdi. Bir daha olumsuz yazılar kaleme almadılar. Heyetler halinde, bazen fert fert gazetelerin üst düzey yöneticilerini ziyaret ettik.

GÜLEGÜLE o günlerde, hakikaten önemli görevler yaptı.

…. Ve 24 firma kapatılamadı.

Bunların içinde; Ulusoy, Varan, Kamil Koç, Metro, Pamukkale… say sayabilirsen!

Birçok büyük otobüs firması vardı.

 

Televizyonların kameramanları, gazete ve TV muhabirleri her gün garajdaydı. Bir gün görüş almak üzere derneğe geldiler.  Zaten Dernek Yönetim Kurulu hep toplantı halindeydi.

O zaman derneğe üye değildim. Fakat toplantılara katılıyor, düşüncelerimi dile getiriyordum. Bazen gitmezdim; yönetim kurulundaki arkadaşlarım, meslektaşlarım, başta sevgili Mehmet Özcan beni çağırırlardı. Elimizden geldiği kadar fikirlerimizi söylüyor ve mücadelemizi yapıyorduk.

 

O günlerde ATV, olayların üzerinde fazla duruyordu.

Bir gün muhabirleri ve kameramanları derneğe geldiler ve çekim yaptılar.

Hepimizi bir şeyler söyledik.

Muhabirler gittiler. Ertesi gün; konuşmaları değerlendiren Ali Kırca’dan bir davet aldım.

Otobüsçüler adına, ATV Ana Haber Bülteni’nde görüşlerimi bildirmemi istiyordu.

Durumu sevgili başkan Mehmet Özcan’a bildirmek üzere derneğe gittim.

Yönetim Kurulu Toplantı halindeydi.

Sevgili başkan “tamam kardeşim, sen git. Orada müthiş bir olay var” dedi.

Nasıl gidebilirdim? Dernek üyesi bile değildim. Bu düşüncelerimi anlattım “ne adına konuşacağım” dedim.

Başkan Özcan dedi ki: “yönetim kurulu adına konuş… yönetim kurulu üyesi gibi konuş.”

“Peki” derken, bazı arkadaşlarım, “şunu konuş, bunu konuş” diye notlar veriyordu.

Tartışıyorduk. Ana haber bülteninin sınırlı dakikalarını aşan bir konu çıkmaya başladı. Bu kadar uzun bir sürenin verileceğini sanmıyordum. Belki 1 dakika, belki 3 dakika konuşacaktım. “arkadaşlar, benim orada fazla konuşacak fırsatım olmayacak. Genel olayları anlatıp, imajımızı düzeltecek bir şeyler söylemek durumundayım” dedim. “merak etmemelerini” söyleyip, ATV’ye gitmek üzere yanlarından ayrıldım.

Olaylar gerçekten önemliydi.

ATV’nin program akışı içinde; gün boyu Ana Haber bülteni’nin konusu  bantlar halinde veriliyordu.

Ulaştırma Bakanı Ana Haber Bülteninde…”

“Necdet Menzir Tüp Geçit’i anlatacak…”

“Otobüs firmaları kapanacak…”

“Türkiye otobüsçüleri konuşacak…”

“Otobüsçüler kontak kapatmaya gidiyor…”

“Otobüsçüler, Ulaştırma Bakanı ile olayları karşı karşıya tartışacak..” gibi başlıklar, ekranın altında yürüyen yazılar halinde sık sık yer alıyordu.

Olay Türkiye’nin gündemine oturduğu için herkes ATV Ana Haber’i izliyordu.

 

Başbakan Mesut Yılmaz’dı.

O günlerde; işçilerle ilgili önemli bir olay daha vardı…

Ama “kontak kapama eylemi” gündeme bomba gibi konuştu.

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

22-28 Eylül 2003 Sayı: 298

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir