PLAN YAPABİLMEK

PERONDA yeni otobüs, ilk seferine çıkmaya hazır…

Peki hiç düşündünüz mü?

Perona giren bu yeni otobüsün, perona gelene kadar geçirdiği süreçleri…

Hiç düşündünüz mü?

Üretim safhası…

Üretim kararının nasıl alındığını?

… Ve üretim aşamalarını.

 

Bir otobüsün 2 bin saat montaj işçiliği vardır. Yani; bir işçinin bir yıllık emeği?

12 işçinin 1 aylık emeği…

48 işçinin, 1 haftalık emeği…

Yan sanayi hariç…

Bir o kadar da yan sanayi işçiliği gerekir.

Hatta, daha da fazla.

Çalışan işçilerin eğitimleri, izinleri…

Ambarın yönetimi…

Tedarik sistemi…

Süreçler… Süreçler… Süreçler…

Bu süreçleri daha sonra tek tek ele alıp yazmaya çalışacağım.

Her biri, içinde bir çok “hikaye”yi barındırıyor.

 

Teslime hazır otobüs, “otobüs” olana kadar olan süreç…

“Son kontor” noktası…

… Ve bayiye teslim süreci.

Bayi cephesinden de; müşteriyle ilk görüşmeler, pazarlıklar…

Bayinin, fabrikanın pazarlama bölümüne sipariş süreci.

Siparişlerin planlanması…

Aylık ve yıllık planlar.

Satış süreci aşaması.

Kredi muhabbeti.

Kredi için gerekli belgeler, aşamalar…

Kefiller… Kredi araştırmaları…

… Ve kredinin onayı!

Peşinat..

Bankadan, kredilenmiş dilimin bayiye transferi.

TL… Euro… Dolar.. Pariteler…

Üreticinin bayiye fatura süreci.

Bayiinin, müşteriye fatura düzenlemesi.

 

Artık “muameleci” aşamasına gelinmiştir.

Teknik belge, ÖTV, sigorta poliçesi süreci. Bütün bunlardan sonra “plaka” için gerekli belgelerin toplanması…

Plaka için müracaat. Artık plakalı otobüs elinizdedir. Teslim almak için şoförler memleketlerinden gelmiş, teslimat işlemi de tamamlanmıştır. Ama, otobüsü perona sokamazsınız! Yapılacak işlemler daha bitmedi. Eğer otobüs firmanın adına ise, Ulaştırma Bakanlığı’nın Bölge Müdürlüğü’ne “taşıt kartı” almak için müracaat. Otobüs ferdi otobüsçünün ise, “firmayla sözleşme” yapılacak. Hangi hatta çalışacak? Saatli serviste mi çalışacak, yoksa tur’a mı çıkacak? Pazarlıklar… pazarlıklar!

Ama; taşıt kartı üstünde, otobüs artık perondadır..

Otobüs üretimi “planlı” bir süreç.

Ciddi bir planlama söz konusu.

Hem öyle bir planlama ki; 1 yılda Türkiye’de kaç otobüs satılacağının planını da yapmak zorundasınız. Üretim kararı, çok  zor bir süreçtir. Kim Türkiye’nin 1 yıl sonrasını, 6 ay sonrasını tahmin edebilir?

Bırakın 1 yıl, 6 ay, 3 ay sonrasını…

Bir hafta  sonra Türkiye’de ne olacağını kim tahmin edebilir? Kim önünü görebilir?

İşte bu zor şartlar altında,  belirsizlikler içersinde “karar almak” zorundasınız.

 

Diğer tarafta müşteriler, yani bizler…

Planlı mıyız?

Bir yıl içinde ve hangi ayda otobüs alacağımızı biliyor muyuz?

Mutlaka bilen var.

Mutlaka planlı çalışan şirketlerimiz var.

Ama yeterli mi?

Genellikle, otobüsçülükte plan yok!

 

Yazıyı yazarken, Mustafa Dinçer’de bizi izliyor. Araya girdi ve “rahmetli Haluk Gönençer (80’li yıllarda Otomarsan pazarlama direktörü) bana demişti ki “ben 15 yıldır bu işin içindeyim, otobüs ne zaman satılır, ne zaman satılmaz bir türlü anlamadım” demişti. Diyerek ilginç bir anekdotu nakletti.

80’li yıllarda durum böyleymiş.

Bugün de öyle değil mi?

Bugün de otobüs ya satar, ya satmaz.

Satarsa satar, satmaz satmaz!

Otobüs var, kimse almaz…

Otobüs yok, herkes otobüs ister.

Biraz da otobüsçüler planlamaya kafa yormalı. “otobüs bulamıyorum” eleştirisini yapmadan önce…

 

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

25-31 Temmuz 2003, Sayı: 290

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir