Ne derlerse yapın

HÜRRİYET Gazetesi’nde Bekir Çoşkun’un “10’uncu Köy” köşesini okumak hakikaten bir zevk.

Bir “karamizah” ustası.

Türkiye’nin önemli kalemlerinden biri.

Bazen duygusallıktan abartıyor ama, genel anlamda çok hoş yazıları var.

Galiba ben de O’ndan etkilendim.

Bu hafta işleyeceğim konuda “farklı bir üslup” kullanacağım.

Tabii, Bekir Çoşkun’un kıvrak kalemi ile yarışmak mümkün değil. O bir profesyonel.

 

ŞU KAPI ÇIKIŞLARI

Şimdi herkes İstanbul Otogarı’nı, kapı çıkış paralarını konuşuyor.

Herkes muzdarip…

Kapı çıkış paraları çok yüksek.

Bir otobüsçü, “Herkes İstanbul’u örnek alıyor. Anadolu’daki her belediye, kapı çıkış ücretleri konusunda, İstanbul ile eşdeğer fiyat koyuyor” deyip, ödediği paradan şikayet ederek “İstanbul  baba” diyor ve ekliyor:

“Baba böyle yaparsa, evlatlardan ne hayır beklenir?”

Doğru…

Son olarak Bursa, kısa mesafeler için uyguladığı düşük ücreti arttırdı. Yalovalı otobüsçüler de artık uzun mesafeler gibi kapı çıkış ücreti ödeyecek.

Bir başkası; yazıhanecilere yıl sonu dağıtılacak kar paylarını kastederek “hem otobüsçünün kanını emeceksin, hem de “aferin iyi emdin” diye Ödüllendirileceksin şeklinde tepki gösteriyor.

GÜLEGÜLE’nin kaptan kürsüsü köşesinde kapı çıkışları ile ilgili şikayetler hep çıkar.

 

ÖRNEK OLUYORUZ

Aslında İstanbul Otogarı’nın ünü sırf Türkiye’de değil, bölgeledeki ülkelere de yayıldı.

Ta Afrikaya kadar.

Şu an Sudan bile İstanbul Otogar modelini, projesini uyguluyor.

Ama mimari projeyi değil.

“İşletme projesi”ni uyguluyorlar.

Arabistan’da da öyle.

Ancak kapı çıkışları konusunda epey tartıştılar. Bir ara dediler ki:

“Evet…

Biz bu kapı çıkış paralarını alalım. İnşaat maliyetini çıkaralım. Sonra garaj sektörün olur, kapı çıkışlarını düşürürüz.” Türkiye’de olduğu gibi yani. Başlangıçta Türkiye’de de öyle düşünülmüştü.

Amaç “çok ciddi karlar elde etmek” değildi.

Amaç “inşaatın  bitirilip, yatırımın geri alınması”ydı.

Kapı çıkışları makul seviyede tutulmalıydı. Düşünce oydu. Sonra ne oldu Türkiye’de?

Bugün sıkıntının sebebi işte:

Biz kar edelim. Otobüsçüyü düşünmeyelim.”

 

Afrika’da, Sudan’da…

Özellikle Suudi Arabistan’da tartışmalar yaşandı:

“Garajı yapalım, kapı çıkışı alalım.”

“Kapı çıkışı bu. Zaten bu alınacak.”

“Allah’ın emri!”

“Yalnız adil olmak lazım. Bazı otobüsler çakılı çıkıyor, bazıları boş… 10 kişi, 5 kişi. Adaletsizlik olmasın.”

Eee.. Hemen çözüm buluyorlar.

Kapı çıkışı alınacak.

Allah’ın emri.

Onu alıyorlar. O konuda bir tartışma yok.

Onu alıyorlar; ayrıca otobüsteki her yolcu için, kelli başı para alıyorlar. Mesela; otobüste 30 kişi varsa, 30 milyon da kapı çıkışıysa, kelle başı 1 milyon da yolcudan, eder 60 milyon.

… Ve sistemi bu şekilde geliştiriyorlar.

 

 

 

Ben de bir katkıda bulunayım:

İstanbul Otogarı’nda bu model uygulanabilir.

Veya Türkiye’deki diğer garajlarda.

Hatta… Biraz geliştirebiliriz bu modeli. Her garaja girip-çıkan yolcudan para alabiliriz. Hani, yabancı ülkelere girersiniz de, ayak bastı parası ödersiniz ya…

Tıpkı onun gibi. Çünkü garaj kutsaldır.

 

Onun için sevgili meslektaşlarıma, otobüsçü kardeşlerime sesleniyorum:

“Fazla ses etmeyin, Fazla konuşmayın.”

Çünkü politik örneği de var.

AKP “iktidara gelirsem vergileri düşüreceğim” demişti.

Geldi.

Ne yaptı sonra?

Vergileri ikiye katladı.

Hem de, ödenmiş vergileri bir daha aldı.

Onun için fazla ses çıkarmayın.

Ne derlerse yapın.

 

 

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

14-20 Nisan 2003, Sayı: 276

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir