ORMANI GÖREMEMEK

  GÜLEGÜLE’nin  27 Ocak tarihli 265’inci sayısında da savaşla ilgili düşüncelerimi belirtmeye çalışmıştım.

Yazıyı, “Türkiye’nin hatâ yapmaya tahammülü yoktur.

Türkiye dikkatli olmalı. ABD ile stratejik ortaklık ön plânda tutulmalı” diyerek bitirmiştim.

Bugün geldiğimiz noktaya bakalım. (Bu yazı 15 Maıt2Ö03 Cumartesi öğleden fönce kaleme alındı.)

 

ABD Irak’la savaş konusunda kararlı. Hattâ, Irak’a yerleşmeye… Bu durumda; Türkiye, ABD’nin isteklerini değerlendirecek. Aksi halde?

Bugün ABD ile ortak hareket edilmedikçe, bunun birde “yârın”! var.

Bu savaş sonrası dünya yeniden yapılanacak.

İhtimali yüksek bu görüşün altını çizeyim.

Bugünkü karar; yeniden yapılanacak dünyada, Türkiye’nin, gelecekteki yerini tayin edecek.

 

Savaş; ABD ile Avrupa’nın liderleri Almanya ve Fransa’yı karşı karşıya getirdi

Durum bugün öyle görünüyor.

Peki, bu durum böyle devam eder mi?

Dengeler her an değişebilir.

Avrupa Birliği’nde ipler tamamen Almanya ve Fransa’nın elinde değil.

Akdeniz Ülkeleri; İtalya, İspanya ve Portekiz de önemli bir güce sahip.

Unutulmasın; bu ülkelerin baskısı sonunda Türkiye AB konuşunda aşama göstermişti.

Şimdi aynı ülkeler ABD’den yana tavır koyuyor.

Bu ortamda; ABD, Irak’a girerse, Almanya ve Fransa tavır değiştirebilir mi?

Değiştirebilir…

Türkiye’nin “kararsızlık” gösterdiği şeklinde bir kanaati, akıldan çıkarmamalı.

ABD Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz “Türkiye’nin işbirliği olmasa da Saddam silahsızlandırılacak” dedi.

Wolfowitz savaş gerekçesini şöyle ifade ediyor: “Bu petrol savaşı değil. Eğer Irak petrolünü isteseydik, yıllar önce ambargoları kaldırırdık. Bu, İsrail için yapılan savaş da değil. Bu, Arap dünyasının belki en yetenekli nüfusunun özgürleştirilmesi savaşıdır.”

ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld de, son olarak “Amerikan Ordusu Irak savaşına hazır” şeklinde bir demeç verdi.

Amerika kararlı!

Türkiye olsa da, olmasa da ABD Irak’a girecek. Bu, belli… .

“Irak Operasyonu” Avrupa’nın da “tam desteği” ile gerçekleşebilir.

Avrupa’yı kaybettik…

ABD’yi de kaybettik demektir.

 

Türkiye’de kamuoyu, “Irak’ta Türk Askeri savaşacak” diye biliyor.

Bu yüzden savaş karşıtı hava esiyor.

Aslı öyle değil…

Türkiye, ABD’nin Irak’a girişini sağlayacak.

…Ve Irak’ta bir bölümü kontrol edecek.

Kuzey Irak’ta şu anda askerimiz var.

Sadece bizim mi?

İran bile 5 bin kişi gönderdi…

Bugün savaşa karşı çıkanlar, bir süre sonra “iyi ki Mehmetçik Irak’ta” diyecek.

 

Savaş olsa da, olmasa da Türkiye ekonomik açıdan zor durumda.

Daha da zor duruma düşmemek için ABD’nin çıkarlarını gözetmek gerekecek.

Bu işin “geleceği” var. .

Gelecekte ABD’nin desteğini arkasında hisseden Türkiye, daha sağlıklı dış politikalar izleme şansına sahip olabilir.

ABD’nin desteğini hissetmek önemli.

Bunu AB olaylarında yaşadık.

Bir de “piyasaların durumu” var.

Piyasa “normal” seyrediyor. “Kriz” yok.

Çünkü piyasalar Türkiye ile ABD’nin “anlaştığını” varsayıyor. Bu yüzden “krizin derinleşmesi” engelleniyor.

Gecikmelerin, “kararsızlık gösterisi”nin bize daha pahalıya patlayacağın in iyi bilinmesi gerekir.

Dimyata pirince giderken, evdeki bulgurdan olmak da var…

Türkiye’nin “ortak hareket”i ile “savaş maliyeti” düşecek. Ama…

ABD için, operasyonun mâlî yönü pek farketmiyor.

Savaşın sonucu önemli.

Belki tek kurşun bile atılmayacak…

Özellikle Irak tarafından…

 

Strateji uzmanları her türlü olasılığı düşünüyor.

Bu savaş; dünya için bir “düğüm” noktası hâline geldi. NATO değişebilir.

Birleşmiş Milletlerin yapısı da…

Türkiye’nin tutumu hâlâ belli değil.

Bu işin uzamaması lâzım.

 

Bir zamanlar üsler konusunda koparılan yaygaralara Süleyman Demirel güzel bir cevap vermişti:

“Türkiye’de üs yoktur, tesis vardır.”

Olaya Demirelvari yaklaşmak gerek.

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

17-23 Mart 2003, Sayı: 272

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir