Bir planın parçası olmak

BILL CLINTON TBMM’den yaptığı konuşmada “bu parlamentodan çıkacak kararlar, dünyanın gelecek 100 yılını etkileyecek” demişti.

Gerçekten bugün parlamentomuzun aldığı kararlar geleceği etkiliyor.

Olumlu mu, olumsuz mu, bilemem!

Uluslar arası ilişkilerde duygusallığa yer yok.

Ama, Türkiye duygusal!

Türk seçmeni duygularıyla hareket etti, AKP’yi “tepki oyları”yla iktidara taşıdı.

Parlamento üyeleri,  bakanlar, hatta muhalefet, savaşa  tepkiliydi. Duygusal tepki!

Bir tarafta da “kararlı” Amerika…

Türkiye olsa da, olmasa da ABD Irak’a girecekti. Bu, belliydi.

Türkiye’nin ortak hareketleriyle savaş maliyeti düşecek ama, ABD için operasyonun mali yükü pek fark etmiyor. Savaşın sonucu önemli.

Nitekim “Türkiye’siz savaş” başladı.

Şimdilik Türkiye’siz devam ediyor.

 

Süper güç’ün sadece bir “A planı” olmaz.

“B Planı” da vardır.

“Süper Esnek” planları da olur.

… Ve öyle oldu!

Amerika’nın planları olduğu ortada.

“Eylem” de ortada…

 

İlk tezkere meclis’ten geçmedi.

İkinci tezkere de yeni hükümeti bekledi.

… Ve Amerika, Türkiye’den vazgeçti.

Bütün medya hükümeti eleştirdi.

“Pazarlık fiyaskosu!..”

“Hükümetin ABD’de sürdürdüğü pazarlık gereğinden fazla uzadığı için fiyaskoyla sonuçlandı…” “ABD’nin istediği oldu ama, Türkiye para alamadı…”

Tüm medya hükümete yükleniyor…

Herkes bu hükümetin “acemi” olduğunu, “Irak meselesini yüzüne-gözüne bulaştırdığını” söylüyor, “AKP, iktidar ama, muktedir değil” diyor.

Erdoğan; sade vatandaş gibi TV’den öğrendi savaşı.

Erbakan “bunlar çoluk-çocuk” demişti.

TV’lerdeki bütün yorumcular, köşe yazarları hükümetin beceriksizliğinden dem vurdu. “ABD ile birlikte hareket etme”nin gerekliliği ve “ABD’nin yanında yer almak gerektirdiği” dile getirildi.

Bugün artık, Türkiye masada yok!

Velhasıl herkes, hükümeti ve Recep Tayyip Erdoğan’ın danışmanlarını “çapsızlıkla” suçluyor.

Gerçekten böyleyse, Türkiye’nin durumu berbat.

Türkiye çok zor durumda!

Peki gerçekten böyle mi?

Aklı başında sade bir vatandaşın yaptığı yorumu hükümet üyeleri, devlet yapamaz mı?

Bu hükümet yapamaz mı?

Bir köşe yazarı geleceği görüyor da, 365 milletvekili AKP iktidarı göremiyor mu?

O AKP iktidarı ki, Genel Kurmay’la görüşüyor.

MİT müsteşarı ile görüşüyor.

Amerikalı yetkililerle görüşüyor.

Tam anlamıyla olayın içinde!

Sade vatandaştan da, medyadan da, köşe yazarlarından da daha fazla bilgeye sahip.

Bu kadar bilgi ve imkanı haiz insanlar, bir köşe yazarından daha mı az öngürülü?

 

Doğrudur… Bizim muhalefet, İngiliz muhalefeti kadar olamadı.

Tony Blair partisinin büyük baskılarına rağmen, istifalara, istifa tehditlerine rağmen kararından vazgeçmedi.

Bu ortamda dahi, muhalefet İngiltere’nin çıkarları adına hükümeti destekledi.

Deniz Baykal yapamaz mıydı bu desteği?

AKP, Baykal’dan isteyemez miydi bunu?

Deniz Baykal; parti çıkarlarını, memleket çıkarlarının üstünde mi düşünüyor?

 

Bütün yorumculara göre, Türkiye kendi halinde bir bölge devleti.

Avrupa’yı kaybetmiş. Kıbrıs’ı da kaybedecek.

Arap alemiyle arası bozuk.

İslam ülkeleriyle de ilişkileri pek iyi değil.

Amerika’yı karşısına almış, izole edilmiş, “zavallı” bir devlet. Türkiye’yi zor günler bekliyor!

ABD Başkanı Bush “Türklere açıkca Kuzey Irak’a girmeyin dedik” diyor.

“Politikamızı biliyorlar. Bu, kararlı istikrarlı bir politikadır. Bunu onlara çok açık belirttik. Türklerin Kuzey Irak’a girmemesini bekliyoruz. Kürtlerle çalıştığımızı biliyorlar.”

Bush, bunları sinirli ve sesini yükselterek söylemiş sorun soran gazetecilere..

Bütün medyaya, köşe yazarlarına askeri strateji uzmanlarından tutun da, düşünen herkes göre Türkiye zor durumda, hükümet de beceriksiz!…

Acaba bu, böyle mi?

Acaba, hükümet ve devlet erkanının bu kadar gafil avlanması mümkün mü?

Bir planın olmaması mümkün mü?

Hele, önemli bir geçmişi olan asker ve dışişleri böyle hayatı bir konuda sessiz kalabilir mi?

Bu duruma göz yumulabilir mi?

Bence burada  bir “satranç” oynanıyor.

Acaba, basına yansımayanlar ne?

Amerika, Türk ordusu’nun Irak’a girmesine göstermelik mi karşı çıkıyor?

Acaba, Türk ordusu Irak’a girip, ABD’nin eksik kalan kuzey cephesini tamamlamayı mı üstlenecek?

Çok önceden kararlaştırılmış, ancak kamuoyundan saklanmış gizli bir mutabakat mı var?

Türkiye’nin kesin menfaati buysa…

Tezkerenin çıkmayışı ile Türkiye kötü duruma düşüyorsa. Tezkerenin çıkmaması bir “taktik” miydi?

Yoksa Türkiye; Avrupa ve Amerika’dan ayrı bir geleceğe mi sürükleniyor?

 

Şurası kesin ki; Amerika’nın önceden planlamadığı bir oyunun sergilenmesi çok zordur.

ABD askerlerinin İskenderun-Silopi arasındaki gidiş-gelişleri bu oyunun bir parçası gibi mi?

Önümüzdeki günler; Türkiye için önemli ve kritik günler olacak.

Bir planın yoksa,  başka bir planın parçası olursun.

Uluslararası politikada planınız; hatta, planlarınız olmak zorunda.    

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

24-30 Mart 2003, Sayı: 273     

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir