Birbirini Anlamak…

OTOBUSÇULER, geçen haftayı Mercedes-Benz Türk‘ün davetlisi olarak Moskova’da stres atarak geçirdiler…

Gezi dönüşü aldığımız izlenim: Herkes mutlu ve memnun…

İyi ve yararlı bir gezi olmuş.

Gezi de amacına ulaşmış… Aynı yöreden otobüsçüler de biraraya gelip sorunlarına “ortak çözüm” aramış.

 

Diyalog çok önemli. Siyasette de… Ekonomide de… Otobüsçülükte de… İnsanların birbirlerini anlaması için “diyalog” çok önemli.

“Monolog” yalnız insanlara mahsus.

 

Ya seyahatler…

Seyahatlerin amacı değişik kültürleri görmek, coğrafyaları tanımak, paylaşımı, insanlığın ortak değerlerini öğrenmek değil mi?

“Başkasının gözüyle bakmayı” öğretir. Başkasının gözlüğüyle bakabilmek…

Garip de gelebilir.

Ama, “bakabilmek” önemli.

Milletler arasında coğrafya, iklim ve kültür farkı vardır.

Gelenekler, görenekler farklıdır.

İsterseniz bir “gelenek-görenek turu” yapalım dünyada…

 

ADEMİN OĞLU OLABİLMEK

* İklimi sıcak çoğu ülkede “buzdolabı” gıda maddelerini soğutmak için kullanılır.

Ama eskimolar yiyeceklerin donmasını önlemek için “dolap” kullanır.

* Sudan’da ebe; doğan çocuğu eline alır, yüzünü bir bıçakla çizer, keser…

Sebep? Her kabilenin bir simgesi vardır… Bu işlem “kabilesi bilinsin” diye yapılır. Bu, bir gelenek!

 

İnsan doğar anasının karnından, hiçbir şey bilmeden!

Ancak insan; her kültüre… her coğrafyaya… ve de her toplumsal dokuya hazır bir potansiyelle doğar…

Kalıba girmeye hazır, insanoğlu.

 

* Çinli kızın ayakları çok küçüktür. Çünkü Çin’de; zamanında, büyük

ayaklı kız,makbul değildi.

…Ve “kızların ayakları büyümesin”
diye kalıba koyarlardı…

Bakır ayakkabı giyerdi Çinli kız!

Sonra…

Sonra, Çinli kız hep küçük ayaklı doğmaya başladı… Doğallık kazandı.

* Avustralya yerlileri arasında, kadının göğüsleri açıktır. Ve bu gayet doğaldır.

* Filipinlerdeki kabilelerde erkek, kadın ve çocuklar çırılçıplak birarada yaşarlar. Ve bu da çok doğaldır.

* Bazı Arap ülkelerinde kadının başı, yüzü örtülüdür.

Hatta, ellerinde eldiven vardır. Öyle bir kültür ki; erkek, kolunda çantası olan kadını “çantana dikkat et” diye uyarır.

Kadın anlamaz ve yanındaki bir başka kadına sorar: “Anlamadım?!”

Kadın “çantanın kayışı göğsünü sıkıştırmış, ortaya çıkarmış” diye izah eder.

* Akdeniz insanı sıcakkanlıdır.

Bir yere girdi mi, cümbür-cemaat girer. Yüksek sesle konuşur. Türk’ü de böyle, Yunan’ı da, İtalyan’ı da, İspanyol’u da böyle…

İngiltere’de yüksek sesle konuşmak büyük kabalık…

Gözünü dikip bakmak, meraklı bakışlarla incelemek, bütün Kuzey Avrupa ülkelerinde hiç yapılmaması gereken davranışlar arasındadır.

Belçika’da yakın arkadaşlar  karşılaşınca öpüşürler. Her iki yanaktan. Hem de birer kere değil, üç kere! Lübnan’da da bu, böyle…

Belçika’da bir şeyi parmakla işaret etmek, biriyle konuşurken elini cebine sokmak ağır kabalık sayılır.

Çeklerde ise, evlilik töreninde alkış koparma çok ayıptır.

Eskimolarda; misafirperverlik, karısını misafire sunmakla olur.

Birçok ülkede, namus uğruna kolayca cinayet işlenir.

* Çin’de ölünün mezarına en lezzetli yemekler konulur.

Duruma tanık olan bir İngiliz hayretle sorar: “Niye ölüye yemek koyuyorsunuz? Ölü yemek yiyemez ki…”

Çinli: “Peki siz ölüye ne koyarsınız?”

İngiliz: “Biz çiçek koyarız.”

Çinli: “Ölü koklayabılir mi?”

 

* Bir zenci İngiltere’de doğarsa, İngiliz… Bir beyaz Afrika’da doğarsa Afrikalı olur.

 

Hepsi gelenek ve görenek…

Gelenekler arası çelişkiler…

…Ve herkes kendi geleneklerini doğru bulur ve karşı geleneği yadırgar.

Ve de, herkes bir diğerinin gelenek ve göreneklerini küçümser!

Allah’tan değil bunlar. Allah insanı “Ben-i Âdem” (Adem oğlu) olarak yarattı.

 

Bizim sektörde de birbirini anlamak için diyaloga ihtiyaç var, monologa değil.

Hoşgörü çok önemlidir.

Olaylara tek açıdan bakmamak gerekir.

Kişisel çıkar sektörün aleyhinde olmamalı.

Biraraya gelmenin, birlikteliğin amacı ortak sorunları çözmektir.

Kişisel sorunları çözmek değil…

 

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

23-29 Eylül 2002 Sayı: 250

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir