Aynı kaderi paylaşmak

TÜRKİYE’de her şey seçime endekslendi. Herkes 4 Kasım 2002 sabahını bekliyor. Seçim sonrası sabahında, ortaya çıkacak “tablo“yu merak ediyor. Ortalık toz-duman…

Halkın kafası karışık. Halk cephesi de

toz-duman…

Siyasilerin en çok kullandığı kelimelerin başında “değiştim”‘,  “geliştim”,  yeniyim” sözleri geliyor.

Her şey “değişim” ve “yenilik” üzerine… Politikacıların ve liderlerin medyaya yansıyan söylemleri, gelecekle ilgili plânları yansıtmıyor.

Genel anlamda ne yapacakları, Türkiye’nin sorunlarını nasıl çözecekleri ifade edilmiyor.

Bazı liderler, genelde “içi doldurulmamış yenileşme sloganları” atıyor.

Çetin Altan‘ın deyimiyle; Ankara’daki siyasetçiler samba yapıyor.

Halk; gönlüyle aklı arasında gidip-geliyor. Liderler değişimden bahsediyor ama, 10-20 yıl önceki söylemler de ön plânda. Örnek mi?

Tansu Çiller, miting öncesi başı örtülü Mevlâna Türbesi‘ne giderek dua etti.

Her nedense, seçim zamanında dua eder politikacı…

Hele Tansu Çiller’in Konya Mitingi’nde söylediği sözler…

DYP’nin başı diyor ki:

“Türkiye’yi AB’ne DYP taşıyacaktır.”

Çiller; seçim otobüsünün üzerinde, eline aldığı örnek bir AB pasaportunu göstererek “Şunun içinde geleceğiniz var. AB’de ne varsa Türkiye’de aynısı olacak.

Gireceğiz ama, bunların yaptığı gibi değil.

Başımız dik gireceğiz. Başımız önümüzde değil… Bir büyük devlet gibi gireceğiz…

Tarihimizle gireceğiz.

Bayrağımızla, ezanımızla gireceğiz.

Öyle Yunanistan’da sirtaki yaparak değil.

Onlar Apo’yu kurtardılar ama, biz de AB’yi kurtardık.  Biz olsaydık, o Türk Yargısı’nın kararını Meclis’e indirirdik.

Uyardık, ama bizi dinlemediler…

Şimdi sizi gelip kandırmaya çalışacaklar.

Sakın aldanmayın.

3.5 yıldır iktidardalar. Apo’nun cezasını verdiler mi? Yargı kararını ertesi gün Meclis’e getirdiler mi?”

DYP Lideri, “Konya’ya 2’nci üniversite” sözü verdi.

Çiller “iktidara geldiklerinde herkese birer mavi kart vereceklerini” ve “vatandaşın bu kartla istedikleri hastanede tedavi olacak­larını” söyledi.

Evet… Çiller halka “sizi gelip kandırmaya çalışacaklar. Sakın Aldanmayın” diyor.

Çiller de değişmiş…

“Yeşil kart” yerine, “mavi kart” veriyor. Gerçi, “iki anahtar“ı unutmuş…

Unutmak, değişmek değil mi?..

Avrupa Gümrük Birliği’ne Çiller’in başbakanlığında, 96’da girmiştik.

Ama, davullu-zurnalı girmiştik.

Başımız dik, büyük bir devlet gibi…

Büyük (!) bir başbakanla…

“ABD Irak’ı vurduğunda başbakan ben olmalıyım” diyen de Tansu Çiller’di.

Ama 5 Nisan Kararları‘nı unutmuş!

Değişti ya…

Bunları hatırlatıyoruz. Yanlış anlaşılmasın. Klasik politikacı kimliğini vurgulamak için. Yoksa, sadece Çiller’i yermek için değil… Sadece Çiller mi?

Tarım Bakanı, iki gün önceki beyanatında “AB’ye diz üstünde tâviz vererek değil, atalarımız gibi at üstünde gireceğiz” dedi.

Tayyip Erdoğan “çocuklarım burs alıyor, avanta değil” diye konuşuyor.

Baykal da “ittifak” değil, “iltihak” istiyor.

“İttifak benim başkanlığımda olsun” diyor.

 

“Bugüne kadar beceremeyenler… Bir şans daha istemeyin…

Verilmeyecek!.. Çekilin…

Açın Türkiye’nin önünü…
Durduramazsınız… Türkiye geliyor!…”
Bunları, Genç Parti Başkanı söylüyor.
Cem Uzan söylüyor.
Doğruya doğru… Doğru söylemiyor mu?
Doğru söylüyor ama, söyleyene bakın!
Cem Uzan söylüyor.

Rahşan Ecevit, Şebinkarahisar’ı il yapmak istiyordu. Fakat Cem Uzan daha hızlı çıktı. 250 il sözü verdi.

Çiller’e nazire olarak da “herkese arsa ve ev” vaadinde bulundu.

Ah Derviş, ah!.. Sol’u birleştirecek… Deniz‘le mi birleştireceksin? O Deniz Baykal değil mi ki sol’a “hizip” kelimesini sokan…Ecevite DSP’yi kurduran…

Erdal İnönü’yü hayatından bezdirip ve bu yüzden politikayı bıraktıran, sol’u bölen bir adamla nasıl “bütünlük” sağlayacaksın?

Yani, bütünlüğü bozan adamla nasıl bütünlük sağlanır?

Yumuşak yüzlü, yumuşak mizaçlı, Yunan’la anlaşan İsmail Cem ki “politikayı bırakırım. Deniz Baykal’la olmam” derken… Halkın çilesi devam ediyor. Politikacı kolay değişmiyor. Halk, sandıkta değiştirecek politikacıyı…

UATOD yöneticileri de “değiştim” diyor.

“Yeniden yapılanma sürecine girdik” diyor.

“Çalışma grupları” kuruldu.

Ama, otobüsçünün hiç bir sorunu çözülmedi.

Kapı çıkışlarına habire zam yapıldı.

Görülüyor ki, otobüsçülük sektörü de Türkiye’den farksız.

Aynı kader paylaşılıyor.

 

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

2-8 Eylül 2002, Sayı: 247

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir