İşte spor bu olmalı

F UTBOL sadece spor değil. Ülkeleri ve medeniyetleri birbirine yakınlaştıran faktördür futbol… Spor bu!

 

Mısırlı arkadaşım Ahdülhamid Bahâeddin İstanbul’a geldi.

Beraberinde, Mısır’da yayınlanan gazeteleri de getirmiş.

Getirdiği gazetelerin tümünde, Dünya Kupası ve özellikle Türk Millî Takımı için Mısır Medyası’nda yer alan haber ve yorumlar vardı.

Haberlerden alıntılar yaptım…

Şöyle:

“Caddeler kırmızı-beyaz…”

“Türk halkı dansediyor…

Sabaha dek!”

“Rüya gerçek oldu..

“Türk Millî Takımı ismini tarihe yazdırdı.

48 kayıp yıldan sonra…”

“Kral ölmedi… Hakan Şükür kupa tarihine geçecek golü attı…”

“Şükür 6 maç gol orucu tuttu. …Ve son maçta Dünya Kupası tarihinin en hızlı golünü kaydetti.

Ve tarih yazdı.”

“Şükür, Güney Kore-Türkiye maçının

en iyi oyuncusu seçildi.

Şükür’ün, maçın adanı: seçilmesinin tekneden! bu değil.

Çok önemli bir nedeni daha var;

Manstz’a verdiği ipeksi paslar…”

 

Mısır Medyası’nın duayeni Abdurrahman Fehmi’nin, Cumhuriyet Gazetesi‘ne yazdığı makalesinden: “Öyle bir maç ki, tekrarı mümkün. 50 yıldır izlediğim maçların en iyisi. Maç 10 saniye sonra başladı. Ateşlendi…

Genellikle maçların ilk 10-15 dakikası kontrollü geçer. Ama bu maç 10’uncu saniye başladı.

Stadyumdaki Koreli seyirciler ve TV başında, milyonlarca Koreli dehşet içinde. ‘Kaleci takımın yarısıdır’ diye bir söz var.

Ama Rüştü, 4’de 3’ü takımın.

Sakat sakat oynarken, değiştirilmesini istedi Teknik Direktörden.

Güneş, Rüştü’yü değiştirmek yerine, orta sahaya taze bir kuvvet sürdü.

Müthiş bir teknik direktör!

Evet…

Maç bitti…

Kore kaybetti..

Türkiye kazandı.

… Ve maç sonu gördüğümüz muazzam insanlık tablosu.

Muazzam tablo, iki  takımın elele, kolkola tribünleri selamlaması.

Birbirlerine sportmence sarılmaları…

Tribündeki seyircilerin ellerinde dalganan türk bayrakları dünya futbol tarihine “spor ruhu”nu gösteren bir tabloydu.

Bu ‘deli oyun’ (futbol)’un en takdire şayan tablosuydu tarihinde.

Biz ne zaman uyanacağız?

 

Başka bir köşe yazısından…

Mahmut Maruf da köşesinde şunları yazıyordu:

“Mısır halkı Dünya Kupası’nda iki takımı destekliyordu.

Gönlü iki takımdaydı.

Senegal ve Türkiye.

Senegal, Afrikalı ve Müslüman.

Türkiye: Müslüman ve tarihsel bağlarımız olan bir halk.

Mısırlı bir çok aile Türk asıllı.

Bir atasözümüz var: “kel, güzel saçlı kuzeniyle övünür.”

Tabii ki biz, Türkiye ile övündük.

Türkiye, Mısır’a hayal edemeyeceği bir hedef gösterdi.

Türkiye gösterdi ki: dünyada her takımı ciddiyet, çok çalışma özveri, iyi taktik, takım ruhu ve duygusallıktan uzak futbolcu seçimi başarıya götürür.

Tarihi ve keyifli bir maçtı.

Türk milli takımı, hakan şükür ve Koreli seyirciler için tarihi bir maçtı.

Türkiye bronz madalya kazandı.

Güney Kore kaybetti ama Kore halkı da  dünyaya ders verdi.

Şükür, dünya tarihine ismini kazıdı.

Medeniyet tablosu, maç sonunda resmedildi.

Kazanan ve kaybedeni alkışlayan güney Kore halkı, medeniyet tablosuna son fırçalarını vurdu.

Özellikle kendi sahalarında yenilmelerine rağmen.

İşte spor bu olmalı!”

 

Yukarıdaki anlatılanlar Mısır medyası’ndan.

Türk medyasına ithaf olunur.

Bizim sektör de bundan ders çıkarabilir.

 

 

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

8-14 Temmuz 2002, Sayı: 239

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir