DEĞİŞİM İHTİYACI

CNN’de Demirel’i dinliyorum.

Kürt politikacı izleyici sorularını cevaplandırıyor ve son siyasi gelişmeleri değerlendiriyor. Ana başlıklarla, Süleyman Bey’in konuşmasını nakletmeye çalışayım. Diyor ki:

“Dünya değişmiştir. Devletin fonksiyonları değişmiştir. Ben sağcıyım, ben solcuyum demek yetmeyecektir. Demokrasi insan hakları, piyasa ekonomisi. Bu çerçeve, herkesin kabul ettiği çerçevedir. Genel kabul gören kriterlerdir bunlar.

Bu kriterleri tartışamazsınız. Sadece daha iyi demokrasi, daha iyi insan hakları, daha iyi piyasa ekonomisi…

Kim bunları daha iyi görür, anlatır ve nasıl yapacağını söylerse kazanacak. Sağlık sorununu nasıl çözeceksiniz?

İşsizlik sorununu nasıl çözeceksiniz?

1.5 milyon öğrenci üniversite sınavına giriyor. Bunun ancak 300 bini iyi okullara yerleşiyor. Bir milyonu açıkta.

Mazotun litresi 1 milyonu geçmiş.

Bunlara nasıl çözüm getireceksiniz?

 

Avrupa Birliği genişliyor.

27 ülke olacak.

Bu 27 ülke akılsız da, biz daha mı akıllıyız?

Halk hesap sorar ‘niye Avrupa Birliği’ne girmedik’ diye.

Türkiye, AB’nin içinde olacaktır.

Dünya değişti…”

Yeni oluşum’un Lideri İsmail Cem, ilk gezisini seçim bölgesi Kayseri’ye yapıyor.

Ayrıntısına girmeyeceğim.

Gezi ilginç geçiyor.

İsmail cem diyor ki:

“Türkiye’nin yenileşmeye ihtiyacı var. Ekonomi insandır. Ekonominin aracı insandır.

Gerçek ortak bir mutluluğu yakalamak zorundayız

İnsanlar “kaybolan mutsuzluğumuzu bize geri verin” diyor.

 

Avrupa harekatı 2002, gazeteler ilanlar verip uyarı görevi yapıyor.

İlanlarda belirtilen hususlar, herkesçe malum. Ama tekrarında fayda var.

1981’de Avrupa birliği’ne giren Yunanistan ile girmeyen Türkiye arasındaki farka bakın:

* Bir yunanlı, bir Türkten ortalama 7 yıl daha çok yaşıyor.

* Yeni doğan bin çocuktan Yunanistan’da sadece 5’i hayatını kaybederken, Türkiye’de ise, bu rakam 34!

* Bir yunanlının sağlığına bir Türkten 6 kat daha fazla para harcanıyor.

* Bir  yunanlı, bir Türkten 5 kat daha fazla kazanıyor.

 

ÖĞRET ONA Kİ…

ABD’nin eski ve ünlü başbakanlarından Abraham Lincoln’ün oğlunun öğretmenine hitaben yazdığı bir mektup arşivimde duruyor. İlginç öğütler var. Özetle şöyle:

“Öğrenmesi gerekli biliyorum: tüm insanların dürüst ve adil olmadığını… Fakat şunu öğret ona, her alçağa karşı bir kahraman, her bencil politikacıya karşılık kendini adamış bir lider vardır.

Her düşmana karşı bir dost olduğunu da öğret ona. Zaman alacak biliyorum, fakat eğer öğretebilirsen ona, kazanılan 1 doların, bulunan 5’inden daha değerli olduğunu öğret… kaybetmeyi öğrenmesini öğret ona. Ve hem de kazanmaktan neşe duymayı. Kıskançlıktan uzaklara yönelt onu. Eğer yapabilirsen, sessiz kahkaların gizemini öğret ona! Bırak, erken öğrensin zorbaların görünüşte galip olduklarını…

Okulda, hata yapmanın, hile yapmaktan daha onurlu olduğunu öğret ona.

Nazik insanlara karşı nazik, sert olanlara karşı da sert olmasını öğret ona…

Herkes birbirine takılmış bir yöne giderken, kitleleri izlemeyecek gücü vermeye çalış oğluma! Tüm insanları dinlemesini öğret ona, fakat tüm dinlediklerini gerçeğin eleğinden geçirmesini ve sadece iyi olanları almasını da öğret. Herkesin sadece kedi iyiliği için çalıştığına inanlara dudak bükmesini öğret ona. Ve aşırı ilgiye hiçbir zaman kalbine ve ruhuna fiyat etiketi koymamasını öğret. Ve eğer kendisinin haklı olduğuna inanıyorsa, dimdik dikilip savaşmasını öğret.”

 

Abraham Lincoln, ABD’nin 16. başkanı.

1861-1865 yılları arasında görev yaptı.

150 yıl önce söyledikleri.

Türkiye’nin değişim ihtiyacı bu görüşlerde saklı değil mi?

İşte AB ile aramızdaki 150 yıl fark, bu “bakış açısı”nda yatıyor.

 

Türkiye’nin değişime ihtiyacı var.

Türk insanının değişime ihtiyacı var.

Artık “temsili demokrasi”den “katılımcı demokrasi”ye geçmek zorunda Türkiye!

Bizim sektörü; Türkiye’den, Türk insanından ayrı düşünmek mümkün değil.

“Değişim ihtiyacı” sektör için de var.

 

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

22-28 Temmuz 2002 Sayı: 241

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir