Kadere Bak…

MEDYA ve kamuoyu Ecevit’i tartışıyor, Ecevit’i konuşuyor… Yerine “vekâlet” vermesi konusunda “baskı” uygulanıyor.

Sağlığından dolayı Başbakanlıktan çekilmesi isteniyor. Kadere bak!

İsmet İnönü’yü CHP Liderliği’nden “yaşlı” diye indiren Ecevit, şimdi aynı gerekçeyle baskı altında tutuluyor.

 

Asıl sorun, Ecevit’in sağlığı mı?

Allah korusun, bugün genç bir lider trafik kazası geçirip ölürse ne olacak?

Ya da diğer koalisyon ortaklarının başına

-Allah korusun- bir şey gelirse ne olacak? Sorun kişiler mi, sağlıkları mı?

Ecevit’in akli melekeleri yerinde, fakat bedeni “zaaf” içinde…

Hastalığı ile birlikte borsa düştü, faizler 10 puan arttı.

“Ecevit çekilsin” deniyor…

Peki, Ecevit niçin çekilmiyor?

Ecevit cephesinden bakalım:

Onurlu bir insan… Koltuk sevdalısı olmayan bir lider… Üstelik, dürüst de…

Belki başarısızlıkları olmuştur siyaset hayatında…

Ama… Gerçek şu ki, onurlu bir lider. Izdırap çekerek başbakanlığı sürdürmek çabasında…

Yüklendiği bir misyonu yerine getirmek istiyor. Bunu da Türkiye için yapıyor.

Türkiye’nin hayrına yapıyor.

Asıl tartışılması gereken şey gözden kaçıyor.

Sorun sistem sorunu. Kurumsallaşma sorunu.

…Ve “ikinci adam” yetiştirme sorunu.

Türkiye’de siyasiler hep, güçlü 2’nci adamları tasfiye etmiştir.

Güçlü adamla kimse çalışmak istemiyor.

Siyasiler tarafından güçlü adamlar hep budanıyor.

Bu, “toplumsal kültür”ümüzün adeta bir parçası. Yumurta kapıya dayanana kadar çözüm arayışına girilmiyor.

İstim arkadan gelsin!

 

Şirketlerde de durum böyle.

Şirkete hakim olan, altında güçlü adamla çalışmak istemiyor.

Şirkette 2’nci adam, iyi eğitimli, kültürlü olacak, ancak “zayıf” olacak.

Bu tecrübelerden yararlanmalıyız.

Geleceği oluştururken, geçmişteki olaylardan “ders” almalıyız.

Gündemdeki olaylardan da…

Siyasetteki “kaos” otobüsçülük sektöründe de yaşanıyor.

 

 

 

İŞİ KADERE BIRAKMAYIN

Otobüs firmasını gelecek nesillere taşımak için gerekli önlemler zaman geçirilmeden alınmalıdır.

Mesleğinin sonlarına yaklaştığını düşünen meslektaşlarıma önerim; firmayı sistemleştirip, kurumlaştırırken, aile içi ilişkilerini de kurumlaştırmalıdır.

En temel sorun bu…

Doğal lider”in önce; bir sonraki mülkiyet yapısının ne olacağı, şirket yapısının nasıl olacağı, liderin kim olacağı sorununu çözmesi gerekir.

Evet… Çok zor bir sorun.

İnsanlar çoğu zaman zor sorunları erteler… Erteler… Erteler…

Ve kader; ilâhi kader, devir işini

kendiliğinden çözer.

Otobüs firma sahipleri, işin kendilerinden sonra da devamını sağlamak istiyorlarsa, şirketin ve aile içi ilişkilerin kurumlaşmasına ve özellikle de devir konusuna özenle ve süratle yaklaşmalıdır. İşi kadere bırakmayalım. Unutmayın! Otobüs tarihinde kurucusuyla birlikte ölen çok sayıda otobüs firması var.

İşi kadere bırakmayın!

 

Çetin Altan, 31 Mayıs 2002 tarihli Milliyet Gazetesi’ndeki “Şeytanın Gör Dediği” sütununda “Enseyi Karartmayın, çünkü…” başlığı altında yazdığı makalesinde ilginç tespitlerde bulunuyor.

Şöyle: “Bir toplum, kendini kandırdığı sürece değil; kendini tanımaya başladıkça çizebilir rotasını, çağdaşlık limanlarına doğru…”

“Değişimi bir süre engelleme olanağı bulunsa da, durdurma olanağı yoktur.

 

Ecevit’in durumundan “ders”ler çıkaralım.

Mutlaka “çözüm” vardır.

Bir “alternatif” hep bulunur. Ancak binbir “karışıklık” içinde bulunacak alternatif, sistemde bazı “gecikmeler”e yol açabilir.

Her şey zamanında yapılmalı.

Türkiye saydamlaşmalı.

İş, kadere bırakılmamalı.

Tedbirler el altında bulunmalı.

Her kesim, her olaya hazırlıklı olmalı.

Türkiye’nin sorunları çözülmeden otobüsçülüğün sorunları çözülemez.

Otobüsçülük de saydamlaşmalı.

Saydamlaşacak da…

 

 

 

 

 

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

10-16 Haziran 2002, Sayı: 235

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir