Ömrü seraba harcamayalım

OTOBÜSÇÜLERİN problemi şu:

Olaylara sadece “garaj gözlüğü” ve “otobüs sektörünün problemleri” açısından bakılıyor.

Halbuki gelişmeleri “evrensel” ve “çok boyutlu” değerlendirmek gerekiyor.

Türkiye’de hep beraber yaşıyoruz.

Türkiye’nin sorunu çözülmeden, otobüsçünün sorunu çözülmez.

Otobüsçülükte “çok firma var” deniyor.

Peki;

Kaç konfeksiyoncu…

Gömlek üreticisi…

Lokantacı…

Seyahat acentesi var?

Her alanda sayı fazlaca.

Ekonomide sıkıntı yaşayınca hemen “birleşelim, anlaşalım” deniyor.

Sonra ne oluyor? Tedbir alınıp, işler düzelince, tekrar bölünme başlıyor.

Bugün söylenenler çözüm değil.

Türkiye’nin anayasası’na,

Serbest piyasa kanunlarına,

Ekonomik, sosyal ve kültürel ortamına

Rekabet kurumu yasaları’na,

AB uyum yasalarına paralel gitmeyen bir çözüm, çözüm olamaz.

Birbirimizi kandırırız.

Bugün Türkiye’de “sistem” doğru mu?

Otobüsçülükte herkesin çıkarı farklı.

Otogar işletmecisi,

Firma sahibi…

Yazıhaneci…

Bankocu…

Kelleci…

Otobüsçü…

Şoför…

Muavin…

Host-Hostes…

Yolcusu…

Yol lokantacısı…

Herkesin çıkarları farklı.

Böyle olduğu için de her an bir “çıkar çatışması” çıkabiliyor.

Bizim çıkar gruplarını bir araya getirme şansımız çok az.

Bir şansımız var: Kurumlaşmak.

Çünkü otobüsçülükte en önemli sorun, “kurumlaşma” isteğinde yatıyor.  Kurumsallaşırken, “ilişkilerin de kurumsallaşması”nı sağlamalı.

“Aile şirketleri” konusunda, bu köşede iki makale yazdım. Otobüs firmalarının hepsi birer “aile şirketi.”

Aile şirketlerinin karakteristik sorunları var. Türkiye’de şehirlerarası yolcu taşımacılığı yapan 500’ün üzerinde otobüs firması var.

Bunların sahipleri değişebiliyor.

Bir zamanlar; firma sahibi olanlar veya kendi otobüsünü kullananlar, şimdi başkasının yanında şoförlük yapıyor. Sayıları da çok fazla.

Şoförlerin ve firmada  çalışanların “genel anlamda” sosyal hakları yok. Otobüsçülük siyasete benziyor.

Birkaç ay önce kaybettik.

Allah rahmet eylesin, değerli siyaset adamı Osman Bölükbaşı’nın 30 sene önce, politikayı bırakırken yazdığı “siyasete veda” şiirinden çarpıcı bir mısra:

“Bir ömür kaybettim, acep ne buldum

seraba harcanmış ömre yanarım.”

Dürüst politikacının engin deneyiminden süzülen sözler bunlar.

Bu sözleri otobüsçülere uyarlayalım.

Otobüsçü de ömür tüketti. Ne buldu acaba?

“Seraba harcanmış ömürler…”

onun için, iyi bir araştırma yapmak gerekiyor. Bu sektöre kaç kişi girdi; kaç kişi çıktı?

“Doktora tezi” için ideal bir konu.

Teknoloji boyutuyla, yolcu boyutuyla, menfaatler grubuyla, tüm sistemin tarihsel gelişimiyle, bugünkü durumuyla ve birçok yönüyle önemli bir konu.

Ancak –maalesef- bunu ele alan yok.

Aslında “burası Türkiye” dememek lazım.

Türkiye, gelişen dünyanın bir parçası.

Otobüsçülüğün sorunlarını “evrensel ölçüler”e göre çözelim.

 

Önce sorunlara bakalım.

On yıl önce, 40 yıl önce de bugünkü sorunlar vardı. Bunların başında “rekabet” geliyor.

Olay bugüne ait değil ki. Bir kentte 4 firma sayısı 2’ye düşürüldü.

İşler düzeldi… doluluk oranı arttı.

Para kazanılmaya başlanıldı. Sonra ne olacak?

“kopmalar” ve “yeni firma arayışları” başlayacak.

“Bir kısır döngü” bu!

Bu süreç otobüsçülük tarihinde hep yaşandı.

Kriz dönemlerinde geçici olarak bu yola başvuruluyor.

Zamanında Kayseri’de “Anadolu” adı ile tek firma çatısı altında birleşildi.

Anlaşma yürümedi. Sonra, Kayseri’de 4 firma oldu. Firmalar para kazanmaya başladığında bölünmeler, yeni firmalar doğacak.

Eskiden Kayseri’de yaşanan süreç gibi.

Bu süreç neden böyle işliyor?

Çünkü firma kurmak çok kolay.

Olay bu noktada bitmiyor. Bitmez ki…

Sektör dışından gelen yeni yatırımcı olacak?

Buna kimsenin bir yaptırımı olamaz.

Firma sayılarıyla uğraşmak yerine “sistem” geliştirilmesine çalışılmalı.

Sistem nasıl geliştirilir?

İlgili kurum kuruluşlarla oluşturulacak “diyalog” ile “firma kurulmasını zorlaştıracak tedbirler” getirebilir.

Düzenlenmiş yeni şartları yerine getiren herkes firma kurabilir.

Şartlar herkes için eşit.

Daha önce kurulmuş olan belgeli firmalara da yeni şartlara uymaları için süre verilir.

Tespit edilen bir takvim içinde bu süreç işler.

… Ve otobüsçülük kurumsallaşır.

Bir ömür seraba harcanmaz.

 

 

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

20-26 Mayıs 2002, Sayı: 232

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir