Doğruları Bulalım

     SİYÂSETTE önce “nelerin olmayacağı” görülür. Sonra “nelerin olacağı” tartışılır. Bitmedi…

Nelerin olabileceği, hangi kadrolarla olabileceği plânlanır.

Dernekçilikte de, ticârette de “siyaset” vardır.

 

Garajda seçimler yapıldı.

Üyelerin ve ortakların aradığı; geliri artıracak, gideri azaltacak ve huzuru tesis edecek bir uygulama…

“Mesaj” bu kadar basit ve net.

Öyleyken, bir “sıkıntı” var.

Bu “sıkıntı” seçimler öncesinde kendini belli etti.

Seçimler böyle bir “atmosferde yapıldı.

 

MERAKLILARINA

“Bir bilen” Mehmet Özcan, Başkanlık yaptığı dönemlerde sık sık Nisa Sûresi‘ni tekrarlardı.

Bir bakalım.

…Ve önce 58’inci âyet ne diyor?

Şöyle:

“Allah size, mutlaka emânetleri ehil olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne kadar güzel öğütler veriyor! Şüphesiz Allah her şeyi işitici, her şeyi görücüdür.”

Âyetin emânet ve adalete riâyet emri ebedî ve genel bir düstur olmakla birlikte, güzel de bir “nüzul” sebebi vardır.

O da şöyle: Hz. Peygamber (s.a.) Mekke‘yi fethedince, Kabe’ye bakan Osman b. Talha kapıyı kilitlemiş.

Kabe’nin üzerine çıkmış ve anahtarları ver­meyi reddederek “Senin peygamber olduğunu bilseydim onu verirdim” demişti.

Hz. Ali, anahtarı zorla ondan aldı, kapıyı açtı, Hz. Peygamber içeri girerek iki rekât namaz kıldı.

Çıkınca, amcası Abbas, anahtarı ve şerefli bir görev olan bakıcılığı kendisine vermesini istedi. İşte bu münâsebetle 58’inci âyet nazil oldu.

Efendimiz, Hz. Ali‘ye “anahtarı eski görevliye vermesini ve ondan özür dilemesi­ni” emretti. Bu olay, Osman b. Talha‘nın da Müslüman olmasına sebep teşkil etti.

Nisa Sûresi’ne devam edelim.

Bir başka âyet daha…

71’inci âyet der ki: “Ey iman edenler! Tedbirinizi alın; bölük bölük savaşa çıkın, yahut (gerektiğinde) topyekûn savaşın”

Dilerseniz bu âyeti de biraz açalım.

Ayet meâlen şöyle diyor:

“Barış içinde “ Barış içinde yaşamak arzu edilir bir şey olmakla beraber, tarih boyunca devamlı gerçekleştiği görülmemiştir.

Uzun tecrübelerden sonra sulh, dirlik ve düzenlik isteyenlerin ancak savaşa hazır olmakla bunu elde edebilecekleri anlaşılmış. (Hazır ol cenge, eğer istersen sulh-ü salâh) denilmiştir.

İslâm meşru müdafaa için, yeryüzünden zulmü, baskıyı kaldırmak, gerçek din ve vicdan hürriyetini sağlamak için savaşa izin vermiş, Müslümanları savaşa çağırmıştır.

Müslümanların vâzifesi her zaman cenge hazır olmak, fazla meşru sebep bulunmadıkça onu yapmamak, hazırlığı sulhun teminâtı kılmaktır.”

 

Nisa Sûresi‘nin 79’uncu âyeti der ki:

“Sana gelen iyilik Allah’tandır. Başına gelen kötülük ise nefsindendir.”

Âyetin açıklaması, âyetin anlatmak istediği özetle şu: “İnsanlar umumiyetle elde ettikleri başarı ve iyi neticeleri kendilerine malederler. Felâket, kötülük ve başarısızlıkları ise yükleyecek birisini ararlar; kendilerini kınamak ve suçlamaktan kaçarlar.”

Belirttiğim gibi Nisa Sûresi 176. âyetten oluşmuş. Ben birkaç âyeti sütunuma aldım.

Nisa Sûresi’nde; mülk, hükümranlık, adalet, anlaşmazlık, haset, dostluk, düşmanlık, beraberlik, günah, sevap, hainlik, münafıklık, insanlık, iyilik, kötülük, haram, helâl konularına da açıklık getiriyor.

Yerimiz sınırlı.

O yüzden, bütün meslektaşlarıma Nisa Suresini okumalarını

tavsiye ederim. Okuyanlarında tekrar okumalarında fayda var.

 

Yukarıdaki satırlar 2000 yılında GÜLEGÜLE’deki yazılarımdan derlendi.

O gün bir “sıkıntı” vardı ve “görüş” bildiriyordum. Gelelim bugüne, 2002’ye…

Yönetime gelenler “birlik” ve “beraberlik” aradıklarını belirtiyorlar.

Kim bunu arzu etmez ki…

Ancak bu arzunun gerçekleşmesi için bir “tavır” gerekli.

Bu tavrı kim koyacak?

Doğruyu bulalım.

Kulakları çınlasın, Mehmet Özcan vedâ  konuşmasında “enkaz devretmiyorum” demiş ve sonra eklemişti:

“20 bin dolar kâr dağıtıyorum. Kim bun­dan sonra 21 bin dolar dağıtırsa, bir dolar başarılıdır.”

Kıstas bu, tavan bu… Bu aşılmalı!

Ancak bugün hâlâ “borç” var.

Borçsuz alınan garaj borç içinde.

Dağıtılan kâr 7 bin 500 dolar.

Ki, bu da ele net geçmeyecek.

Yazımı Süleyman Demirel’in meşhur bir sözüyle bitireyim:

“İktidar şikâyet mercii değil, çözüm müessesesidir. İktidarların şikâyet etmeye hakkı yoktur…


 

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

15-21 Nisan 2002, Sayı: 227

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir