Sistemin vizyonu olmalı.

 OTOBÜSÇÜLER kendilerini bir türlü eski alışkanlıklarından kurtaramıyor.

Geçen iki hafta “sorun sistemde” diyerek içinde bulunduğumuz durumu net ifadelerle ortaya koymaya çalıştım. Sektörde herkesin çıkarları farklı. Böyle olduğu için de her an bir “çıkar çatışması” ile karşılıyoruz.

Nasıl önlenir bu?

Geleceğe güvenle bakmanın tek formülü “kurumlaşmak”tan geçiyor.

Dışımızdaki dünyada bu tür sektör sorunlarına “evrensel” ve “çok boyutlu” bakılıyor. Kapısında beklediğimiz Avrupa birliği de sorunları aynı mantalite ile çözüyor.

Sorunları “evrensel ölçüde” ele alamaz isek, daha uzun yıllar, aynı şikayetleri sıralarız.

 

SORUN ÖYLE ÇOK Kİ…

Türkiye’de sigorta çalışmıyor. Aracımızın sigortası için gösterdiğimiz titizliği firmada çalışan elemanlarımıza göstermiyoruz.

Şoför sigortasız…

Muavin sigortasız…

Host-hostes sigortasız…

Büro hizmetlerindekiler de öyle.

Bir de “bireysel otobüsçüler” var. Adamın birikmiş parası var.

Bağını bahçesini satıyor.

Karısının-kızının altınları bozuyor.

Denkleştirip otobüs almaya çalışıyor.

Bazen parası yetmiyor, kendisine birkaç ortak buluyor ve modern teknoloji ürünü bir otobüs satın alıyor.

Otobüsünü bir firmaya sokuyor.

Sonra geçiyor direksiyon başına

Kazanç mı?

Kazanç yok!

Böyle “ticaret” olmaz.

Bu sistemin “ciddi biçimde” ele alınması lazım.

Garajda; otobüs sayılan 3 midibüsü olan firma sahibi var.

Ulaştırma Bakanlığından belgesini de almış.

İstanbul’da, Ankara’ya, İzmir’e seferler düzenliyor. Kim, hangi kapasiteyle nerelere seferler düzenliyor.

Burada bir “kaçak” var. Siz hiç şehirlerarası yolculuklarda “otobüs” niyetine “midibüs” kullanan firmaya rastladınız mı?

Bunları Ulaştırma Bakanlığı biliyor.

 

DEVLETİN DENETİMİ

Sistem böyle olunca, otobüsçülük nasıl yapılabiliyor?

Bölgesel ve ulusal diye bir kavram düşünülüyor mu?

Kara Ulaştırması Genel Müdürlüğü “dış hatlar”la ilgili olarak yönetmelikte bir değişiklik yaptı.

Dış hatlara çalışan firmalar 1 mart 2002 tarihinden itibaren bir öz mal karşılığı iki adet kiralık otobüs barındırabilecek. Acaba yurt içinde de böyle bir uygulamaya mı gidilecek?

Zira; bakanlık, sistem değişikliklerini önce yurt dışında, ardından da yurt içinde uygulamaya sokuyor.

3 adet midibüsle kurulan firmada, istenen sayıda kiralık otobüs çalıştırılıyor.

Sorun asıl burada başlıyor.

Firma kiralıklarla ilgili, iş disiplinini sağlayamayabiliyor.

Kurumlaşma isteği ise hayalden öte bir anlam taşıyor.

Yeni bir yapı oluşturulmalı.

Yani; durumu değerlendirip, hedef saptayıp “yeni esaslar” getirilmeli.

Avrupa birliği’nin kapısında bu şart!

20 yıl öncesinin sorunlarına bugün kıyasladığımızda pek bir şeyin değişmediğini görürüz.

Meseleye “yapısal bir çözülme” olarak bakmalıyız.

Araştırılması gereken bir konu da bu. Bunun bilinmesi lazım.

Türkiye’de otobüsçülüğü de, kamyonculuğu da bu anlayışla değerlendirmeliyiz.

Avrupa Birliği’ne girmek için hazırlıklar yapıyoruz.

TBMM bu konuda tarihinde görülmemiş bir hız ile uyum yasaları çıkarıyor.

Şimdi otobüsçülük sektörü açısından “geleceği şekillendirmek” zorundayız.

Bunun için; geçmişte ve bugün  yaşadıklarımızdan “ders” almalıyız.

Geleceğin fotoğrafı” çıkarılmaya çalışılırken yaşadığımız tecrübelere ihtiyacımız var.

Hepsi tek tek değerlendirilmeli.

Gelecekte ne olmalı?

Gelecekte neyi hayal edersiniz?

Yaptığınız ve yapacağınız çabaların tümü bu sorulara cevap olmalı.

Vizyon zihinsel bir tasarımdır.

Sektörün de bir vizyonu olmalı.

Sonuçta bu “vizyon” uygulamaya konulacak.

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

25 Şubat-3 Mart 2002, Sayı: 220

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir