Sektörün yarası

 BİR şoför anlatıyor:

“Güvencesi olmayan kişilerdir şoförler.

Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu sadece belge verir. Federasyon yetkilisi kaza ile ilgilenmiyor. Kısa yola; örneğin 200 kilometrelik yola çift şoför gidiyor. Bu doğru değil… Bir de şerit ihlali söz konusu. Otobüs kamyonla aynı kategoriye konulunca, taşıdığımız yolcunun hiçbir değeri kalmıyor.

Otobüs, kamyonla aynı kategoride olur mu? Otobüs en az özel araba kadar önemli. Hatta daha önemli. Özel araçta 2 kişi var, otobüste 40 kişi. Otobüs sıkıysa şerit değiştirsin! Tem otoyolunda sol şerit otobüslere yasak. İki kamyon  birbirini solluyor, orta şerit kapalı. Üçüncü şerit, yani sol şerite girersen, tepedeki (trafik polisi) seni gıdıklıyor!”

 

HARMANDAN KALKANLAR

Bir başka otobüsçü dostum da şunları söylüyor:

“Bu mesleğe, otobüsçülük mesleğine belki 1 milyon kişi yatırım yapmıştır. Belki 100 bin kişi koyduğunu almıştır.  Diğerleri bu sektörden  çıkmıştır. Kayseri tabiriyle ‘harmandan kalktılar’ bu işte bir yanlışlık var. Fiyat istikrarsızlığından battık, rekabetten battık, model ve tip değişikliğinden battık, trafik kazaları tazminatlarından battık. Üç daire sattık, üç otobüs aldık; 24 ay taksitle. Mark  bazında. 5 taksit ödedik. Otobüsün değeri geriye gidiyor. 8 taksit ödedik, yine otobüsün değeri, borcunu karşılamıyor.

Taksitlerin bitimine 8 ay kala otobüsleri iade ettik. Ve bütün ödediklerimiz boşa gitti. Bu işte bir yanlışlık var. 69-75’te de tazminat ödemekten battık. Ortaklar olarak, ay sonunda kazandığımız paraları getirir, masaya dökerdik. Ve paylaşırdık. Ortaklardan biri kuyumcu. Otobüsten kazandığı parayı alıp, altın satın alırdı.

Çimento satan çimento alırdı. Demir satan demir alırdı. Beyaz eşya satan,  beyaz eşyaya yatırım yapardı. Velhasıl, otobüsten kazandığımızı otobüs işine yatırmazdık. Başı bozukluğa bir yerde dur deme lazım.”

Evet… farklı açıdan iki görüş.

 

SEKTÖRÜN YARASI…

Sayın Mevlüt İlgin de, ulaştırma dünyası’ndaki köşesinde “otobüsçülükte yeni yönelimler” adlı iki makale yayınladı.

Makalede sayın ilgin şunları söylüyor:

“Bana öyle geliyor ki; biz arabayı atın koymuşuz. Oysa arabayı çeken attır..”

… Ve Mevlüt İlgin yazısında özetle:

Artık otobüsçülüğün bireysellikten çıkıp, firmalaşması ve şirketleşmesi öneriyor.

Yani kurumsallaşmayı.

Firmayı da şöyle tanımlıyor:

“öncelikle firma sahibi derken, üç tane 26’lık yarım otobüsle (minibüsle) firma kuran değil, gerçekten çağdaş kurumsallaşan firmaları kastediyorum.

Böylesine ciddi kurumsallaşmanın önündeki yasal engelleri aşmaya yönelik çalışmaları hızlandıralım. Ve örgütlenmeyi, firma sahiplerinden başlayarak yeniden değerlendirelim.”

Tebrikler sayın ilgin…

Sektörün yarasına parmak bastınız.

 

ÖRGÜT İHTİYACI…

Evet, firma sahipleri ve firmaların bir sivil örgütü yok.

Otobüsçülüğün kurumsallaşmasını sağlayacak böyle bir örgüte büyük bir ihtiyaç var. Tam zamanı.

 

… VE BİR GENELGE

Ulaştırma Bakanlığı Kara Ulaştırma Genel Müdürü Mehmet Ali Albayrak imzasıyla; otobüs firmalarına yönelik uyarılar içiren bir genelge ve sektöre yayınlandı.

Genelde firmaların uymak zorunda olduğu hükümler yer alıyor.

Genelge, iş çözmüyor.

Genelge iyi ama, çözüm için yeterli değil. Çözüm, bizzat yapısal değişimde aranmalı.

Sektörde çarpıklıklar zaten genelgenin özünde açıkça sergileniyor.

Ancak asıl mesele, sektöre yeni firma girişinin zorlaştırılması, çıtanın yükseltilmesi, öz mal adedinin arttırılmasıdır.

Sayın İlgin’in dikkat çektiği; 10 adet 40 kişilik öz mal otobüs olmalı.

Şu anki firmaların bu öz mal sayısına ulaşması için iki yıllık zaman tanınmalı.

Şu an ki firmalar, iki sene zarfında yeni şartlara kendilerini hazırlayabilir. Böyle bir çözüm, Türkiye’deki serbest piyasa ekonomisine ve kanunlara da uygundur. Şartları yerine getirmek kaydıyla herkesin sektöre girme özgürlüğü var.

Bunu sağladığımız takdirde, hem yeni girişleri kontrol altına almış oluruz, hem de mevcut firmaların şartlarını iyileştirmiş oluruz.

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

14-20 Ocak 2002, Sayı: 214

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir