Otomarsan’ın babası

BUGÜN Türkiye’de hep birlikte bir açmazı yaşıyoruz.

Yabancı sermaye konusunda gösterilen tutarsızlık ilginç bir noktaya geldi. Hükümet tarafından sık sık “yabancı sermayeyi Türkiye’ye getirecek formüller” ortaya atılır.

“yabancı sermayeyi teşvik kanunu” bile çıkarılır.

Ama sonuç alınmaz.

Bu konuda geçenlerde sabancı üniversitesi’nde bir konferans verildi.

Konuşmacı, biçim için çok tanıdık bir isim: Edzard Reuter…

Gazetemiz konuyla ilgili ayrıntılı bir ayın yapacak. Ama ben, önce Edzard Reuter kimdir onu anlatayım…

 

NAZİ ZULMÜNDEN KAÇIŞ…

Edzard Reuter 1928 yılında Berlin’de dünyaya geldi.

Babası Ernst Reuter 1931 yılında Magdeburg şehrinde belediye başkanı seçildikten sonra muhalif görüşleri nedeniyle naziler tarafından takibe alındı. Toplama kamplarında kaldı.

1935 yılında eşi Hanna Reuter ve oğlu

Edzard Reuter ile kendilerine kucak açan Türkiye’ye sığındı. Edzard Reuter “ikinci vatanım” olarak tanımladığı Türkiye’ye 7 yaşındayken geldi ve 18 yaşına kadar kaldı. Reuter Ailesi bu süreyi Ankara’da geçirdi.

Baba Reuter bu yıl 12 yıl zarfında kendisi gibi Almanya’yı terk etmek zorunda kalan bilim adamları ile birlikte genç Türkiye Cumhuriyeti’nin hızla kalkınmasına katkıda bulundu.

Ankara Üniversitesi’nde maliye ve şehircilik konusunda dersler veren Reuter, çeşitli bakanlıklara da bakanlık yaptı.

Reuter ailesi 2. dünya Savaşı’nın sona ermesinden sonra 1946 yılı sonunda Almanya’ya geri döndü.

Baba reuter 1948’de Berlin belediye başkanı oldu.

Liseyi Ankara’da bitiren oğlu Edzard Reuter, Almanya’ya  döndükten sonra hukuk eğitimi gördü.

 

REUTER’İN MERCEDES GÜNLERİ

1968’de Mercedes’e girdi.

Burada çeşitli görevler aldı.

1973’te şirketin yönetim kuruluna seçildi. Edzard Reuter, Mercedes’e girdikten 4 yıl sonra Türkiye’ye fabrika kurulmasına ön ayak oldu.

Otomarsan, bu çabanın ürünü olarak 1967 yılında kuruldu.

Reuter, uzun yıllar Otomarsan’ın idare meclisinde üyelik ve başkanlık yaptı.

Çok başarılı oldu.

Otamarsan, bu çabanın ürünü olarak 1967  yılında kuruldu.

Reuter, uzun yıllar Otomarsan’ın idare meclisine üyelik ve başkanlık yaptı.

Çok başarılı oldu.

Hatta o kadar başarılı oldu ki; 1987 yılında Daimler-Benz AG’nin yönetim kurulu başkanlığına seçildi.

 

DEMİREL’İN YAKIN DOSTU

Mercedes, Reuter’in başkanlığı döneminde sadece otomotiv sektörüyle ilgilenmedi, uzay ve havacılık, elektrik ve elektronik alanlarında da faaliyete geçildi.

Mercedes, dünya çapında bir holding haline geldi.

Edzard Reuter, 1995 yılında Daimler-Benz şirketinden emekli oldu. Ama hala Türkiye ile ilgili.

Eski cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in yakın dostudur.

Fırsat buldukça bir araya gelirler.

Özellikle Almanya’da Türkiye ile ilgili politikaları hep desteklemiştir.

Gerçek bir “Türk dostu” olarak AB’de lobicilik yapmıştır.

Sadece “Türk dostu” değil..

Halen Türkiye’yi ikinci vatanım diye tanımlar.

Bu “müstesna” kişilik ilginç bulduğunuzu umarım.

Reuter olmasaydı, belki Türkiye’de otobüs sanayi bu kadar gelişmeyecekti.

Reuter olmasaydı, Mercedes belki Türkiye’ye bu kadar yatırım yapmayacaktı.

 

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE

İşte Sabancı Üniversitesinin, “Alman işadamı” konuğu böylesine “dost” idi.

Öyle bir dost ki, öğrencilere karşı yaptığı konuşmada “içinde yetiştirdikleri topluma karşı sorumluluklarını unutmamaları” öğüdünü verdi.

Herkesin içinde yetiştiği ve kendisini yetiştiren topluma karşı ödevleri olduğunu hatırlatan Edzard Reuter “hem Türkiyeli, hem Avrupa’nın bir parçası olarak, sizler için Atatürk’ün ‘ne mutlu türküm diyene’ sözü geçerliliğini koruyor.

 

Ne türlü ayartmalarla karşılaşırsanız karşılaşın, kişisel kariyeriniz ne olursa olsun, toplumumuza karşı sorumluluklarınızı ve kendi kültürel köklerinize bağımlılığınız unutmayın” diye konuştu.

Latif Karaali, GüleGüle Gazetesi

19-25 Kasım 2001

Sayı: 206

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir