Bir analiz, bir psikoloji

TÜRKİYE Cumhuriyet tarihinin en ciddi krizini yaşıyor. Ağır ve derin bir kriz; bir buhran.

Üstelik hassas dengeler üzerine kurulu bölgemizde savaş rüzgarları esiyor.

Bölgemizde belirsizlikler çoğaldı.

Doların tırmanışı, zaten alt üst olmuş piyasaları daha da daralttı.

Buna paralel olarak, ekonomik bekleyiş yatırımcılar üzerinde psikolojik etki yaratıyor.

Bugünkü tablo bu!

Yarın ne olacağını kimse kestiremez.

Özellikle de iktisatçılar.

Tıpkı iki yıl önce kestiremedikleri gibi…

Aralık 1999’da Avrupa birliği liderleri sabaha kadar çalışarak, Ecevit ve hükümetini ikna etmişti. Mr. Solana, “Avrupa Birliği Aile fotoğrafı”nda Başbakan Ecevit’in yer alması için gece Ankara’ya gelmişti.

… Ve, sabah Ecevit, Türkiye adına “AB Aile Fotoğrafı”nda yer almıştı. Dışişleri bakanı yine İsmail Cem, “dört yıl içerisinde Türkiye AB’ye tam üyelik sürecini tamamlayacak” görüşlerini dile getirmişti.

Dolar artık hızı hızla düşmüş, enflasyon artış hızında ise düşüş trendi  başlamıştı.

22 ay önceki tablo bu.

Umut dolu Türkiye tablosu!

Bugün ise oldukça karamsar bir tablo hakim. Bu biraz da bakış açısıyla ilintili.

Yani nasıl baktığınızla. Çünkü, aslında  Türkiye’de her şey kötü gitmiyor. İyi şeyler de var. Anayasanın 33 maddesi tüm partilerin ortak iradesiyle meclisten geçti. Cumhurbaşkanı tarafından onaylanıp, resmi gazetede yayınlandı ve yürürlüğe girdi.

Türkiye’nin özlemini yansıtan bir anayasa…

Çağdaş dünya ile bütünleşmenin önemli bir adımın teşkil eden değişiklik.

Kemal Derviş, “evrensel kriterler”de bütçe disiplini ve ekonominin yeniden yapılanması çabasında. Yeni bir Türkiye’yi müjdeliyor bu çabalar. Olumlu ve olumsuz gelişmelerden sektörümüz de nasibini alıyor.

Otobüsçünün reel geliri düştü, serveti azaldı. Belirsizliğin yarattığı psikoloji sektörümüzde de kendini iyice hissettirdi. Ama tıpkı, Türkiye’de olduğu gibi sektörümüzde de olumlu gelişmeler yaşanmıyor değil. Kullanılmış otobüs ihracatının artması, otobüs fiyatlarının düşmesi gibi

Fiyatlar düştü, satılan otobüs sayısı da düştü. Otobüs pazarının bilimsel bir analizini yapmak mümkün.

Bir de rakamlara sığmayan faktörler var. Otobüs pazarında geleneklerin rolü büyük. Otobüs bu; ya satar ya satmaz!

Satarsa  satılır, satmazsa satımaz. İşte buna bir örnek, rakamlara sığmayan faktör. GÜLEGÜLE gazetesi 18 mart 2000.

“Ferit Faktörü” başlıklı yazımdan “bir analiz” ve “psikolojik faktör” bölümlerini aktarmak istiyorum.

 

BİR ANALİZ.

Sevgili dostum, eski Otomarsan satış  müdürü Mustafa Dinçer ile konuşuyoruz.

Şu an Has Otomotiv yönetim kurulu başkanı olan sevgili dostum Mustafa Dinçer’e soruyorum: “otobüs neden satar, neden satmaz?”

Otobüs pazarının  bir analizini istiyorum. Mustafa Dinçer, rakamlarla bir analiz yapıyor. Sevgili dostum, ayrıca rakamlara sığmayan bir faktörden söz ediyor:

Valla 20 yıldır otobüs satarım ama, tam nedenini bilmiyorum. Yalnız bu işte çok önemli. Mudanya ziyafetleri de çok önemli. 1988’de otobüs satışları durdu. Piyasada yaprak kımıldamıyor. Ferit bize Mudanya’da  bize bir ziyafet verdi. Orada el sıkıştık, 10 otobüs sattık.

… Ve piyasa açıldı. Bir otobüs (0 303 V8) 170 milyon Türk lirası idi. Ferit aldıktan sonra otobüs fiyatı 200 milyon lirayı geçti.

1995 yılında 0 403’leri satmakta zorlanıyorum.  Bursa’ya Ferite gittik.

Bizi Mudanya’ya götürdü; yedik içtik ve el sıkıştık. 10 adet daha sattık, Ferit bey’e…

Biz de otobüs satmaya başladık. Otobüs yetiştiremez olduk. Otobüse zam geldi.

Aradan zaman geçti. Aralık 99’da yine otobüs satılmıyor. Fiyatlar dibe vurdu. Buna rağmen otobüs satışları da düştü.

1994 krizinden daha kötü bir piyasa.

Yine Mudanya seferi, feri yine 10 otobüs aldı ve pazar açıldı. Herkes sıraya yazıldı. Şimdi Kasım 2000’e sıra yazıyoruz. Hem de liste fiyatından. Aralık 99’da Ferit otobüs alınca, piyasanın açılacağını biliyordum.”

 

PSİKOLOJİK FAKTÖR

Sevgili dostum Mustafa Dinçer’in anlattıklarını naklettim. Otobüs neden satar, neden satmaz; somut göstergeleri var. Var ama… bir de “ferit faktörü” var. Bunu rakamlarla somut biçimde anlatmak zor. Tamamen ‘psikolojik’ faktör.

Mustafa Dinçer’in Ferit diye bahsettiği meslektaşım, sevgili dostum Uludağ Ferit’tir.

Ferit Yıldırım’dır…

Ferit yıldırım geçen eylül başlarında ciddi bir rahatsızlık geçirdi. Şimdi sağlığı daha iyi..

Aslında Ferit bey rahatsızlanmasıydı o zaman açılırdı piyasa…”

Yazı böyle  bitiyordu. Bugün Ferit Yıldırım sağlığına kavuştu ve otobüs satın almayı düşünüyor. Kriz bitecek mi dersiniz? Ferit faktörü pazarı açacak mı; gelenek sürecek mi?

Acaba bugün ucuza otobüs alanlar karlı mı olacak? Ne dersiniz…

Latif Karaali, Ulaştırma Dünyası

22-28 Ekim 2001, Sayı: 202

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir