Yine Rusya üzerine…

Rusya dosyası’nı açtık ya, kolay kapatamayacağız galiba.

Zira; kültürüyle, alışkanlıkları ve adetleriyle ilginç bir ülke.

Bizlere garip gelecek birçok olay, onlar için adeta hayatın doğal bir parçası…

Geçen hafta emniyet müdürlüklerinde bulunan “sarhoş ayıltma odaları”ndan söz etmiştim.

Ruslar iyi içer.

Kolay sarhoş olmazlar ama, olana da “anlayışla” bakarlar.

Votka’ya zam yapmak hükümet yıkar.

Geçenlerde votkaya zam yapılmıştı ve ülkede yer yerinden oynamıştı.

Hükümet, zammı geri çekti.

SOSYAL HAYAT…

Bir Rus’la kapı eşiğinde sakın ola ki tokalaşmayın.

“Uğursuzluk” sayarlar.

Özel günlerde çiçek vermek isterseniz mutlaka, bizdeki gibi “tek sayı” olmalı.

Aksine davranış “görgüsüzlük”tür.

Çiçeğin çift sayıda verildiği de olur.

Ancak “yas” günlerinde…

Çift sayıda çiçek ölümü hatırlatır.

Ölüm dedim de…

Definden sonra cenaze evinde “votka muhabbeti” başlar.

Hatıralar anlatılır, içki içilir.

Ölünün hatırası için de; dolu votka bardağının üstüne bir dilim kepekli ekmek konur ve evin bir köşesine bırakılır.

Rusya’da otel rezervasyonu da ilginç…

Önce “ücret” konusunu aktarayım:

Otelde bir odada 2 kişi kalacaksınız.

Diyelim; 1 Türk (yabancı) ve 1 Rus…

Yabancı, otel ücretini 2 misli öder.

Bu; otobüste de trende de, uçakta da böyle…

Evet… Böyle idi…

Ama, yeni kalktı bu uygulama.

Şimdi yabancı da, Rus da otel için aynı ücreti ödüyor.

Bir ilginçlik de “rezervasyon”la ilgili. Otelde yer ayırtmak için rezervasyon yapmak isterseniz, daha pahalı ücret ödersiniz.

Çünkü rezervasyon memuru yorar. İki kere iş yapmış olur. Direkt otele gidip oda tutarsanız, daha az para ödersiniz. Rezervasyon parayla…

Rusya’daki oteller de, dünyadaki benzerli gibi “yıldızlı”dır.

Ama bir farkla…

Rusya’da otellerin odaları “yıldızlı”dır.

“5 yıldızlı” diye bir otele gidersiniz. Ama bütün odalar “5 yıldızlı” değildir. Her odanın yıldızı ve fiyatı ayrı.

Yevru remont (Avrupa tadilatı) görmüş oda çok pahalı. Diğer odaların fiyatları da farklı… Çünkü; bir oda klimalı, diğeri klimasız. Biri küçük, diğeri boyalı… Özelliğine göre hepsinin fiyatı farklı.

“Saat” konusunda Ruslarla anlaşmak zor. Sanki “bilmece”çözersiniz.

“Saat kaç” diye sorarsınız… 4’e çeyrek var ise, Rus “çeyreksiz 4” diye cevap verir. Eğer saat 5’i 5 geçiyorsa Rus, “6’ncı saatin 5 dakikası geçti” der. Eğer saat 6’ya 10 varsa, bunu “10 dakikasız 6” şeklinde ifade ederler.

Rusya’da ilk öğretilen kelime “rabote” yani “çalışma”, ikinci kelime de “daça” yani “tatil”dir. Her Rus’un mutlaka bir yazlığı vardır. …Ve yazlıklarında toprağı ekerler. Kışlık temel yiyeceklerini sağlarlar. Rus kızları tarlada “bikini”yle çalışır. Öyle ya…Tatile çıkmışlardır ve güneşin nimetlerinden faydalanacaklardır.

ŞOFÖRLÜK ZOR İŞ…

Rusya’da her şoför, ayrıca tamircidir. Yoğun kış şartları yüzünden ülkede “ölü sezon” 4 ay sürer. Bu aylarda, şehirlerarası trafik durur… İşte bu dönemde otobüslere “bakım” yapılır. Şoföre otobüsü verirsiniz ve “Çalışacağın araba bu” dersiniz. O da otobüsü alır, tamir ve bakımını yapar ve mevsime hazırlar.

Trafikte suça ceza, tabii ki Rusya’da da var. Var ama, biraz pahalıya patlıyor. Diyelim, en yakın yerleşme alanına 100 kilometre uzaktasınız. Trafik suçu işlediniz ve ceza yediniz. Arabanız bağlanır. Polis makbuz keser, para almaz. Ceza makbuzunu mutlaka bankaya yatırmak zorundasınız. Bulabilirseniz, bir araba tutup, şehre iner ve banka ararsınız. Cezayı bankaya öder, gelip arabanızı kurtarırsınız.

Rusya’da şoför olmak zor zanaat!

YA TÜRK ŞOFÖRLERİ?

Rusya’da görev yapan çok sayıda Türk şoför var. Onların işi de zor. Bu konuda bir kaç anı nakledeyim. İşte, biri anlatıyor:

“Moskova’dan çıktık. Tataristan’ın Kazan şehrine geldik. Kentten çıktıktan sonra arabanın arka körüğü patladı. Araba, buzun üstünde sürünerek gidiyordu. Körüğü değiştirmek için aracın altına kriko koymak lazım. Ancak her taraf buz tutmuş. Önce buzları eritmek gerekiyor. Karşıda küçük bir köy görünüyordu. Yolcuları köye gönderip, ne kadar odun varsa getirip, arabanın etrafına sardık. Üzerine mazot döküp ateşe verdik. Bu şekilde buzları eritip, arabanın körüğünü değiştirdik.

Yolumuza devam edip, 600 kilometre sonra, akşam üzeri Çaykoski şehrine vardık. O gece işçi koğuşlarında yattık. Sabah uyanınca, kahve yapmak üzere bir şişe su alıp arabaya geldim. Suyu arabanın yanına koydum, içeri girip motoru çalıştırdım. Sonra çıkıp otobüsün suyunu kontrol ettim. Her şey normaldi. Kahve yapmak için dışarı koyduğum şişeyi aldım. Ne göreyim? Şişe sanki bir taş! Buzunu zor çözdük. Kahve falan da içemedik.

Rusya üzerine şoför hikayeleri çok..

İşte biri daha:

“İjevski şehrinde arabamız hava kompresör pulunu kesti. Yedek vardı ama, değiştirmesi çok zordu. Yine de hava filtresini söktüm. Kompresör ortaya çıktı. Onu da söktüm ve pulunu değiştirdim.

Takarken cıvatalardan biri yalama yaptı. Yani diş sıyırdı. Aynı cıvatayı bulabilmek için orada bütün gün kaldık. Yine de cıvatayı bulamadık. Üç cıvatayla, yani bir eksikle kompresörü takmak zorunda kaldım. Arabayı çalıştırdım, hava filtresinden su atmaya başladı.Tekrar söktüm…

Bu arada akşam olmuştu. Ertesi günü bekledim. Tabii ki yolcuyla ve yükle birlikte… Ertesi gün şehri komple dolaştığımız halde cıvata bulamadık. Sonra devlete ait bir torna atölyesinde cıvata yaptırdım.

…Ve takıp yolumuza devam ettik.”

Türk şoförü cefakardır. Çileyi zevk edinenlerden biri, bir Rusya macerasını şöyle anlatıyor:

“Bir kış günü üst tandır kolu cıvatası kırıldı. Değiştirmek için arabanın altına girip, buzların üstüne sırt üstü yattım. Buzlar yavaş yavaş eriyordu ve sırtım sırılsıklam olmuştu. Yarım gün buz gibi suların üstünde yatıp, arabanın arızasını giderdim.

Sıkıntı ve eziyeti unutmuştum. Arızayı gidermek kadar hiç bir şey hoş olmuyordu.”

Rusya üzerine şimdilik bu kadar…

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

1-7 Nisan 2000, Sayı: 121

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir