ELELE 2000’LERE

   TÜRKİYE geçtiğimiz günlerde çok önemli bir toplantıya ev sahipliği yaptı.

Dünya Türk işadamları III. Kurultayı 10-11 Nisan’da Lütfi Kırdar Kongre Sergi Sarayı’nda yapıldı.

Dünya  Türk işadamları vakfı ve Türk dış ticaret vakfı tarafından düzenlenen toplantı, cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel’in himayelerindeydi.

Kurultay başkanlığını işadamı Sakıp Sabancı üstlenmişti.

 

Çok iddialı bir toplantıydı.

Sloganı “çarpıcı” ve “heyecan verici”ydi: “elele 2000’lerde lider ülke Türkiye.”

Çin’den, Yemen’den, Finlandiya’dan, Avustralya’dan, güney Amerika’dan, Sudan’dan gelen vardı…

Kurultaya 5 kıtadan 51 ülkeye mensup 2 bin Türk işadamı katıldı.

 

Kurultayda Türk otobüsçüler de vardı.

Bir kere daha gördük ve yaşadık.

Türk otobüsçüsü, dünyaya taşıyor, Türkiye’yi! Türk otobüsü ihracatla taşıyor!

 

BİRKAÇ İLGİNÇ NOT

İlginç konuşmalar yapıldı. Sizlerle paylaşmak ve aktarmak üzere not aldım. Dünya Türk işadamları kurultay başkanı Sakıp Sabancı, yine o kendine has üslubuyla konuştu. Sakıp bey düşüncelerini “Pazar’da bir pay arıyoruz. Aralaaaşşş, biizz ge-li-yo-ruz” şeklinde ifade etti. Bu, büyük iddia!

Bir de “yabancıyla ortaklık kurmak önemli” dedi. Çin’den gelen Türk bayan yatırımcı hanımın tespitleri de çok etkileyici…

Şöyle diyor: “Pazar payı övünülecek bir değer değildir. Topla yıkılmaz denen Pazar payları artık yıkılıyor…”

İçişleri bakanımız İsmail Cem “tarihsel coğrafya” ve “paylaşılmış tarih”ten bahsedip şöyle konuştu: “bir dev uyanıyor demiştim 2 yıl önce. Şimdi artık  dev uyandı.

Türkiye büyük ülke!”

İsmail Cem dünyadaki Türk işadamlarını Galatasaray’a benzeterek “Galatasaray Türkiye’mizi  dünyaya ulaştırıyor, dünyayı da Türkiye’ye ulaştırıyor. Siz de ulaştırıyorsunuz” dedi.

Başbakan yardımcımız Devlet Bahçelinin tespitleri de ilginçti.

Bahçeli şöyle konuştu:

“gümrük duvarları yükseltilmiş ekonomiden, ithalat serbestisi ve yüksek faiz ekonomisinden bugünden rekabetçi ihracatı fazla bir ekonomiye doğru yol aldır.

Enflasyonu durduracağız.”

Demirel yine konusuna hakimdi.

Dedi ki: “G 20’ler, AGİT zirvesi, Azeri petrol boru hattı, Türkmenistan doğalgazı, Avrupa birliği adaylığı.. Türkiye yeni yüzyıla büyük moral ve umutla girmiştir. Küresel ölçekte enerji terminalidir Türkiye.

Büyük rüzgar yakalamıştır Türkiye! Bu rüzgarı kaybetmemeli, değerlendirmeli.”

 

YENİ FORMÜLLER

Konuşan ve görüş bildiren, sadece ev sahipliği yapan değildi. İşadamları da  düşüncelerini belirtti.

Kazan-Kaybet” dönemi yerine “Kazan… Kazan” formülünden sözedildi.

“kozmopolit hoşgörü”den bahsedildi.

 

Koç’un genç üyesi ali Koç çok güzel bir konuşma yaptı ve “büyüme hızında çalışmak gerektiğini” vurguladı. Ayrıca çok ilginç bir “vurgulama”da bulundu.

Şöyle: “biz konuşmacılar 40 dakika konuştuk. Bu 40 dakikada uydular kanalıyla 200 milyon dolarlık ticaret gerçekleşti.

Yani, Türkiye’nin bir yıllık gayrı safi milli hasılası bu süre içinde gerçekleşti.”

Ali Koç “Türkiye’nin kaynak değil, idrak sorunu olduğunu” belirtti ve “Türkiye dün ipek yolu, baharat yolu’ydu.

Bugün enerji yolu Türkiye’den geçiyor.

Bilgi teknolojisi, herkese eşit uzaklıktadır.

Bir Türk cihana bedel ama, bir dolar 600 bin Türk lirası. Önlerde hala yer var. Ama hızla doluyor. Para akar, Türk bakar olmamalı.” Finlandiya’dan gelen, orada yatırım yapmış değerli bir Türk işadamı konuşuyor:

“Türkiye’de yatırım yapacağım, 5 yıldır fabrika açamadım. İstediği hediyeyi, belediye başkanına veremedim, diye…

Finlandiya da 18 çeşit yardım yapar devlet, yatırım yapana. Türkiye’de doğru dürüst çalışan, kanuni çalışan firmalar, diğer firmalar karşısında iflas ediyor.

Sonra politikacı, ülkesinde çarşı pazar tek başına dolaşır, alışveriş yapar. Burada görüyorum. 100 kişi ile dolaşıyor.  Çünkü atamaya geliyor.

Türkiye’de yaşayan kardeşlerimle aynı düşünemiyorum. Kardeşim bir yılda zengin olmak köşeyi dönmek istiyor. Ben, 5 yılda yaptığım yatırımın karşılığını almak istiyorum.

Devlet-müteşebbis ilişkisi şeffaf değil.”

Türk işadamı kendisini dinleyen bakanlara döndü ve dedi ki: “Bakın siz konuşuyorsunuz, müsteşarınız konuşuyor… Siz dinleyin ve not alın. Evimize çeki düzen verin.”

Salonda alkış ve kahkaha tuhafını koptu.

 

Herkes düşüncesini belirtti. Panel başkanı Prof. Tunca Toskay da şöyle belirtti.

“Türkiye ekonomisinde kişi başına yıllık gelir 3 bin dolar. 30 bin dolar kişi başına geliri olan ekonomiden bakınca bu sorunlar görülür…”

 

Galatarasaray-Leeds maçı, UEFA kararıyla “Türkiye’den taraftar götürmemek” kaydıyla oynanacak. Bu, batının “Çifte standart” örneklerinden biri. Juventus maçını hatırlayın. Aynı UEFA bizden “yüzde yüz garanti” istedi, İngiltere’den istemedi.

Uluslararası arenalara “paran” ve “silahın kadar” konuşursun.

Türkiye üretmeli!

Yıllık gelir 30 bin dolara ulaştığı zaman Türk ekonomisinin de, Türk otobüsçünün de sorunu kalmayacak…

 

 

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

15-21 Nisan 2000, Sayı: 123

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir