98 Eylül’ü unutmayalım

TÜRKİYE’de şehirlerarası otobüs pazarında, yılda 1000 adet otobüs satılır.

1982‘yle 1999 arasındaki 18 yılın ortalaması 1000 adet otobüstür.

Son 18 – 19 yılı göz önünde bulundurursak, Türkiye’de 19 bin yolcu otobüsü satılmıştır, diyebiliriz.

Yani, yılda ortalama 1000 otobüs…

 

GENEL BİR BİLGİ…

Bazı yıllar; 94 gibi, 99 gibi “krizler” oldu.

Ama; 1990, 92, 93, 97 gibi yıllarda “talepte patlama” olup,  satış adetleri bazen ortalamanın çok üstüne çıktı.

Bu rakamlara; Mercedes – Benz Türk, MANAŞ, TEMSA ve Bursa üretimleri ile “ithal” araçlar dahildir.

Bunlar, üretim ve satış konularında genel bir bilgi…

 

Otobüsün 1000’in üstünde sattığı yıllarda “ithal patlaması” yaşanırdı.

Otobüste talep var ya…

Üç tane de otobüs fabrikamız var.

Bu fabrikalarımız canla-başla çalışsa bile, bu talebi karşılayamıyor.

Neden mi?

Otobüs üretimi “geminin seyri” gibidir.

Frene basınca hemen durmaz.

Gaza basınca da hemen hızlanmaz.

Otobüs üretimi; frene basınca, ancak 4 ay sonra durabilir.

Gaza basınca da 4 ay sonra yürür.

Bir de “kapasite” meselesi var…

 

FURYA BAŞLAYINCA…

Yıl 1993…

Bedeli ödenerek yaşanmış iki ithal otobüs hikayesi aktarayım.

Arkadaşım meslektaşım Mehmet Erdoğan anlatıyor:

“Mark bazında, 24 ay  taksitle 3 adet DAF aldık. İlk 5 taksidi ödedik…

Otobüsün değeri geri gidiyor.

Hızla değeri düşüyor.

8 taksit ödedik, geriye 16 taksit kaldı.

Baktım, otobüsün o günkü değeri, geriye kalan 16 taksit kadar değil.

Yani, otobüsün değeri, borcunu karşılamıyor..

Taksitlerin bitimine 8 ay kala otobüsleri iade ettik.

…Ve bütün ödediklerimiz boşa gitti.”

 

 İkinci hikayeyi de Eray Turizm’in sahibi Sadettin Bey anlatıyor:

“93 model 2 adet Scania aldım. Tanesi 600 bin Mark’a maloldu. Borçlarını bitirdim…

99’da, tanesini 65 bin marka sattım.

Araba ayağa düştü.”

 

Yine yıl 1993…

Bir DAF, 350 bin mark peşin, kalanı 7 ay taksitle toplam 700 bin Mark’a satılıyor.

Otobüsçü, ayda  50 bin mark taksitle alıyor arabayı. Sonra bunu 7 milyar Türk Lirasına satamıyor. Yani, içindeki takım koltuk parasına daha satın alan çıkmıyor. O dönemlerde, mesela 94’de otobüsçü, 3 adet 304 satıp, 2 adet DAF alabiliyordu.

Çark böyle dönüyordu.

Birkaç yıl sonra, 97-98 yıllarına gelindiğinde; bir adet 94 model 304 araba, 94 model 4 adet DAF ediyordu.

Hikayeler böyle…

 

GELECEĞE BAKIŞ…

Evet…

Şimdi de 1999 ve 2000’in ilk üç ayına bakıp, aynı yılın Ağustos ayı’nı görmeye çalışalım.

99’da otobüs fiyatları dibe vurmuş.

Fevkalade ucuz.

Üstelik, üretici “kredi” veriyor.

Hem de “0” faizle…

12 ay’a, 24 ay’a, hatta 30 ay’a varan krediler…

Pazarın açılması için, üreticiler ellerinden gelen her türlü gayreti sarfediyor.

Otobüs satışı “zorlamayla” bu noktalara geldi.

 

Bugün Türkiye’de ne değişti?

Yolcu sayısı mı değişti?

Yeni firma mı kuruldu?

Evet, yeni bir firma kuruldu, 30 yeni otobüs aldığı söylendi.

Bu, biraz etkiledi.

Yani, talebi karşılamakta program aksadı.

Peki…

Bundan sonra 2 ay, 3 ay önce “0 faiz”le, “az peşinat”la araba almayan otobüsçü, bugün ne yapıyor?

6 ay sonrasına, hatta 10 ay sonrasına, hem de yüksek fiyatla otobüs almak için sıraya giriyor.

 

TALEP BASKISI…

Bugün, otobüs üreticisi firmalar talep  baskısı altındalar.

Bu talebi karşılayabilecekler mi?

Çok zor!

Dedik ya, otobüs üretimi gemi gibidir.

Peki, şimdi ne olacak?

Acaba “ithal baskısı” gündeme gelecek mi?

Talep baskısı ithalata yansır mı?

Onun için, bedeli ödenerek yaşanmış yukarıdaki tecrübeler unutulmamalı.

Evet…bugün Türkiye’de faizler düştü.

Bugün piyasada “genel talep artışı” söz konusu…

“Kamyonda”da talep baskısı var.

Kamyon piyasalarında Nisan – Mayıs satılıyor.

Haziran ayı için sıra var.

 

Türkiye’nin Avrupa Birliği adaylığı da pazara bir ivme kazandırdı.

Bir önceki yıl (99), pazarın ihtiyacı kadar otobüs satılmadı. Gecikmiş talepler bu yıla, 2000’e yansıdı.

Mevsimbaşı, turizm canlı…

Hac etkisi, ihraç patlaması, belediye ihaleleri ve halk otobüsleri unsurları da üst üste geldi.

Talep dorukta! Fiyatlar yükseldi!

Otobüste de böyle, kamyonda da…

Haydi hayırlısı. Ama ben Ağustos 2000’i merak ediyorum.

2000’in Ağustosunda ne olacağını öngören varsa, buyursun söylesin. Bugünden Eylül 2000’i tartışmalıyız.

Hele hele..

Eylül 98’i unutmayalım!

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

4-10 Mart 2000

Sayı: 117

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir