9 Eylül’ü Unutmayalım

    RUSYA denince akla ilk once Mos­kova gelir.

Moskova tertemiz bir kent…

Muazzam bir metrosu var.

Kenti dört bir yanından dolaşan 200 kilometrelik bir metro!

İlk hat 1931 yılında açılmış.

Bazen 150 metre kadar yerin altına iniyor.

Moskova metrosu günde 4 milyon insanı kentin bir yerinden diğer yerine taşıyor.

Metro saat 05.00’den 01.00’e kadar, her gün, tam 20 saat açıktır.

Gündüz duraklardan, dakikada bir metro geçer.

Gece ise 5 dakikada bir…

…Ve her durağın mimari tarzı farklı.

Her durakta çeşitli heykeller var.

Öyle sıradan heykeller değil.

Her biri uluslararası ödül almış, birer sanat eserleri…

 

RENK CÜMBÜŞÜ…

Bundan 10 yıl önce Moskova’da her yere sarı ve gri renkler ve tonları hakimdi.

Kent loş, ve kasvetli bir görünümdeydi.

Geniş caddelerde tek-tük gecen araçlarla rastlardınız.

10 yılda çok şey değişmiş.

Şimdi Moskova ışıl ışıl.

Her yere “renk cümbüşü” hakim.

Kent “çarpıcı renkler”e bürünmüş.

Yollarda, cadde ve sokaklarda ışıklı reklam panoları var.

Mağazaların vitrinlerini, dünyaca ünlü markalar ve ürünleri süslüyor.

 

Yollar, cadde ve sokaklar çok muntazam.

Bu cadde ve sokakların, isim yönünden ilginç bir özelliği var.

Diyelim; Sibirya Caddesi’ndesiniz…

Buraya bağlı sokak isimleri hep Sibirya’yı anımsatır.

Mesela; Kutup Sokak, Kar Sokak, Buzul Çıkmazı gibi…

 

 

Rusya’da “telefon sistemi” de hayli ilginç.

Diyelim; bir semte taşındınız ve tele­fon alacaksınız.

Türkiye’de ne yaparsınız?

Telefon idaresine müracaat eder, yeni ve size özel bir numara alırsınız.

Rusya’da boyle degil.

Telefon numarası hiçbir yere taşınamaz.

Aynı semtte dahi taşıyamazsınız.

Yan apartmana da taşıyamazsınız.

Hatta, aynı apartmanda, başka bir daireye dahi, eski telefon numaranızı bağlatamazsınız.

Bu, Rusya’da çok katı bir kural.

Telefon, ilk bağlandığı yere aittir ve sabittir.

Bu yüzden telefon numarasından kolayca adres bulunur.

Telefonlarda gelişmiş bir sistem kullanılır.

Eski model telefonlarda dahi kimin aradigi görülür.

Bizde; şimdi, bazı telefon makinelerinde veya cep telefonlarında olduğu gibi, onlarda da “lüzumlu telefonlar” var.

Mesela, 03 ambulanstır.

Çevirdiğiniz zaman, ambulans anında evinizin önüne gelir.

Hastayı alır, götürür.

Gerektiğinde hastanede bekler, tekrar eve bırakır.

Bu hizmet için hiçbir ücret alınmaz.

Bedavadır.

 

Rus, hesabını “abaküs”le yapar.

Hani bizim ilkokul sıralarında kullandığımız “sayı boncukları” var ya.

Abakus o işte!

Rusya gelişti…

Elektronik, hayatin her alanına girdi.

İşyerlerinde yazar kasalar var.

Hatta, Casio marka yazar kasa…

Bu konuda dünyanın en iyi markası.

Rus kasiyer hesabi yazar kasaya işler, fişi basıp size verirken, sağlamasını da abaküs ile yapar.

Bu konuda çok mahirdirler…

GARİP GİBİ AMA…

Rusya çok ilginç bir ülke…

Bir-iki not daha aktarayim:

Rusya’da cumartesi ve pazar günleri, tıpkı diğer dünya ülkelerinde olduğu gibi tatildir.

Cumaları da, yarım gün tatildir.

Ruslar; resmi tatiller ve özel günler hariç, haftada 2.5 gün tatil yapar.

 

Rusya’da araba tamircisi yoktur.

Dolayısıyla, tamir atölyeleri de yoktur.

Herkes, kendi arabasmi, kendisi tamir eder.

Ama şimdi Türkler öğretti.

Az da olsa tamircilere ve tamir atölyelerine rastlanıyor.

Türkler dedim de hatırıma geldi.

Rusya’da resmi kayıtlara göre 50 bine yakın Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı yaşıyor.

Galiba bu rakamı çok aştık.

Bugün Rusya’da yasayan Türk sayısı, bence 100 bine yakındır.

 

Size de garip gelecek bir alışkanlıklarını anlatayım:

Rus, aracını parkeder ve sileceklerini söküp evine götürür.

Bizler nasıl arabamızın teybini yerin­den çıkarıp eve götürüyorsak, onlar da “çalınır” diye, araçlarının sileceklerini garantiye alıyor.

Bu, çok “doğal” bir olay.

Bunu bütün Ruslar yapar.

Öyle ki, kuru havalarda araçları hep sileceksiz görürsünüz.

Seyir halindeyken yağmur yağınca, herkes aracını sağa çeker, iner ve silecek­lerini takar.

 

Bizdeki  gibi,  Rusya’da da emniyet ve trafik müdürlüğü var.

Ama bizden farkı, her trafik müdürlüğünde “özel bir oda”nın bulunması.

İçinde ranzalar ve yataklar olan bir oda…

Bu, resmi “ayıltma” odası.

Sürücü veya yaya, polis sarhoşları toplar ve “ayıltma odası”na koyar.

Sabah ayılan ya işine, ya evine gider.

Sarhoşa ceza yoktur.

Bu hizmet için de ücret ödenmez.

Garipliklerle dolu, ilginç bir ülke.

Diğer izlenimler de, artık haftaya…


 

 

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

4-10 Mart 2000, Sayı: 117

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir