Ne ilk ne son seçim

OTOGAR’ı seçim heyecanı sardı. Herkes seçimleri konuşuyor.

 

7 Mart’ta Uluslararası Anadolu ve Trakya Otobüsçüler Derneği ile Büyük İstanbul Otobüs İşletmeleri A.Ş’nin genel kurul toplantısı yapılacak. Bu; otogar için ne ilk seçim olacaktır, ne de son.

Olaya böyle bakmak lazım.

Bugün itibariyle Mehmet Özcan ve ekibi Büyük İstanbul Otogarı’nın borcunu bitirmiş.

Otogar kar dağıtmış, kar dağıtacak duruma gelmiş.

Mehmet Özcan enkaz devretmemiş.

Bugün bütün camianın kabul ettiği bir gerçek bu!

Benim arzum, Mehmet Özcan’ın tecrübesinden faydalanmak.

Çünkü o “bir bilen.”

 

ADAYLIK MESELESİ

Geçen hafta, Sayın Yılmaz Ulusoy, Polat Otel’de bir toplantı düzenledi.

Ulusoy diyor ki:

“Kavgada fayda yok. Uçlardaki insanlar biraraya geldi.”

“Huzursuz bir varlık değersizdir.”

“Arkadan güç olmadıkça Ulusoy bir şey yapamaz.”

 

Herkes Sayın Ulusoy’un aday olacağını bekledi.

Yılmaz Bey toplantıda “birleştirici” bir listeden söz etti.

“Tek liste” çıkması halinde aday olacağını ve “grubun askeri” olacağını belirtti.

Ortada farklı bir durum vardı.

…Ve bu durumda Yılmaz Bey’in aday olmadığı görüldü. Diğer tarafta Galip Öztürk faktörü vardı.

Galip Öztürk adaylığını hemen hemen bir ay önceden ilan etmişti.

O da “tek liste” arzu ediyor ve savunuyordu.

Projeleri vardı.

Galip Öztürk bu projeleri hayata geçireceğini ve ortaklara iyi gelir sağlayacağını beyan ediyordu.

 

FARKLI BİR BAKIŞ

Siyasette önce “nelerin olmayacağı” görülür.

Sonra “nelerin olacağı” tartışılır.

Bitmedi…

Nelerin olacağı, hangi kadrolarla olacağı planlanır.

Bilindiği gibi Türkiye’de de cumhurbaşkanlığı seçimi var.

5+5 formülü tartışılıyor.

Geçenlerde Türkiye’yi ziyaretinde Haydar Aliyev “5 Türki cumhuriyeti adına konuşuyorum” dedi ve “Demirel’in cumhurbaşkanı olması dileğini” ifade etti.

 

Avusturya’da “ırkçı bir parti iktidara geldi” diye Avrupa ayağa kalktı.

AGİT zirvesi, insan hakları konusunda görüşler belirtmeye başladı.

Avrupa’da “endişe” var.

Avusturya’daki Jörg Haider “iktidarı” her ülkeyi meşgul ediyor.

Bunlar son günlerin önemli gelişmeleri.

Artık hiçbir devlet “Bu benim işimdir. Karışamazsınız” diyecek durumda değildir.

Hele Avrupa’da.

Böylesine bir olayı Saraybosna ve Kosova meselesinde de yaşadık.

Sınırlar kalkmış, dünya küçülmüştür.

…Ve yapılan ittifaklar gösteriyor ki, dünya büyümüştür.

Bu yüzden, olaylara “lokal” bakamayız.

Olayları, “dünya ölçüsünde” izlemek durumdayız.

Biz de sadece “garaj gözlüğü” ile değil, gelişen olaylara “dünya ölçüsü”nde bakacağız.

 

 

ARANAN UNSUR

7 Mart’ta yaşayacağımız seçimler de bu açıdan değerlendirilmeli. Dünya ölçüsünde düşünen katılımcı bir liste ortaya çıkmalı.

Doğrular “ilkeli” bir şekilde ortaya serilmeli.

Geliri arttıracak, gideri azaltacak bir yönetim “başarılı” olacaktır.

Bunların sonucunda, huzur içinde daha fazla kazanç elde edilecek.

 

Ortakların aradığı; geliri arttıracak, gideri azaltacak, huzuru tesis edecek bir yönetimin oluşması.

Onun için “diyalog” çok önemli.

Aranan ve istenen bu!

Geçen döneme kadar tek listeyle seçim olurdu.

Son seçimde “muhalefet” oluştu ve yarışa iki liste girdi.

Bugün gelinen nokta şu açıdan sevindirici:

“Bitmez” denilen garaj bitti.

“Ödenemez” denen borç ödendi.

Herşeye rağmen, 5 Nisan Kararları’na rağmen garaj bitti, hem borç bitti.

Kar payı da dağıtıldı.

Artık “karalama” dönemi bitti. “proje” dönemi başladı.

Seçim kazanılır veya kaybedilir.

Önemli olan, “seçim sonrası”dır.

 

Mehmet Özcan her konuşmasında “enkaz devretmiyorum” diyor. Doğruyu bulalım.  Birlik, beraberlik, sevgi ve saygı ortamında, huzur içinde daha fazla kazanalım.

İsim ve listeden daha önemli olan budur.

Neden mi?

Gelecek seçim ayın şeyleri tartışmamak, başka isimler aramamak için..

Yeni yönetime başarılar dilerim.

 

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

13-18 Şubat 2000

Sayı: 114

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir