Gerçekleri kabullenmek…

FAZLA uzun bir zaman değil…

97’de yaşandı.

Otobüs 430 bin DM civarında alınıp, bir sene kullanıldıktan sonra 480 bin DM’ye satılıyordu.

Bizim camiada eskiyi anarak hep “otobüs prim yapardı” deniyor.

Şimdi yapmıyor.

Zira, prim yapması doğal değil.

Dünya standartlarında “ekonomik” bir olay değil.

Bir otobüs, plaka taktığınız zaman değer kaybeder.

Batı’da bu, böyle!

 

Türkiye gelişiyor..

Ülke ve ekonomi, gelişmesini devam ettirecekse, otobüsün bir daha “prim” yapması “zor” görünüyor.

Artık bu gerçeği kabullenmeliyiz.

Bu gerçeğe göre hesap yapmalıyız.

 

PİYASA OTOBÜSE DOYDU

Dernek Başkanımız Mehmet Özcan ile sohbet ediyoruz…

Konumuz tabii ki sektörle ilgili.

Sayın Özcan’ın “renkli” bir kişiliği var. Sohbetlerinin tadına doyum olmaz. Bir ara çay servisi yapıldı.

Başkan ayakta, çayının şekerini attı.

“Bak” dedi.

Yine ayakta, zar atarak gibi elini sallayarak “Çaya bir şeker at, karıştır. Erir… İki şeker at, erir. 7-8 şeker at, erir” diye konuştu.

Sonra durdu ve sordu:

“15 şeker at, erir mi?”

Cevabını yine kendi verdi:

“Erimez! Çünkü çay şekere doydu.”

“piyasa da otobüse doydu!”

Başkan böyle söylüyor.

Örnek güzel…

GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ…

Bir zamanlar 0 303 “Altın çağ”ını yaşıyordu. Üreten de kazanıyordu, kullanan da.

Kullanırken çok kazanıyorduk.

Hatta, satarken de otobüs “Prim” yapıyordu.

Kalıp masrafı “sıfır”dı.

İşçinin eli alışmış, üretim sağlıklı yürüyordu.

İşçi otobüsü adeta otobüsü gözü kapalı yapıyordu.

Bu, dündü…

ÇARK DÖNECEK…

Artık 160 bin marklık “0 302” otobüs yerine “Modern teknoloji ürünü” 350-450 bin marklık araçlar kullanılıyor.

Biz “garaj gözlüğü” ile bakıyoruz, üretici firmalar ise “Dünya Ölçüsü”nde bakıyor..

Sadece Türkiye pazarı ölçü alınarak otobüs üretilemez.

Gelişen teknoloji, otobüs üreten firmaları da “daha iyi”yi bulmaya yöneltiyor.

Onlar çalışıp üretecek, bizler satın alacağız. Çark böyle dönecek.

Zaten bizi yeni ürün, satın almaya  “yolcu tercihi” sürükleyecek.

Beş yılda bir “değişmek” zorundayız.

Görünen o ki, artık 5 yılda bir otobüs parkımızı yenilemek konusunda “planlar” yapacağız. Artık otobüsçüler de dünya ölçüsünde düşünmek zorunda.

Düşünmeyenler “otobüsçülük tarihçesi”nde yerini alacak. Bugün görünen manzara böyle.

EN BÜYÜK SORUN

Firmalar yeni modeller üretiyor, üretecek.

Yeni otobüs alacağız. Yolcu sayısı belli, sefer sayısı belli…

Peron, otobüse doymuş.

Peki, fabrikalar ne yapsın?

Üretmesin mi?

Otobüs üreticileri arasında da “rekabet” var. Biri yeni model çıkarmazsa, diğeri çıkaracak.

“Yeni model çıkartmayın” demek çözüm olmuyor.

Gerçekçi olalım!

Fabrikalar yeni mamul üretmek zorunda.

Gelelim bizim cephemize…

Elimizdeki eski modeli satacağız ki, yerine yenisi koyalım.

Eski otobüsün satış şansı var mı?

Varsa, kaça satacağız?

En büyük sorun finans!

Yani, eski otobüs ile yeni araç arasıdaki farkı nasıl ödeyeceğiz.

Asıl sorun bu!

ALANLAR, ALMAYANLAR…

Bir yandan yatırım değerleri artıyor,  diğer yandan yeni modeller çıkıyor.

“Peron tercihi” firmaları yeni alımlara sevkedecek. Almayan güç kaybedecek. Ya alan nasıl ödeyecek?

Şimdi böyle bir kuşku var.

Eskiden otobüsçünün sermayesi bir liste, bir kalem ve bir telefondu.

Dün olaylara “garaj gözlüğü” ile bakıyorduk.

Bugün kavram çok farklı.

“altın çağ” geride kaldı.

O defter kapandı.

Bu yüzden gelecek için proje üretelim. Gelecek için tedbir alalım.

Yoksa…

Geçmişi satın alamazsınız.

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

3-9 Aralık 1999

Sayı: 104

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir