OLUMLU MESAJLAR

SEKTÖRÜN Diyarbakır Toplantısı, “etkili mesajları” ile daha çok konuşulacak.

Bu yöndeki izlenimlerimi aktarırken, geçen hafta “önemli bir konu” gündeme geldi.

3. bin yılın, önemli ilk 3 projesi arasına giren “Büyük İstanbul Otogarı”nın “Proje Çalışmaları” ve ortaya çıkan gelişmeler, sektör için gerçekten “Müjde” havasını taşıyordu.

Sıcağı sıcağına duygularımı ve düşüncelerimi aktarmak istedim.

“Mangal gibi yürek isteyen” ve sektöre, hatta Türk Ekonomisi’ne büyük avantajlar sağlayacak bu projeyi gerçekleştirecek her şart hazır!

Projeyi gerçekleştirmeye talip olan derneğimiz UATOD’da yürek de var, maddi kaynak da…

Üstelik, Büyük İstanbul Otogarı gibi mükemmel bir tecrübemiz de var…

Bu iş; ülkemizin de, İstanbulumuzun da yararına olacak.

Tekrar başa, Diyarbakır’a döneyim

ETEKTEKİ TAŞLAR…

Diyarbakır toplantısı’nın 2. günü Mercedes Benz Türk’ün “Dert Dinlenme Toplantısı” olarak planlanmıştı.

Araç parkı olarak Mercedes’in Doğu/Güneydoğu Anadolu’da, diğer markalara göre belli bir üstünlüğü var.

Bu yüzden katılım ilk günkü gibi yoğundu…

MBT; iki direktör, Hubertus Troska ve Çetin Atsür ile temsil ediliyordu.

Satış müdürleri dahil, satış sonrası hizmetler müdürü, bayi planlama, geliştirme ve kalite kontrol yetkilileri her soruya cevap verecek şekilde “hazırlıklı”ydı.

Toplantıyı yöneten başkanımız Mehmet Özcan’ın, “eteğinizdeki taşları dökün. Son taşa kadar her şeyi söyleyin” demesi adeta “kıvılcım” etkisi gösterdi.

 

Otobüs sahipleri ve şoförler, eskiye oranla “çok farklı”..

Sorunlara “bilinçli” yaklaşılıyor.

Dilekler ve istekler “net” olarak ortaya konuyor.

Tepkiler açık-seçik dile getiriliyor.

UMUTSUZ OLMAYALIM…

Bugün; gelişen olaylara ve piyasaya baktığımızda durumun pek “içaçıcı” olmadığı görülüyor.

Bunu Diyarbakır’da da tespit ettik.

Doğru…

Bir “kriz” var.

Ama bu sektör çok kriz gördü.

Kriz geçici…

İyi günler gelecek.

Umutsuz olmayalım ve umudumuzu koruyalım.

 

Bay Troska ve Çetin Atsür de bu yönde mesajlar verdi. Doğru bir yaklaşım şekli…

Bir yerde Bay Troska şöyle konuştu:

“Geçen yıl, büyük bir arsa satın aldık. Bu yıl alsaydık, çok daha ucuz olacaktı. Ama önümüzdeki yıl arsanın değeri artacaktır.

Otobüslerin de değeri artacaktır.”

 

MBT  Teknik Direktörü Çetin Atsür’ün de “önemli” bir sözü vardı.

Çetin Atsür dedi ki: “Artık sizler-bizler ayrımı yok.

Sadece “biz”ler varız.

Yani, otobüs üreticisi ile satıcısı artık bir!

Geldiğimiz platform bu.

Bu platform devam etsin.

Kusurlarımızı bilelim.

Düzeltmeye çalışalım.”

Çetin bey bu düşünceleri aktarırken samimiydi.

“Müşteri Memnuniyeti” konusunda MBT Teknik Direktörü’nün konusunda MBT Teknik Direktörü’nün sarfettiği sözler etkiliydi.

BİRKAÇ ÖNEMLİ NOKTA…

Diyarbakır Toplantısı’nda şikayetlerin çoğu “Servisler”le ilgiliydi…

Servis ayrı, genel çerçeve ayrı…

Bir not aktarayım:

“Türkiye’de otobüs daha fazla çalışıyor, daha fazla arıza yapıyor”  deme şansımız yok. Bir otobüsçü kardeşimiz Mengerler toplantısı’nda söyledi:

“Devecilik yapıyorsan, kapın yüksek olmalı.”

Türkiye gerçeği bu!

400 bin mark kolay ödenmez.

Bunu kabul etmişsin.

Şikayet kabul görmez.

SSH’nin Türkiye’de garanti hizmetleri için kendi servisine, yani yetkili servise ödediği saat ücreti takriben 30 Mark. Batı da, Avrupa’da 130-150 mark saat ücreti ödüyor.

Bu da gözardı edilmemeli.

Türk otobüsü fazla çalışıyor ama, serviste işçilik Avrupa’ya göre çok daha ucuz.

 

Diyarbakır Toplantısı’nın “etkili” mesajları vardı. Her iki taraf da iyi değerlendirdi. Diyalogun “devamı” ve “kopmaması” açısından olumlu gelişmeler.

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

26 Kasım-2 Aralık 1999

Sayı: 103

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir