Yine Sudan üzerine…

 SUDAN’ı, Sudan’daki gezi izlenimlerimi anlatıyordum.

Sıra tam “otobüsçülüğe” gelmişti ki, yerimiz yetmedi, “haftaya Allah Kerim” dedim.

Gündem yoğun. Yerli piyasadaki “hareketler” sudan yazısını böldü.

Devam edelim ve sudan izlenimlerini tamamlayalım…

 

SUDAN’DA OTOBÜSÇÜLÜK

Sudan’da Nuh Nebi’den kalma otobüsler var.

Her tarafı kırık-dökük!

Sanki “mezarlıktan” çıkma!

Kamyondan bozma “burunlu” otobüsler…Kasası kapatılmış kamyonlar yolcu taşıyor.

İnsanlar içinde “balık istifi” gibi.

Koltukları mı soruyorsunuz? Çoğunda koltuk yok, olanı da tahtadan.

 

***

Otobüslerin çoğu böyle ama “lüks” sayılan tipler de yok değil.

Sudan’da mesela “Tük Prensesler” var.

Az da olsa, Türkiye’den alınan “çok yeni303’ler de yolcu  taşıyor.

Yedek parça hiç yok. Hatta lastik bulunmuyor. Lastiğin içini de, dışını da yamayıp gidiyorlar.

Otobüs teknolojisi yönünden Sudan çok geri…  Çok geri ama, bizden “ileri” bir uygulamaları var.

Bilet fiyatlarında “yeni otobüs”, “eski otobüs” ayırımı yapılıyor.

Eski otobüs 30 bin dinara, yeni otobüs 60 bin dinara yolcu taşıyor. Ayrıca mesafe için biri 30, diğeri 60 bin dinar bilet ücreti kesiyor.

 

***

Sudan’da gece yolculuğu yoktur.

Otobüs; sabah bir kentten kalkar, diğer kente gün batmadan girmek zorunda. Eğer herhangi bir sebepten geç kalmışsa, kentin dışında sabahı bekler.

“Neden” derseniz…

Bizim “Güneydoğu” sorunumuz var.

Onların da “Güney”!

“Güney” dedim de…

İnsan derisinin rengi, dünya tarihinde hep tartışma konusu olmuş, bu “tartışma” hep sorun yaratmıştır.

Sudan’da bu sorun var.

Kuzey Sudanlı “kara”, Güney Sudanlı “kapkara”!

Sudanlı bize göre çok siyah derili.

Güney Sudanlı da (çoğu Hıristiyan), Kuzey Sudanlıya göre çok siyah derili.

Benzetmek gerekirse; Kuzeyli “arap” Güneyli ise “zenci”!

Kuzeyli; Güneyliye nasıl davranırsa davransın, Güneyli önyargılı ve Kuzeyliye “Sen bana derim siyah olduğu için böyle davranıyorsun” der.

İşte böyle dostlar. Ben “kim haklı”, “kim haksız” bilemem ama, Kuzeyli Güneyliye kız vermez. Çok ayıptır!

 

YA GARAJLAR?..

Sudan’da otobüsçülüğü anlattım.

Biraz da garajdan sözedeyim…

Çevre tam bir felaket!

Her taraf toz-toprak içinde..

Yazıhaneler küçük “büfe” tipi.

Çoğu derme-çatma…

Bizim eski Topkapı garajı, bunların yanında adeta “saray” gibi.

 

***

Yolcu garaja eşek arabalarıyla gelir.

Otobüsün üstüne bagajlar, içine de insanlar “balık istifi” örneği yüklenir.

Hava sıcaklığı 40-50 derece. Nem oranı yüzde 90. Nefes almak mümkün değil.

“Yolcu ne mi yapar” dediniz.

Yolcu kuzu gibidir. Kuzu!

 

“Sigorta” meselesi de bir alem!

Sudan’da bir  kaza halinde tespit edilen “diyet” 3 bin dolar civarında.

Yalnız burası ilginç bir ülke. Kimse diyet almaz. “Diyet” almaktan vazgeçer, “feragat” eder. “Allah Kerim” der.

Suudi Arabistan’da da 30 binden fazla sudanlı yaşar.

Orada da trafik kazaları olur.

Sigorta kazaya uğrayana 27 bin dolar civarında bedel öder.

Suudi Arabistan’da yaşayan sudanlıların yüzde 99’u da bu gibi hallerde “diyet” almaz, “feragat” eder.

Neden böyle yaparlar?

Sudanlı Müslüman’dır.

Bir ayet-i kerime’de “Bir sorun çözene ve affedene Allah’ın büyük bir sevabı var” denir.

Sudanlı’da, Allah’ın sevabına inanç tamdır. Affederler, sevap kazanırlar!

Bir olay anlatayım: sudanlı bir genç Arabistan’da kaza geçirir ve ölür.

Sigorta 100 bin riyal (yaklaşık 27 bin dolar) bedel öder. Ölen gencin babası parayı reddeder.

“al” derler, “şeriata uygundur”.

Baba’nın aklında ayet-i kerime, önünde mahkemenin tespit ettiği para…

Baba almaz bu parayı ve “100 bin riyal mı büyük, Allah’ın sevabı mı? Almam bu parayı. Ben Allah’ın sevabını istiyorum” diye cevap verir.

 

Sudan ve sudanlı işte böyle!

Yokluk ve geri kalmışlık, acımasız sert ikileme rağmen Sudan halkı gülümsüyor.

…Ve mutlu!

Neden mi? Allah Kerim!

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

15 – 21 Ekim 1999

Sayı: 97

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir