SESSİZ KALMAYIN

ANADOLU yollarında, her gün on bine yakın şoför, otobüs kullanıyor.

Büyük çoğunluğu, kullandığı aracın ve taşıdığı yolcunun sorumluluğunu müdrik insan…

“Can taşımanın” omzuna yüklediği o ağır sorumluluğu her an yaşayan “İnsan”…

…Ve onların  yolunu gözleyenler var.

 

Onların da bir ailesi var. Onlar da baba. Üstelik; kullandığı araçta insan taşımanın sorumluluğunu yüklenen, temsil ettiği firmayı düşünen şoför de “Evlat yetiştiriyor.”

Sektörün bu çilekeş ve fedakar elemanları öyle bir inanç, öyle bir sorumluluk altında ki, tek hedefi, yetiştirdiği çocuğun “iyi yetişmiş”, “hayırlı evlat” olması…

Her sefere işte bu ruh hali içinde çıkılıyor.

Medya hep kazaya karışanlardan sözediyor. Kusurun kimde olduğu araştırılmadan hep otobüs şoförüne yükleniliyor. “Medyada olumlu, güzel şeylerin haber değeri pek yok.”

 

Ya kaza yapmayanlar?

Üstüne gidilen, adeta “Hedef tahtası” olarak gösterilen bu kadar otobüs şoförü arasında, kazaya karışanların oranı binde bir.

Üstelik, hepsi asli kusurlu değil!

Şoför hata yapıyorsa, herkes hata yapıyor.

Her yerde, hemen her alanda sorumsuzlar var. Parlamentoda… medyada… emniyette… basında… her kesimde.

 

Muğla ANAP İl ikinci başkanı Önder Kaytaz, üç kez alkollü araç kullanırken yakalandı. 3 kez ehliyet kaptırdı, her defasında sahte ehliyet alıp trafiğe çıktı.

Ama skandal bununla kalmadı.

Kaytaz’a yeni ehliyetleri veren trafik tescil müdürü terfi etti. Kaytaz’ı yakalayıp mahkemeye gönderen trafik denetleme müdürü ise görevden alındı.

 

Meclis’in “transfer yıldızı” Kubilay Uygun, 7’nci kez parti değiştiriyor.

Afyon milletvekili Uygun, solculuktan ülkücülüğe uzanan yelpazede “inanılmaz  zigzaglar” çizdi.

Eleştirenler “çok boyuttu” bir sorun olan trafik kazası sorununu, otobüs kazası sorunu olarak görüyorlar ve yanlı, yanlış yapıyorlar.

İşin kolayını seçip, otobüs şoförünün üstüne gidenler şurasını iyi bilmeli.

Sorumlu şoför çok! Toplumda sorumsuz oranı ne kadar fazla ise, bu sektörde sorumsuz şoför sayısı o kadar azdır.

Öyle ki “Sadece gelecek nesilleri için çalışan” binlerce şoför tanıyoruz. “En büyük sorumluluk, iyi çocuk yetiştirmektir” düşüncesini rehber edinmiştir.

Bir de etrafımıza bakıyoruz… topluma örnek olması gerekenler, şoförü yüzeysel eleştirenler “iyi çocuk” yetiştirmeyi beceremiyorlar. Bizim fedakar, cefakar şoförümüzü nasıl değerlendirecekler?

Bazı siyasilerin, bazı eski bakanların, hatta bazı liderlerin “hazımsız” çocuklarını biliyoruz… Ana – Baba forsuna sığınıp onlarca milyarlık lüks arabalarıyla yarış yaparlar. Alkollü araç kullanırlar,  trafik polisi ayaklanınca da “cep telefonu” ile, babalarından polise “zılgıt” çektirirler. Hem de TV kameraları önünde…

Eski bir Başbakan oğlu, restoranda pervasızca silah sıkıyor. Mahkemesi hala devam ediyor. Ne yazık!..

Medya mensupları iyi bilirler. Topluma yön vermeye, siyasal gruplara “akıl hocalığı” yapmaya kalkışanlar arasında az da olsa “gazeteci baba”lar da var. Keşke aynı titizliği evlatlarına da gösterebilseler…

Şoförlerin evlatlarına gösterdiği gibi..

Şoför kardeşlerime sesleniyorum: Baskılar karşısında sessiz kalmayın. Hatta sesinize, her biri birer “değer” olan evlatlarınız da katılsın. Biliyorum.. aralarında doktor, mühendis, avukat büyük şirketlerde genel müdür olmuş. “İlim adamı” unvanını kazanmış yüzlerce “değer” var.

Onları ne şartlar altında yetiştirdiğinizi biz biliriz. O değerli varlıklar, sizlerin de bizlerin de gururudur.

Çocuklarımız da tepkilerini dile getirsin.

Bu haklı tepki, gazetemiz sayfalarından tüm yurda dalga dalga yayılsın.

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

28 Ekim – 4 Kasım 1999

Sayı: 99

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir