Gülegüle Tahir Albay!

DAHA önce, 0 302 zamanında otobüslerde, şoförün kullanacağı “yatak” yoktu. Yıllarca böyle sürdü. Yatak tabii ki bir “ihtiyaç”tı.

Bu ihtiyaca cevap verecek pratik çözümü yine şoförler buldu.

Ne yapardı şoförler?

Arka yatar koltuklar dikleştirilir, arka camla koltuk başı arasına “yatak yeri” yapılırdı.

Bir de perde çekilir, yedek şoför uyku ihtiyacını burada giderirdi.

Böylesine bir uygulama yanlıştı.

Arkadaki 5’li yatar koltukların sabitleştirilmesi “yolcunun rahatını çalmak”tı.

Otobüs üreticileri yıllar sonra bunu gördü. Şoförlere yatak yeri yaptı. Fakat…

 

ŞOFÖRÜN RAHATI DA ÖNEMLİ

Modern teknoloji ürünü otobüsler “yolcunun rahatı” açısından hemen hemen her imkanı sunuyor.

Ama…

Otobüslerde şoförler için düzenlenen tasarımlar yeterli olmuyor.

Bir örnek olarak bu “yatak” olayını gösterebilirim.

Şoförler bu konudan şikayetçi.

 

***

bir şoför anlatıyor: “Uzun yola çıkıyorum. Otobüs içinde dinlemem şart. Ancak, dinlenemiyorum.

Hilton’a girdiğimde (bizim şoförler yatak bölümüne hilton diyor) uyumak mümkün değil. Hilton çok sıcak. Klima sistemi yok. Terliyorum. Dinlenemiyorum. Bu da reflekslerimi etkiliyor.”

 

***

Şikayetini nakleden bu şoför haklı…

O bir “kaptan”

Kullandığı aracın hakimi…

Yolcuya “güvenilir bir yolculuk” sağlayacak tek adam.

Ama, sıkıntılı…

Otobüslerde yolcunun rahatı düşünülüyor.

Şoförün rahatı da önemli!

Biz UATOD yönetimi, konuya çözüm bulabilmek için çaba harcıyoruz.

Üretici firmaların bu özelliğe dikkat etmesini istiyoruz. Şu anda yeni/yenilenmiş otobüsler “İzmir Fuarı”nda sergileniyor.

Hepsi de şoför odası konusunda eski tasarımlarını sürdürüyor.

Halbuki Avrupa’daki otobüslerde “şoför odası” farklı. Bizim şoförün istediği sistem  Avrupa otobüslerinde var.

Eğer aracın kaptanı “rahat” olmazsa, yolcusuna da beklenen “rahatlığı” sağlayamaz.

Otobüs üreten firmalar yıllar sonra bunu gördü. Gördün ama, havalandırma yetersiz.

 

ŞOFÖRÜ NEDEN DÜŞÜNMÜYORSUNUZ?

Avrupa’da üretilen otobüslerde şoför odasında klima var. Bu sorun çözülmüş. Şoför terlemiyor. Şoförün rahatı ve emniyeti açısından air-bag de düşünülmeli.

Hatta sadece şoför için değil, Hostes koltuğu da air-bag’le korunmalı.

Daha önce de yazmıştım. Şoförün emniyeti konusunda yeni gelişmeler var. Bosch “parkpilot” adıyla “ultrasonik geri manevra ekipmanı” üretti. “Parkpilot” için gerekli  okuyucu ve denetim birimi, araç tamponlarına kolayca uygulanabiliyor. Araç, geri vitese takıldığında “parkpilot” işlevsel olarak kendi sistemlerini denetliyor.

Sürücü 3 metreden 30 santime kadar olan uzaklığı alette görüyor.

Sistem çok basit. Pahalı değil.

 

***

Yeni geliştirilmiş bir sistem daha var:

Hızölçer…

Fren sistemi ile uyumlu bir aygıt..

Bir aracı sollayacağınız zaman, sizin ve önünüzdeki aracın hızını ölçüyor. Aygıt; araç sollama imkanı dahilinde değilse, fren sistemini devreye sokuyor.

Yani şoförü devreden çıkarıyor.

İstenildiği kadar gaza basılsın, fren sistemi devreye girdiği için araç hız alamıyor.

 

***

Yolcunun rahatını düşünen firma, otobüs başına 400 bin mark ödeyerek filosunu yeniliyor.

Aynı firma, yolcusunun canını ve malını, kendi özvarlığını emanet ettiği şoförün rahatını da düşünmek ister. Sözünü ettiğim sistemlerin bir maliyeti varsa fiyata yansısın. Sonuçta: otobüsçü, bir otobüs için o kadar parayı ödemiş…

Biraz daha fazlasını neden ödemesin?

Teknolojinin getirdiği nimetlerden şoförler de yararlanmak ister.

Biz istiyorsak, maliyetini karşılamaya hazırsak ve bu istek yerine getirilmiyorsa bir sorun var demektir.

Sorun üreticilerdedir

Üreticiler kaptanları da düşünmeli.

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

15 – 21 Ekim 1999, Sayı: 97

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir