Fırsat eşitliği…

 DİNLENME tesisi işleten bir dostumla konuşuyorum.

Soruyorum:

“Yolcu yemek yiyor mu?”

“Yolcunun durumu ne?”

İlginç tespitleri var.

Bunu cevabında net olarak koyuyor.

Diyor ki: “Yolcu çok az yemek yiyor.” “Zaten yolcuda ne yolculuk yapacak, ne de yemek yiyecek para var!”

“60 milyon lira aylıkla çalışılan bir memlekette, insan hangi ihtiyacına ne kadar para harcar?”

Tesis sahibi dostum, işi ve işinin geleceği konusunda da oldukça karamsar..

“Dolara faiz yüzde 20-30 olursa, yatırım mı olur?” diye sordu ve ardından ekledi:

“Faizle yatılıp, faizle kalkılan bir memlekette ne tesis, ne de otobüs yatırımı olur. Dünyanın hiçbir ülkesinde böyle ekonomik düzen yok!”

 

BİR MESAJ…

Hafta sonu, dernek binasındayız.

Birden davul-zurna sesi duyduk.

Pencereden dışarısı görülüyor.

Baktık; bir grup yeni otobüs, önlerinde davul-zurna otogara giriyor.

Ortalığa bir “şenlik” havası hakim..

Mercedes yöneticileri başta Pazarlama Direktörü Hubertus Troska, müdürleriyle birlikte derneğe geldi.

 

***

Dernekte toplantı yaptık.

UATOD Yönetim Kurulu Üyeleri, bazı firma sahipleri, Ali Osman Ulusoy ağabeyimiz, birlikte konuşuyoruz.

Bay Troska’ya bir mesaj verildi:

Fiyatınızı düşürün…”

Troska akıllı doğrusu..

“Benim de ortaklarım var. Büyük yatırımlar yapıyoruz. Benim de şirketim kar etmeli” dedi.

 

FİYAT DÜŞERSE..

Fiyat düşerse ne olacak?

Ben, bir ay önce aldığım otobüsü ertesi ay daha ucuza alırsam, pazara nasıl “güvenle” bakabilirim?

Otobüs fiyatını düşürmek çözüm mü acaba?

Böyle bir teklifi Mercedes-Benz Türk’e yapıyoruz.

MBT fiyatını düşürse diğerleri düşürmeyecek mi?

Yeni otobüsün fiyatı düşerse, zaten “düşmüş” olan ikinci el’in durumu ne olur?

Fiyatın düşürülmesi hiçbirimize hayır getirmez. Üretim yapan fabrikaların kar etmemesi düşünülemez.

Fabrika çalışmaz. Ayakta kalamaz.

Yatırım, yapan karşılığını almalı.

Almazsa yatırım yapamaz.

Hiçbir fabrika 1-2 yıl zararı göğüsleyemez. Başka ülkeye gider, yatırımlarını oraya kanalize eder.

Fabrikalar kar etmeli. MBT, TEMSA, MANAŞ kar edip ayakta kalmalı.

 

ZİNCİRİN HALKALARI…

Pazarda bir “panik” havası görüyorum. Tehlikeli gelişme..

Bizim otobüs firmaları gibi, otobüs üretenler de “haksız rekabet” içinde.

Bu, belki kısa dönemde “kar” gibi görünür ama, sonuçta zarar getirir.

“Seviyeli” ve “ortaklaşa” rekabet hepimizin menfaatine.

Otobüs üreticilerinin birbirilerine karşı haksız rekabete girmesi iyi değil.

Otobüsün fiyatı ucuzlatılırsa daha fazla satmaz. Tüketici otobüsü kaça alabileceğini bilmeli. Satış müdürleri panik yapmamalı.

Paniğin kimseye faydası yok!

Üretici, pazara güvenmeli..

..Ve kaos ortadan kaldırılmalı.

MBT Direktörler Kurulu Başkanı Axel Arendt sektörün Antakya toplantısında ilginç bir tespit yapmıştı.

Herr Arendt “Zincirin halkaları; işletme, bayi, servis, üreticidir. Herkes kar etmeli. Uzun dönemde bu üçlüden biri kar etmiyorsa, sistem yürümüyor demektir” demişti.

Hakikaten bir “sıkıntı” var.

Bayiler kar edememekten yakınıyor.

Bu sıkıntıyı çözmek; önce üreticinin ve bayiinin işi…

 

AKILLI ÖNERİLER…

Pek zengin bir ülke değiliz.

Aylıklar düşük.

Bilet fiyatlarını arttıramıyoruz.

Hem bilet fiyatları düşük, hem de pahalı araba peşindeyiz.

“Lüks” olunca, elbet “pahalı” olacak.

Biz istedik; MBT, TEMSA, MANAŞ isteğimize uygun araç üretti.

Doğrusu; ülkenin ekonomik durumuna göre araç kullanmak.

Var pazarda! Var ama…

TEMSA “ucuz otobüs” olarak Prenses’i üretti, “peron arabası değil” dedik.

MBT ucuz araç üretti, “alçak” dedik.

Bu düşünce, bu gidişle sağlıklı değil.

 

***

Üretici firmalara “fiyatı düşürün” diyeceğimize, daha akıllı öneriler getirmeliyiz. Mesela…

“Yedek parça fiyatlarını ucuzlatın”, “Garanti süresini arttırın” diyebiliriz.

Üretici, pazarda “güven havası” yaratmalı.

Fiyatları belli bir seviyede tutup tüketiciye “fırsat eşitliği” sağlanmalı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir