Otobüsçünün kafası karışık

 FUAR bu sene oldukça sönüktü. Bir otobüsçüler, bir de “Tost – Ayran” kesimi yani, fuarı gezen meraklı halk kitlesi vardı.

Bu atmosfer içinde; üretici firmalar büyük bir “özveri” içinde hazırladığı araçları “görücüye” çıkardı.

“Peron otobüsü” alanında üç yeni model sergilendi.

Her aracın kendine has özellikleri var.

Bu yüzden, otobüsçünün kafası oldukça karışık.

Tercihlerde “zorlanmalar” var.

“Her firmada her marka araç bulanacak…”(bu benim görüşüm değil, TEMSA Satış Müdürü Mustafa Sarıgül’e ait.)

Galiba haklı.

Fuar’da gördüğüm ve incelediğim araçlarla ilgili kısa bilgiler vereyim.

 

MERCEDES CEPHESİ.

0 403 gerçek anlamda yenilenmiş.

Ön tampon üç parça ve daha fonksiyonel.

İç aydınlatmadan şikayetçiydik, sızlanmaya meydan vermeyecek bir düzenleme getirilmiş.

Koltuklardan, kolçaklardan yakınıyorduk, ortadan kaldırılmış.

Yolcu ve sürücünün “rahatı”na yönelik yeni ve “ergonomik” bir model konulmuş. Ön farlar farklı…

Arka stop lambaları tüm Mercedes modellerindeki aynı çizgiye sahip.

Modele göre “ufak” farkları var.

Ön direk kapı ortasına kadar devam ediyor. Yani biraz daha havalı.

 

***

Herkes 0 403’ün merak ediyordu ve bütün ilgi üstüneydi. Halbuki, İzmir Fuarı’ndaki Mercedes pavyonu’nun baş köşesini 0 560 süslüyordu.

0 560 ilgi görmedi

Biraz 0 403’ün gölgesinde kaldı.

Oysa ki; 0 560 dünya pazarlarında ilgi görecek bir araç.

 

TEMSA CEPHESİ..

Temsa’nın yeni peron otobüsü Safir’i Doğan Yüncüoğlu ile birlikte inceledik.

Doğan Yüncüoğlu; otobüsü bilen iyi bir mühendis.

Tecrübeli ve konusuna hakim.

Safir’in özelliklerini anlattı.

Motor; Euro II,  350 beygir gücünde Turbo-İntercooler.

Süspansiyon: çift boğumlu dışa açılmış hava körükleri (önde 2, arkada 4 adet) ile iki yana sallanma minimize edilmiş.

Çift tesirli amortisör yansıması önlenmiş.

Dahili – harici kamera+monitör sistemi şoför için büyük “görüş kolaylığı” getirmiş.

Aracın ön ve arka kısmı ile entegre “aktif havalandırma” sirkülasyon sağlıyor ve sürekli temiz hava veriyor.

Gelişmiş Volt retarder takılı. İlave soğutma sistemi sayesinde retarderin ısınarak devreden çıkması önlenmiş.

Koltuklar Gramer.

Çağdaş çizgili ve ortopedik.

Doğan Yüncüoğlu alabildiğine, heyecanla anlatıyor. Ama yerimiz sınırlı.

En önemli özelliklerden birini de ben nakledeyim: Safir’de seyahat ederken cep telefonunuzu kullanabiliyorsunuz.

Koltuğa oturan yolcu, aracın yan cephelerine ayaklarını rahatça koyabiliyor.

Koltuklarda “ayaklık” var.

 

MANAŞ CEPHESİ…

MANAŞ pavyonu’nda üç otobüs vardı. Biri bildiğimiz S 2000, diğeri , kısa mesafeli yolculuklar için tasarlanmış SÜ 313.

SÜ 313; çizgileri çok farklı, zarif bir araç… MANAŞ ayrıca, Türkiye’de üretilmeyen bir ürünle “mesafe” almış gibi görünüyor.

MAN Mega S 2000; 3 akslı, 13.7 metre uzunluğunda bir otobüs.

Yollarımız açısından “lüks” sayılan bu otobüsün üretim seyri ne olacak, bugünden kestirmek zor.

Firma haklı.

Zira üretimleri sadece Türkiye için değil.

Man’ın Avrupa’da haklı bir şöhreti var.

 

YA OTOBÜSÇÜLER?

Türkiye’de otobüs üreten firmalar, tasarımlarında dünya pazarlarını gözetiyor.

Onlar otobüs üretirken “dünya pazarları”nı göz önünde bulunduruyorlar, biz eleştirirken “peron gözü”yle bakıyoruz.

Kendi açımızdan değerlendiriyoruz.

Çeşitleri görüp, bu açıdan bakınca tabi kafalar karışıyor.

Zira üretimler açısından pek fark yok.

Hepsi kaliteli, hepsi modern teknoloji ürünü.

 

***

Şimdi ne olacak?

Otobüs üreten firmalar ellerinden geleni yaptılar.

Titiz bir çalışmanın ürünü olan otobüslerini sergilediler.

Bence otobüs alımında, fiyat etkili…

Bir etki de “yolcu tercihi”ne bağlı.

Patron yolcu!

Yolcu hangi otobüsü tercih ederse o satacak.

Yeni üretimlerin pazardaki payını bu dönemde “yolcunun tercihi” belirleyecek.

Bence bu işi “sandık” çözer. Yolcunun sandığa atacağı oy, satış şansını belirler.

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

3-9 Eylül 1999

Sayı: 91

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir