Başarılar hatırlanmaz, hatalar unutulmaz

 MENGERLER Otogar’da her ay “dinlenme toplantısı” yapıyor.

15 Eylül Çarşamba günü yapılan bu ayki toplantının konusu “yenilenmiş 0 403’den 0 560’dan bahsedildi.

Kıyaslamalar yapıldı.

Mengerler Genel Müdürü Hayrettin Karaboğa 0 560’ı anlatmak isteyince Fındıkkale Turizm sahibi Sabri Karataş müdahale etti ve dedi ki:

“Bizim 0 560’ı konuşmamıza gerek yok. Çünkü ‘kısa mesafe’ ve ‘turist otobüsü olduğunu’ söylediniz. ‘Şehirlerarası otobüs değil’ dediniz.

Karaboğa sözü aldı. Devamla “Evet… bu şehirlerarası olmayabilir. Turiste çalışır.. Belki Van’a Giresun’a gitmez ama İstanbul – Tekirdağ, İstanbul – Edirne çalışır dedi.

Sabri Karataş  tekrar itiraz etti: Niye Giresun’a gitmiyor, anlamadım?

Niyesi, “bagaj” meselesi…

Zaten Eşrif Biryıldız Taşıyanlar dergisine verdiği bir demeçte “0 560 bize göre Trabzon’dan yüklenecek fındık çuvalları için yeterli olmayacaktır. O 560, Türkiye’de kullanılan peron otobüsü tabirine uymamaktadır” demişti.

Burada bir not düşeyim:

Bu ülke 1984 ve 1985 yıllarına kadar 0 302’yle taşıdı yolcusunu..

Ve 0 302 İstanbul’dan Van’a kadar gitti.

 

***

0 560 iyi teknik vasıflara haiz..

uzun mesafeler için teknik eksikliği yok. Şehirlerarası için teknik kaybı yok. Gerçi, yüksekliği sorun ama, aracın içi ferah.. Hele iç yüksekliği 0 403 SHD ile aynı.

0 403 SHD 2011 milimetre, 0 560 ise 2010 milimetre.

Aralarında 1 milim fark var.

Yani bir saç teli kadar..

İki otobüste de iç yükseklik aynıdır.

Bir de “çevreci motor” meselesi var.

Euro II’nin Euro I’den farkı ne?

Özellikleri var mı, üstünlüğü nedir?

Bu “fark” müşterilere satış sırasında anlatılmıyor.

Satacak adam işin tekniği iyi bilmeli.

Anlatacak da bilmeli.

Satışı ilgilendiren sadece para…

“Ver parayı, al aracı…”

 

***

Dikkatimi çeken başka noktalar da var.

Belki “yıldızlar tutkusu”na sahip insanlar bir açıdan haklı eleştiriler yapabilir.

Her yerde “yıldız” kalitesi görmeyi istemek en doğal hakkı “yıldız tutkunları”nın…

Satışta, satış sonrası hizmetlerde, serviste, araç teslimatında, müşteriye verilen değerde! Her yerde…

Zaten Mercedes Benz Türk yöneticileri de bu “kaliteyi” hedefliyor.

…Ve onun içindir ki; yeni yatırımlar, yeni servisler, yeni, yenilenmiş araçlar “yıldız tutkunları”nın memnuniyeti için  pazarda…

 

***

Toplantıda dikkatimi çeken en önemli nokta; biz otobüsçülerin, kullandığımız araçları, teknik açıdan, kullanım açısından pek bildiğimiz söylenemez.

Kullanma talimatlarını okumuyoruz.

Bu, önemli bir sorundu.

Ama bu sadece bizim sorunumuz değil.

Biraz da üreticilerin sorunu.

Biz, üreticilerin müşterisiyiz.

Tüketiciye karşı, kendi ürününü anlatmakta üretici daha “dikkatli” ve “titiz” olmalı.

 

BÜYÜK ELEŞTİRİLER

Bazen görüyor ve şahit oluyoruz. Çok büyük eleştiriler getiriyor otobüsçü.

Bir yerde “ama ben teknikten anlamam” diyor. İşin içinden çıkıyor.

Üreticiler “bu otobüsçüler  araç hakkında teknik bilgiye yeterince sahip olamadıkları için,  bizim ürettiğimiz aracı/araçları iyi değerlendiremiyorlar” diyebilirler.

Bu da bir yaklaşım.

Fakat doğru bir yaklaşım olamaz.

Üreticilerin “ürettiğimiz aracı iyi tanıtamamışız. Teknik özelliklerini, üstünlüklerini, yeniliklerini anlatamamışız” demeleri bence daha doğrudur.

 

***

İzmir Fuarı’nda 0 560 “üvey evlat” muamelesi gördü.

Aracı tanıyan ve tanıtacak pek kimse yoktu. Hatta, yeterli broşür yoktu.

Yeni üretim için az da olsa bir çaba  harcanmamıştı.

Otobüsçüler “Fuarın yıldızı” olarak Setra’yı seçti.

Ama 0 560’la ilgilenen olmadı! 0 560’ın kökeni Setra 315GT’dir. Motoru hariç, her şeyi Setra!

Bu Avrupa’da en çok satan modeldir. 3 binin üstünde satmış. Fiyatı 400 bin mark civarında. (Setracılar böyle söylüyor)

Bu otobüse yazık olmasın!

Bu araç belki yeni 0 302 olacak.

Neden olmasın?

Daha iyi tanıtılmalı..

Üretmek yetmez.

Başarılar hatırlanmaz, hatalar unutulmaz!

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

17-23 Eylül 1999

Sayı: 93

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir