YEMEN’DEYİM…

 BİR Süredir görevim gereği Yemen ve Suudi Arabistan’da bulunuyorum.

Bölge gerçekten ilginç…

Geçenlerde bir yazımda “Dışarıdan bakınca…” diyerek Afrika ve Ortadoğu insanının Türkiye ile ne kadar “ilgili” olduklarını anlatmıştım.

Bu defa sizlere Yemen’i kısaca anlatmaya ve tanıtmaya çalışacağım.

 

SOSYAL SİMGE…

Yemen; Kızıldeniz’in Hint Okyanusu’na geçiş yeridir.

Osmanlı İmparatorluğu için stratejik önemi vardı.

Bu yüzden Yemen’e büyük önem veriliyordu.

Yemen bugün de önemli bir ülke…

Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih, güney ve kuzey Yemen’i birleştirmiş

Yemen bölgede daha güçlü bir ülke durumuna gelmiş.

 

***

En çok dikkatimi çeken şu:

Yemenlilerin belinde, yarım ay şeklinde, kın içinde bir hançer var. Göbek ortasında dik durur ve bir kemerle bağlıdır.

Hançerin yöresel adı Canıbiye…

Yemen Canıbiyesi’nin sapı ve kını işlemelerle süslü.

Tıpkı bizim telkariler gibi…

Veya altın, gümüş sedef kakma gibi…

Bazen altın liralarla da süslüyorlar.

İstinasız bütün Yemenliler bunu kullanıyor.

Değeri 10 dolardan milyon dolara değişiyor.

Neden böyle, açıklayayım:

Canıbiye aynı zamanda “sosyal” bir “simge”dir.

Kişinin toplumdaki yeriyle paralellik gösterir.

Aynı zamanda “erkeğin süsü”dür. Taşıyan kişinin “şerefi”dir.

Yemenli; şerefine düşkün, vakur ve duygusaldır.

 

***

Yemen’de silah da çok önemli.

Yolda canıbiyesi belinde, kaleşinkofu elinde, insanlar öyle dolaşır.

Şehir merkezinde, en işlek caddelerde bile aynı manzarayı görebilirsiniz. İlginç olan, bu durumun son derece “doğal” olması ve öyle kabul edilmesi.

Yemenli’nin canıbiye ve kaleşinkofa ilave olarak başka aksesuarı daha var. Çoğu Rolex saat kullanır.

Ekonomik gücü elveren, mutlaka Rolex saat kulanıyor.

Alım gücü olmayan da ne yapıyor biliyor musunuz? Taklit  Rolex kullanıyor. Yemen, Rolex’in önemli bir pazarı…

 

***
Yemen denince ilk hatıra gelen bir başka özellik de “Gat”…

Gat, yeşil yapraklı bir çeşit “uyarıcı” ot.

Sürekli çiğnenir.

Bu yüzden Yemenli’nin avurtları hep şiştir.

Kah sağ, kah sol avurdu-ağzın hangi tarafıyla çiğniyorsa- hep bir yumurta iriliğinde şiş durur.

Yemen’de 7’den 70’e herkes gat çiğner.

Gat, sosyal ve ekonomik yaşamın temelidir.

Bütün yemen, gat çiğnemeye saat 14’de başlar.

En fazla saat 17’de yoğunlaşır. Düşünün; tüm ülkede insanlarının ağzı şiş! Bu akşam 21’e kadar sürer.

Bu saatler arasında Bob Yemen’de (şehir merkezi) her Yemenliyi ağzına sanki yumurta almış gibi avurdu şiş görürsünüz.

 

***

Yemen ekonomik açıdan “sıkıntılar” yaşayan bir ülke…  halkın büyük bir çoğunluğu komşu ülkelerde çalışır.

1990 Körfez bunalımı ve Savaş’ı zaten zor olan şartları daha da zorlaştırmış.

İçinden  çıkılamaz duruma getirtmiş.. 4 milyon Yemenli, savaş zamanında Suudi Arabistan’dan ülkelerine geri dönmüş. Büyük bir göç yaşanmış.

Düşünün, Batı’da yaşayan bütün Türkler bir ay içinde Türkiye’ye dönerse ne olur?

Bu gelişmişlik seviyesine rağmen Türkiye zorlanır.

Bunu belirli dönemlerde yaşadık.

Yaşıyoruz da….

Son Kosova olayı’nı, Göçmen kampları’nı televizyonlardan izledik.

Hem de Avrupa medeniyeti’nin tam göbeğinde çekilen cefalar, eziyetler…

Birçok ülkenin, NATO’nun, uluslararası kurum ve kuruluşların “yardım” etmelerine rağmen bir “insanlık dramı” yaşandı.

Kaldı ki, Yemen’in imkanları Türkiye ile kıyaslanamaz. Ayrıca o dönemde kimse Yemen’e yardım etmedi.

Esasen Yemen’de yaşayanlar, zaten “temel ihtiyaçları”nı karşılayamazken bir ayda ülkeye gelen 4 milyon insanı bağrına bastı.

Yemen daha az gelişmiş bir ülke.. Hatta gelişmemiş, geride kalmış.

Konut, aş, iş, su, doktor, ilaç… ihtiyaçları zaten olan problemler.

İş yok, aş yok!

Açlık ve fakirlik kol geziyor.

Yemenli bu özelliğini iyi biliyor ve şöyle bir sözü sık sık söylüyor:

“Eğer fakirlik bir erkek olsaydı, onu kılıcımla katlederdim.”

 

***

Yemenli bir yerden bir yere, hep seyahat halinde.

Ya yurt içinde, ya yurt dışında.

Birçok Avrupa ülkesinde “eski model” otobüsler kullanılırken, Yemenli “yeni”yi ve “gelişmiş” olanı tercih ediyor.

Hani, batı Avrupa’da “Türken Bus” olarak ün yapan 0 403’ler varya…

Burada da “Bas Türki” (türk otobüsü) var.

Yemende otobüsçülük “Bas Türki” ile ün yaptı.

Burada bizim 0 403’ler  çalışıyor.

Yani Mercedes-Benz Türk’ün ihracat için Türkiye’de ürettiği 350’ler.

Yolcu taşımacılığı sistemini,ülkeye Türkiye getirmiş,.

Türk ortaklı bir şirket var.

Konuyu daha sonra geniş anlatırım.

 

***

Biraz da, ulaşımdan, taşımadan bahsedeyim.

Yemen’de her saniye “kaza” olur.

Bölge dağlık…

Yollar dar ve çok virajlı.

Sen kaza yapmazsın ama, gelip sana çarparlar.

Kazan olunca da hemen “halletmek” lazım.

Çünkü burada Osmanlı’nın etkisinden olsa karakuş kanunları geçerli. Halletmezseniz işiniz zor.

Bir kazanın mahkemesi 3-4 yıl sürüyor.

Bu süre içinde de otobüs “bağlı” kalır.

Dolayısıyla sigorta primi çok yüksek.

Yüzde 6’larda.

Trafikte olanların kullandığı bir söz var: “Burada kırmızı lamba yok..

Durmak yok…

Geçip, gidersin!”

 

***

İşte Yemen’de otobüsçülük, trafik böyle…

Böyle bir ülkede, 2500 rakımlarda, dar ve virajlı yollarda “Türk otobüsü” ve “Türk şirketi” çalışıyor.

Otobüsçü için imkanlar çok kıt!

Düzen ve anlayış çok farklı.

Dedim ya “Yemen ilginç bir ülke” diye…

Otobüsçük açısından daha neler var, neler…

Gelecek yazımda otobüs tamiri nasıl yapılıyor, “sigortacılık” ve “garanti hizmetleri” ne durumda, onları anlatayım.

 

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

17 Haziran 1999

Sayı: 79

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir