Piyasanın sorunu, finans.

 YIL 1998

Bir DAF 350 DM peşin, kalanı 7 ay taksitle toplam 700 bin DM.

Otobüsçü ayda 50 bin DM taksitle satın aldı DAF’ları.

Sonra bunu 7 milyar Türk lirasına satamadım.

Yani, içindeki “takım koltuk” parasına dahi satın alana çıkmadı.

O dönemlerde, mesela 94’de otobüsçü, 3 adet 304’ü satıp, 2 adet DAF alabiliyordu.

Çark böyle dönüyordu.

Birkaç yıl sonra, 97, 98 yıllarına gelindiğinde bir adet 94 model 304, 4 adet 94 model DAF ediyordu.

 

ÜRETKEN BİR YIL…

Otobüs üreten firmalar şu an “yeni modeller” üzerinde çalışıyor.

Kim çıkaracak?

İzmir fuarı’na Mercedes Benz-Türk iki modelle katılacak.

2000 yılının 403’ü üreticinin “Have a face lift” olarak  tabir ettiği değişikliğe uğruyor.

Yani, “yüzü” değişiyor.

Piyasada buna şimdiden “makyajlanmış 403” adı takıldı.

MBT’nin ikinci yeni üretimi “eko” istemiyle piyasaya sürülecek.

Eko; turizm ve kısa mesafeli yolculuklar için tasarlanmış bir model.

Bagaj hacmi az.

O da diğer Mercedes modelleri gibi “modern  teknoloji” ürünü.

Piyasa “yüksek kabin” araçları tutuyor.

Bu nedenle TEMSA da üretimine yeni bir model ekledi.

TEMSA’nın 2000 model yeni otobüsü de İzmir Fuarı’nda boy gösterecek.

Bu yeni ürün,  daha önceki modellerde olduğu gibi “Uzakdoğu çizgisi” taşımıyor.

TEMSA’nın yeni modeline “Akdeniz esintileri” hakim.

MANAŞ cephesi’nde de üretime ilişkin yoğun bir faaliyet var.

S 2000’i “iyileştirme” çalışmaları sürüyor.

Üretip fuarlarda teşhir etmek kolaydır

Ama piyasanın sorunu “finans”tır.

Bu konuda çabalar var.

 

BAŞKA NELER VAR?

Piyasa, satış yönünden durgun ama, üretim açısından oldukça hareketli.

Yerli üreticilerin yanında ithalatçılar da “yoğun  çalışma” içinde.

Belçika yapımı “Van Hool” Türkiye piyasasına girmeye hazırlanıyor.

Geçiniz!

… Ve yukarıda verdiğimiz DAF’lara ilişkin örneği unutmayınız.

SETRA da yeni modellerle geliyor.

Firma Türkiye’ye yönelik geniş bir “tanıtım kampanyası” hazırlıyor.

5 ayrı Setra, Türk otobüsçünün beğenisine sunulacak.

 

NEDEN YENİ MODEL?

Gelecek yıllarda da yeni modeller çıkacak.

Her model, bir öncekini aşacak.

Kar’ı düşünen üretici firma ister mi, yeni model çıkarmak?

Kendini amorti etmiş kalıplar…

Kalıp maliyeti sıfır!

İşçi otobüse alışmış, hızlı ve atasız iş yapıyor.

Üretim bantları ihracat sayesinde ayakta durabiliyor.

Yoksa…

Biz olaya sadece “garaj gözüyle” bakıyoruz.

Üretici firmalar ise olaya “dünya ölçüsü”nde bakıyor.

Teknolojinin önünde kimse duramaz.

Yalnız piyasada şu kanı var:

Almayan batacak, ama alan da altından kalkabilecek mi?

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

16-22 Haziran 1999, Sayı: 71

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir